23 Eylül 2008 Salı
19 Eylül 2008 Cuma
Mimarlık ile ilgili dünyada en çok ziyaret edilen 10 site
- Archpedia - Mimari Projeler, haberler, gelişmeler, röportajlar, kaynaklar
- Archguide - Mimarlıkla ilgili farklı konu başlıkları altında çok sayıda link içeren bir rehber sayfa.
- ARCAT - Yapı ürünleri ile ilgili 300,000'in üzerinde sayfa, CAD detayları
- Built in America - Tarihi Amerikan yapıları ile ilgili bir sayfa
- Cyburbia - Makaleler, mesaj panoları, ilanlar, çok sayıda mimari konuda link.
- American Institute of Architects
- Great Buildings Online - Görüntüleri, çizimleri ve 3 boyutlu modelleri ile dünya üzerindeki görkemli yapılar.
- Architecture.com - Royal Institute of British Architects tarafından hazırlanmış 150,000'in üzerinde mimari makale içeren bir kaynak site.
- Googie Architecture Online - Farklı tarzda inşa edilmiş mimari eserler...
- Architectureasia.com - Mimari konularla ilgili Asya ülkelerinden ve Avustralya'dan 800'ün üzerinde link içeren bir sayfa.
18 Eylül 2008 Perşembe
Minyatür Sanatı
Minyatür Sanatı
Batı dillerinde bir nesnenin küçük boyutlardaki örneğini belirten “Minyatür” sözcüğü, zamanla kitap resmi için kullanılan bir terim halini almıştır. Eski Türk kaynakları kitap resmi için “Nakış”, “Tasvir”; minyatür ressamı için de “Nakkaş”, “Musavvar” gibi sözcüklere yer verirler. Kitap resmi sanatı için çok yaygın olarak “Minyatür” kullanılmakta olduğu için biz de bu sözcüğe yer veriyoruz.
8. ve 9. yüzyıla ait olan ve Turfan bölgesinde Hoço, Bezeklik, Sorçug gibi Uygur merkezlerinden günümüze gelmiş Türk resim sanatının örnekleri arasında, duvar resmi ve figürlü işlemelerin yanında minyatürler de bulunmaktadır. Türklerin İslamiyeti kabul etmelerinden önceki devreye ait yazmalardaki minyatürler, Uygur prens ve prensesleri ile Mani ve Uygur rahiplerini canlandırırlar. Çeşitli kültür ve dinlerin etkili olduğu bir ortamda yapılan bu minyatürlerin üslupları çok zengindir ve farklılıklar gösterir. Türk minyatür sanatının 13. yüzyıla kadar olan gelişimini gösteren daha sonraki örnekler ne yazık ki, kaybolup gitmiştir.
Bir aşk hikayesi olan Varka ve Gülşah (TKSM, H.841) 13. yüzyıl Selçuklu dönemi resim sanatının en güzel örneklerindendir. Yazma, Hoy’dan gelmiş ve Konya’ya yerleşmiş bir aileden olan Abdül Mümin tarafından resimlendirilmiştir. Varka ve Gülşah minyatürlerindeki Türk tiplerini temsil eden figürler, Büyük Selçuklu dönemi çini ve seramiklerindeki figürlerle büyük benzerlikler gösterir. ılk minyatürde, içinde çeşitli dükkanların bulunduğu bir çarış ile adeta öykünün geçtiği ortamın bir takdimi yapılmaktadır. Gülşah’ın çadırında üzüntüden bayılmasını ve Varka’ya kavuşmasını gösteren yalın sahnelerin figürlerden arta kalan boıluklarını ise, dekoratif bitki ve hayvan motifleri doldurmaktadır. ıki atlının döğüşünün yer aldığı sahnede de zemin arabesklerle tamamen doldurulmuştur. Zeminin bu biçimde süslenmesini, Büyük Selçuklu dönemi minyatürlerinin çoğunda buluruz. Bu ağır süslemelere karışn, ince uzun dikdörtgenler oluşturan kompozisyonlar oldukça yalındır.
Selçuklu döneminden günümüze gelmiş bir başka eser ise, 1271’de Aksaray’da yazılarak Sivaslı Nasreddin tarafından Selçuklu Sultanı III. Gıyaseddin Keyhüsrev’e sunulan bir Astroloji Kitabı’dır (Paris, bib. Nat., P.174). Doğu’dan alınan motiflerin yanında minyatürlerdeki güçlü konturlar ve hafif gölgelendirme, sanatçısının Bizans minyatürlerini tanımış olduğunu göstermektedir.
Osmanlı minyatür sanatına geçmeden önce, araştırıcıların Türklerin eski yurtları Orta Asya’da, Türkistan’da yapılmış olduğunda birleştikleri ve “Mehmet Siyah Kalem” diye adlandırılan resimlerden söz etmek gerekir. Topkapı Sarayı’ndaki bu resimler, içinde sultanın portresi bulunduğu için “Fatih Albümü” diye adlandırılan derlemede yer almaktadır. Çeşitli çevre ve dönemlerden gelen eserlerin arasında yer alan bu resimlerdeki figürler belli bir hacim değerine sahiptir. Koyu ve az sayıda renk kullanılarak yapılmış olan resimlerin bir kısmının rulo parçaları olduğu anlaşılmıştır. Resimlerin bazıları ipek, bazılarıda kaba Çin kağıdına yapılmıştır. Bilim adamlarının şamanizm dünyasını yansıttığı konusunda görüş birliğinde oldukları bu resimlerde kuvvetli bir Çin sanatı etkisi egemendir.
Anadolu beylikleri arasından çıkarak, devletlerini üç kıta üzerinde genişleten ve büyük bir imparatorluk haline getirmeyi başaran Osmanlıların, kuruluş dönemine ait kitap sanatını, yalnız bazı yazılı kaynaklardan öğreniyoruz. Çünkü bu dönemin minyatürlü yazmalarından örnekler günümüze kadar gelmemiştir. Son yıllardaki araştırmalar, Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılmış birçok minyatürlü eseri gün ışığına çıkarmıştır. Bunlardan biri olan ve 1455’te Edirne’de gerçekleştirilen Dilsuznâme: Gül ve Bülbül (Oxford Bodlein Lib.) adlı edebi eser, Türkmen minyatürlerinin etkisini göstermektedir. Hatifî’nin, mimari çizimlerdeki perspektif denemeleri ve Fatih döneminde Batı’dan alınan etkileri yansıtan Hüsrev-işirin minyatürleriyle (N.Y., Metropolitan Museum of Art, 6927), Katibî Külliyatı (TKSM, R.989) ve Venedik San Marco Kütüphanesi’ndeki ıskendernâme Minyatürleri de Türkmen okulu etkilerini güçlü biçimde ortaya koyarlar. Bu eserler dönemin giyim, müzik aletleri ve eğlence hayatı gibi bazı özelliklerini de yansıtırlar.
1465’te Amasya’da hazırlanmış olan tıp kitabı Cerrahiye-i Hakaniye (Paris, Bib. Nat., T.693) daha başka bir anlayışı, taşra üslubunu sunar. Bu minyatürlerin en genel özellikleri, çeşitli cerrahi müdahaleleri çizgisel bir üslupla açık seçik ve yalın bir biçimde açıklıyor olmalarıdır.
Eyalet sanat merkezlerindeki gelişmenin yanı sıra imparatorluğun başkenti İstanbul’da yoğun faaliyetlere sahne olmaktaydı. Fatih Sultan Mehmed, ıtalya’dan aralarında Gentile Bellini’ninde bulunduğu sanatçılar getirtmişti. Geniş görüşlü askeri deha, bilim ve sanata da büyük bir ilgi duymaktaydı. Bellini’ye yağlıboya portresini, Constanza da Ferrara’ya da üzerinde büstü ve atlı portresi bulunan madalyonları yaptırdı. Bu sanatçıların İstanbul sarayında yaptıkları eserlerin çoğu ortadan kalkmıştır. Ama onların öğrencileri olan Türk nakkaşlarının eserlerini tanıyoruz. Batı resim sanatını İstanbul atölyelerine tanıtan bu sanatçıların arkalarında bıraktıkları, etki, Doğu geleneği ile birlikte erken Osmanlı dönemi minyatür sanatı üslubunu oluşturan ilk adım olmuştur.
Türk portreciliğinin doğmasında hiç kuşku yok ki, bu faaliyetlerin etkisi olmuştur. Osmanlı portre ressamlığının ilk ürününü, Fatih Portresi (TKSM, H.2153) ile Sinan Bey vermiştir. Fatih Sultan Mehmet bu eserde bağdaş kurmuş oturur vaziyette resmiyetten uzak ve samimi bir halde gösterilmiştir. Fatih’in duyarlı kişiliğini başarı ile yansıtan portrede, Padişah gözleri uzaklara dalmış, elinde tuttuğu gülü koklarken resimlenmiştir. Gerek yüzdeki hafif gölgelendirme gerek kaftanın yakasının işlenişi, Doğu ve Batı üsluplarının Türk sanatçıların elinde nasıl yeni bir senteze ulaştığını ortaya koymaktadır.
Doğu’da özellikle ıran’la hem savaş hem barış sırasındaki sürekli ve yoğun ilişkiler, sanat alanında Türkler için önemli bir esin ve etki kaynağı olmuştur. Doğu’nun edebi eserleri çoğaltılmış ve resimlenerek yazma halinde günümüze gelmiştir. Saray resssamlarına ödenen ücreti ortaya koyan Ehl-i hiref defterleri aynı zamanda, atölyelerdeki yabancıların arasında ıranlıların büyük bir çoğunlukta olduğunu da göstermektedir. Bursalı Uzun Fırdevsî’nin Süleymannâmesi’ndeki takdim minyatürü, dönemin iyi bir örneğidir.
Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı minyatür sanatında pek çok yeniliğin denendiği bir dönemdir. Bu yenilikler arasında, tarihi olayları saptama anlayışının “şehnâmecilik” adıyla resmi bir görev halini alması da vardır. Bu anlayış içinde tarihi olaylar yazma olarak kayda geçirilirken, bir yandan da resimleniyordu. İmparatorluğun doğu ve batısındaki savaşlar, fetihler ve seferler, tahta geçişler, yabancı elçilerin kabulü, bayram kutlamaları gibi önemli olayların yanı sıra, bazen sultanın yalnızca tek bir seferi de ele alınabiliyordu. Kanuni döneminde Nevaî Hamsesi (TKSM, H.802), Nevaî Divanı (TKSM, R.804), Tuhfet-el Ahrar (TKSM, R.914) gibi edebi eserlerin yanında, tarihi minyatürler de aynı derecede önemlidir.
Bu tür eserlerin en önemlilerinden birisi de Arifî’nin Süleymannâme’sidir (TKSM, H.1608). Eser 1543 Macaristan kuşatmasını, Nice’in fethini ve deniz seferlerini konu almaktadır. Barbaros Hayreddin Paşa idaresindeki Osmanlı donanması 1543 baharında, Kanuni Sultan Süleyman’dan yardım isteyen I. François’yı desteklemek üzere Akdeniz’e açılmıştır. Barbaros, ıtalya’nın birkaç limanına uğradıktan sonra Marsilya’ya ulaşmış, Fransız donanmasıyla buluşmuş ve V. Karl’in (şarlken) müttefiki olan Savois dükasından Nice’i almıştır. Türk donanması bundan sonra kışlamak üzere Toulon limanına gitmiş, Genova’da esir bulunan Turgut Reis’i, limana dayanıp köyleri yakmakla tehdit ederek kurtarmıştır. Bu deniz seferi sırasında donanmanın gittiği bütün limanlar, Süleymannâme’de önemli özellikleri ile resimlenmiştir.
Tarih-i Sultan Bayezid (TKSM, R. 1272), ise II. Bayezid döneminin deniz seferlerini anlatır. Bu resimlerde limana gelen gemiciler bölgenin özelliklerini ve yapılarını hemen algılamaları amaçlanmıştır. Bu eserde gemilerin savaşlar sırasında birbirlerine göre duruşları ile hareket biçimleri de oldukça gerçekçi ve renkli bir biçimde verilmiştir.
Bu eserler, Matrakçı Nasuh tarafından yazılan ve resimlenen Beyan-ı Menazil-i Sefer-i Irakeyn (İÜK, T.5964) adlı kitapta ilk kez ortaya konan yeni bir eğilimin devamcılarıdır. Matrakçı bu yazmada, Kanuni’nin Irak seferi sırasında Osmanlı ordusunun konakladığı yerleri anlatır. Matrak oyununun mucidi sayılan Nasuh’un bu minyatürleri figürsüz, topografik birer manzara niteliği taşır. Sanatçının Portekiz portulan çizimlerinden, önemli özelliklerin ilk bakışta kavranabildiği deniz, kıyı haritalarından esinlendiği tahmin edilmektedir. Eskişehir, Diyarbakır, Tebriz gibi örneklere bakıldığında, öteki menzillerde olduğu gibi, bu kentlerin de en önemli topografik özellikleri ve yapılarıyla ele alındığı görülür. Bu kitaptaki resimlerin içinde yeni anlayış doğrultusunda titiz bir gözlem sonucu yapıldığı belli olan “İstanbul” ayrı bir önem taşımaktadır. Bu örnek, bir Türk sanatçısı tarafından tasvir edilmiş en eski İstanbul resmidir. Resim derinlemesine incelendiğinde, sanatçının önemli özellikleri ne kadar ustalıkla seçebildiğine ve bunları yalın, dolambaçsız bir biçimde yansıtabildiğine hayran olmamak elde değildir.
Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatının son döneminde hazırlanmış olan Süleymannâme (TKSM, H.1517) bu padişah zamanında başlatılan şehnâmecilik’in bir ürünüdür. Eser Firdevsî’nin şehnâmesi fikrinden hareket edildiği için Farsça ve mesnevi tarzında yazılmıştır. Başlangıçtan itibaren Osmanlı hükümdarlarının saltanatlarını ele alan beş ciltlik bir dizinin sonuncusu olan yazma, Arifî tarafından kaleme alınmıştır. Eser, bu dönem minyatürlerinin çoğunda olduğu gibi yalın bir düzenleme sunar. Ancak minyatürlerin yüzeyleri, çoğu zaman ana konuyu izlemeyi güçleştiren süslemeci motiflerle doldurulmuştur. Ama bu özellik, tarihi olayların minyatürlerle yansıtılması konusundaki titiz yaklaşımın gelişmesiyle giderek eriyecektir. Tarihi olayları gerçekçi bir tavırla saptama anlayışı ise, artık Türk minyatür sanatının değişmez bir özelliği olarak gelenek haline gelecektir.
Bu eserde Topkapı Sarayı’nı gösteren minyatürler, önemli özellikleri ve genel görüntüsüyle sarayın bu dönemdeki durumunu yansıtan birer belge değerindedir. şematik bir biçimde ele alınmış olan sarayın ikinci avlusundaki revaklar, sol tarafta da kubbealtı görülmektedir. Kubbealtını gösteren minyatürde katipler, öteki görevliler ve toplantı halindeki vezirler, yerli yerinde sıralanmış oturmaktadırlar. Kubbealtı revağının altında, köşede maaş olarak dağıtılacak altın ve gümüşler tartılmakta, keselere konup, mangalda eritilen balmumu ile mühürlenmektedir. Öte yandan minyatüre bakanların olayların bütününü anlayabilmesi için binalar açık bir kesit halinde gösterilmiştir. Kanuni’yi avlanırken gösteren sahne ise figürlerin basit sıralanmasından oluşan yalın kompozisyon şemasına iyi bir örnektir. Sultan’ın Topkapı Sarayı ikinci avlusunda tahta çıkma töreni de yalın düzenleme şemasına bir örnektir. Bu kompozisyonda yeni sultana bağlılıklarını sunacaklar yarımay biçiminde çizilmişlerdir. Belgesel değere sahip bir başka sahne ise devıirmelerin toplanmasını yansıtır. Bu kompozisyonda olayın bütün ayrıntıları tam olarak ele alınmış, eser böylelikle resimli bir belge niteliği kazanmıştır.
Kanuni döneminde başlayan tarihi konuların işlenmesi ve şehnâmecilik’e bağlanıp devletin resmi tarihini belgeleme niteliği alması, klasik döneminde Türk minyatürüne ana karakterini kazandıracak, İslam ülkelerinde gelişen minyatür sanatı içinde ötekilerden ayrılan bir okul oluşturacaktır.
Kanuni döneminde yapılan bu konudaki denemeler II. Selim ve III. Murad zamanında meyvelerini vermiştir. 16. yüzyılın ikinci yarısında parlak renkli süslemeler sadeleştirilerek figürlerin adeta soluk alması sağlanmış, Türk minyatür üslubu klasik bir yetkinliğe ulaştırılmıştır. Daha önce de sözünü ettiğimiz gibi tarihi konulu minyatürler Osmanlı ordusunun seferlerini, padişahın tahta çıkışını, saray içinde ve dışında düzenlenen gösteri ve şenlikler gibi olayları da konu alıyordu. Örneğin Kanuni’nin son yıllarında 1558’de yazımına başlanan Sefer-i Zigetvar (TKSM, H.1339) adlı eserde Zigetvar seferi ve II. Selim’in tahta çıkışını izleyen yıllar konu edilmiştir. Sultan IŞ. Selim’i tahtında oturmuş, önünde iki büklüm eğilmiş Avusturya elçisini huzuruna kabul ederken gösteren resim, eserdeki ilginç minyatürlerden biridir.
Süleymannâme ya da Zafernâme (Dublin, Chester Beatty Lib., 413) adlı eserde ise Kanuni Süleyman’ın son yıllarındaki önemli olaylar, Zigetvar seferi ve Sultan’ın ölümü anlatılmıştır. Süleymannâme’de yer alan bir minyatürde Zigetvar kalesinin havadan görünüşü başarılı bir “harita resim” üslubuyla seyirciye sunulmakta, böylece savaş alanı hakkında bir fikir verilmekteydi. Bilindiği gibi kuşatma sırasında daha kale alınmadan Kanuni ölmüştü. Cenazenin kaldırılışını gösteren sahne sade ama etkileyici bir anlatımla sunulmuştur. Dönemin önemli olaylarından biri sayılan Süleymaniye Camii’nin tamamlanması da aynı eserde yine tarihi bir belge olarak yer almaktadır.
Tarihi konulu yazmalardan biri de Kanuni’den sonra tahta geçen oğlu II. Selim’in saltanat yıllarının anlatıldığı şehnâme-i Selim Han’dır (TKSM, A.3593). Bu eserde babasının ölümü üzerine Belgrad’a giden IŞ. Selim’in Otağ-ı Hümayûn’da tahta çıkışı da tasvir edilmiştir. Aynı eserin karışlıklı iki sayfasında ise karada ve denizde sürdürülen Navarin savaşı, bir başka sayfada da Tunus’un zaptı gibi belgesel değer taşıyan konular ele alınmıştır. Edirne Selimiye Camii’nin tasviri ve padişahı Topkapı Sarayı’nda kendisine paha biçilmez hediyeler sunan Safavi elçisini kabul ederken gösteren minyatürler, bu yazmada yer alan başarılı örneklerdir.
Klasik üslup sanatsever bir padişah olan III. Murad zamanında en yüksek düzeye ulaşmıştır. Bu dönemin minyatür sanatı bakımından en önemli ve en zengin yapıtı Surnâme’dir (TKSM, H.1344). Eser, III. Murad’ın oğlu şehzade Mehmed’in 52 gün 52 gece süren sünnet düğünü eğlencelerini konu almaktadır. Sünnet şenlikleri o günkü adıyla Atmeydanı’nda (Sultanahmet meydanı) yapılmış, padişah ve şehzadesi gösterileri ıbrahim Paşa Sarayı’nın meydana bakan cephesindeki şahnişin’den izlemişlerdi. Yabancı konuk ve elçilerle saraylılar için de ıbrahim Paşa Sarayı’nın bitişiğine bir tribün yapılmıştı. şenliğe cambaz, hokkabaz, perendebaz gibi marifet ehlinin yanı sıra İstanbul’un bütün esnaf loncaları da katılıp hünerlerini göstermişlerdi. Nakkaş Osman, şenlik olayını akış sırasına bağlı olarak sahnelere bölmüş, meydan ve sarayı bir çerçeve halinde tekrarlayarak gösterileri bir film şeridi gibi gözümüzün önüne sermiştir. Bu bakından Surnâme sanat ve kültür tarihimiz için çok önemli bir belgesel kaynaktır.
III. Murad döneminin en önemli yazmalarından biri de iki cilt halinde, minyatürlü olarak hazırlanan Hünernâme’dir (TKSM, H.1523/4). 1584’te tamamlanan birinci ciltle kronolojik bir sırayla Selçuklu ve Osmanlı sultanlarının tahta çıkışları ile her birinin saltanat yıllarında geçen önemli olaylar anlatılarak resimlenmiştir. Dört yıl sonra tamamlanan ikinci ciltte ise yalnızca Kanuni Süleyman dönemi ele alınmıştır. Bu ciltte Sultan’ın özel hayatı ile ilgili sahnelerin yanı sıra tarihi konulara ve dönemin askeri başarılarına da geniş yer verilmiştir. Mohaç savaşını konu alan minyatür bu başarılara güzel bir örnektir.
Nakkaş Osman ve ekibinin gerçekleştirdiği önemli bir eser de şehinşahnâme’dir. 1581 tarihli birinci cildi bugün İstanbul Üniversitesi Kitaplığı’nda, ikinci cildi Topkapı Sarayı Müzesi’nde bulunan yazma III. Murad devrini konu almaktadır. Birinci ciltte karışlıklı iki sayfada yer alan ve sarayda bir bayram sabahını gösteren minyatür, bayramlaşma geleneğini yansıtması bakımından dikkat çekiçidir. Aynı ciltte III. Murad’ın sarayın harem bölümüne yaptırdığı köıkü gösteren bir minyatür de yer almaktadır. Günümüze gelmiş olan bu köık, Topkapı Sarayı’nın en görkemli yapılarından biri sayılmaktadır. Yine birinci ciltteki bir başka minyatürde ise o dönemde Galatasaray’da yaptırılmış olan Rasathane ve burada yürütülen bilimsel çalışmalar gösterilmiştir. ıkinci ciltte Osmanlı ordusunun sefere çıkışının konuya yaraşır bir görkemle tasvir edilişine tanık olunur. Uyandırılmak istenen kitle etkisi, askerlerin sık saflar halinde ve başarılı bir biçimde düzenlenişiyle sağlanmıştır.
1584’te tamamlanan Nusretnâme (TKSM, H.1365) adlı eser ise Lala Mustafa Paşa’nın 1579 yılında çıktığı Azerbaycan seferini konu alır. Kitabın başında yer alan minyatürde serdarın sefere çıkmadan önce padişahı ziyareti tasvir edilmiştir. Daha sonraki sayfalarda Paşa’nın sefer arifesinde yeniçeri ağalarına verdiği ziyafet anlatılmaktadır.
Türk portre sanatının temelleri Fatih Sultan Mehmet zamanında atılmıştı. Nigarî diye tanınan Haydar Reis en ünlü portre ustalarından biridir. Barbaros Hayreddin’i gül koklarken gösteren portresi, sanatçının portre alanındaki gücünün bir kanıtıdır. Günümüze pek az eseri kalmış olan Nigarî’nin bir başka portre çalışmasında ise Sultan II. Selim, hedefe ok atarken gösterilmiştir. Bu dönemde kaleme alınan Silsilenâme ve şemâilnâme gibi biyografi kitapları portre sanatının yeniden canlanmasını sağlamıştır. Bu tür eserlerden biri olan Zübdet üt Tevârih’te (TİEM , 1973) Hazreti Muhammed’den başlayarak dönemin sultanına kadar gelen önemli kişilerin hayat hikayeleri verilmiştir. Bu tür minyatürlerde tarihi üslup ile dini üslup birleştirilmiştir. Böylece taze bir üslup birleşimine tanık olunur. Peygamberlerin hayatını ve dini olayları konu alan altı ciltlik Siyer-i Nebî’de de bu üslubun yetkin örnekleri karışmıza çıkar.Elinde ferman tutan Cebrail’in Adem ve ıit peygambere cennet elbisesi giydirişi sahnesi ilginç örneklerden biridir. Bir başka sayfada ise Hazreti Muhammed’in, Cebrail’in öğrettiği şekilde karısı Hatice ve yeğeni Ali’ye namaz kıldırışı tasvir edilmiştir. Bu minyatürlerde yeni bir anlatım üslubunun başarılı örnekleri görülmektedir.
Büyük sanat koruyucuları olan III. Murad ve oğlu III. Mehmed döneminde tarihi konulu minyatür yapımının yanı sıra edebi eserlerin resimlenmesine de devam edilmiştir. Bu edebi eserlerin başında yüzyıllar boyunca sayısız kopyaları yapılan ve resimlenen Firdevsî’nin şehnâmesi (TKSM, H.1486) gelir. Burada yer alan minyatürlerin birinde alışılmadık bir sahneye tanık olunur. Bu sahnede Osmanlı çiçek zevkinin etkisiyle ellerinde demet demet çiçeklerle ava katılan bir grup görülür.
şehnâme-i Mehmed Han ya da Eğri Fetihnâmesi (TKSM, H.1609) adı verilen eserde de bazı değişik özellikler görülmektedir. Seferden dönen sultanın İstanbul’da coıkun bir sevinçle karışlanmasını gösteren sahnede yolun iki yanına gerilmiş kumaşları tutanlardan bir kısmının seyirciye arkalarını dönmeleri, halkın kitleler halinde duruşu ve pencerelerden bakışı yeni motifler olarak dikkati çekmektedir. Talikîzâde şehnâmesi’nde (TKSM, A.3592) yer alan minyatürlerden birinde ise Manisa kenti ve sarayının başarılı bir tasviri görülür. Gerek saray gerek kent içindeki önemli yapılar ustalıklı bir düzenlemeyle açık seçik gösterilmiştir.
16. yüzyıl sonuyla 17. yüzyıl başında resimlenen bir grup eser hem konu hem anlatım üslubu bakımından farklı bir birlik oluşturur. Bunlarda her ne kadar ısfahan ve ıiraz resim okullarınınetkisi görülürse de renk kullanımı ve figürlerin işlenişi belli bir farklılık ortaya koyarlar.
17. yüzyılda minyatür sanatı bir yandan geleneksel üslubu sürdürürken öte yandan albüm resmi birdenbire büyük bir önem kazanmıştır. Falnâme’de yer alan büyük boy kompozisyonlar bu türün tipik örnekleridir. I. Ahmed Albümü (TKSM, B.408) ise hiçbir metne bağlı olmayan tek tek figürlerin ya da günlük hayatla ilgili konuların işlendiği örneklerden oluşur. Bu albümdeki sayfalardan birinde tek tek figürlerin bir araya toplandığı görülür. Çeşitli tipte insanlar giyim özelliklerini belirtmeye özen gösterecek biçimde işlenmiştir. Bu resimlerde serbest bir anlatım üslubuna tanık olunur. Geleneksel anlatım tarzlarından ayrılan bu tür serbest üslup örneklerine 18. yüzyıl başından günümüze tek sayfa halinde kalan sahnelerde de rastlanmaktadır. Erkekleri açık havada eğlenirken gösteren bir minyatür bu serbest üslubu yansıtmaktadır. Bu türe giren ilginç örneklerden birinde de Galata Mevlevihanesi’nde sema eden Mevleviler tasvir edilmiştir. Ney ve kudüm çalanlarla semayı seyredenlerin arkasında yelkenlilerin geçtiği bir deniz görünümüne yer verilmiş olması ilginçtir. Bir başka sayfada ise daha önce minyatürlere konu olmamış bir yaşam kesiti, bir meyhane sahnesi tasvir edilmiştir.
18. yüzyılın en ünlü minyatür ustası nakkaş Levnî’dir. Levnî çeşitli milletten, meslekten kadın ve erkek figürünü resimlediği çok sayıda örnek bırakmıştır. Sanatçı, yaptığı tek figürlerde konuya uygun bir çizgi ritmi yaratmayı başarmıştır. Levnî’nin en tanınmış eseri iki kopya olarak hazırladığı Surnâme’dir (TKSM, A.3593). Bu kitapta yazılı ve bol resimli olarak IŞI.Ahmed’in oğullarının sünnet düğünü anlatılmıştır. Düğün bu kez Okmeydanı’nda düzenlenmişti. IŞI. Murad dönemindeki düğünde olduğu gibi 1720 tarihli bu düğünde de şenliğe bütün İstanbul esnafı katılmış, çeşitli hünerler sergilemişti. Süslenmiş koçlarıyla celep ve kasapların geçişini gösteren minyatür, esnafları temsil eden ilginç bir ornektir. Bir başka minyatürde görüldüğü gibi, yukardan aşağı kıvrımlar çizerek ilerleyen esnaf alayının içinde yarısı kadın yarısı erkek dev kuklalar, köçekler de yer alıyor, bunlar geçit türenine ayrı bir merak ve neşe katıyorlardı. Kâğıthane sefalarından eğlenceye açık olan İstanbul halkı akın akın Okmeydanı’na geliyor, günlerce süren şenlikle yakından ilgileniyordu. şenlikte deniz eğlenceleri de önemli bir yer tutuyordu. Haliç’in iki yakası arasında gemi direklerine gerilmiş halatlar üzerinde arabalar geziyor, cambaz çengiler oyunlar oynuyorlardı. Padişah ve küçük şehzadeler bu eğlenceleri Aynalıkavak Kasrı’ndan izliyorlardı. Levnî yüzlerce değişik sahneyi içeren Surnâme minyatürlerinde konuyu değişik yönleriyle ele almayı ve onlara esprili bir anlatım çeşnisi katmayı başarmıştır.
Batı’ya açılışın yoğunlaştığı Lale Devri’nde minyatür sanatında hem Batı resmi tarzında ilginç gelişmelere hem de giderek artan bir çöküşe tanık olunur. Levnî’den sonra adı anılmaya değer tek sanatçı Abdullah Buharî’dir. Pencereden Bakan Kadın adlı resmi bu gelişen üsluba ilginç bir örnektir. Kadınların yaşantısını konu alan Zenannâme’de (İÜK, T.5502) bu etkilerin daha da arttığı, Batı’nın konulu manzara resimlerini anımsatan sahnelere yer verildiği görülür. Aynı eserde yer alan bir doğum sahnesi, ele alınmaya başlanan yeni konulara ilginç bir örnektir.
19. yüzyıl boyunca minyatür sanatı çöküşünü tamamlamış ve yavaş yavaş yerini Batı resim tekniğiyle yapılmış yağlıboya tablolara bırakmıştır.













Tezhip Sanatı
Tezhip sözcüğü, Arapça’da altınlamak anlamına gelir. Genelde kağıt üzerine altın ve çeşitli renklerle yzılı ve basılı eserlerin dağılmadan saklanması, yapraklarının yıpranmasını önlemek için yapılan koruyucu sert kapaklara “Cilt” denmektedir. Ffigürsüz olan süslemeler “Tezhip” olarak adlandırılır.
Tezhip en çok el yazması kitaplarda kullanılmakla birlikte tek levha halindeki yazıların çevresinin de tezhiplendiği görülür. Bu süsleme, kitap içinde en çok baş sayfalarda kullanılmıştır. Çok özen gösterilen kitaplarda baştaki iki sayfada yazıya ayrılan küçük bir bölümün dışında, tüm alanın tezhiple kaplandığı da görülür. Özellikle Kur’an-ı Kerim’in ilk iki sayfasının bu tür bir süsleme ile doldurulması adeta bir kural haline gelmiştir. Kur’an-ı Kerim’in dışındaki kitaplarda ise genellikle metnin başında tezhipli bir besmele bölümü koymak yeterli olmuştur. Bu tür baş sayfalarda besmelenin zemini ve çerçevesi de tezhiplidir.
Ayrıca çoğu kez yazının üst kısmında tezhipli bir tepelik bölümü yer alır. Kitapta metin kısmından önce gelen bir ya da iki sayfa daha fazla tezhipli olabilir. Bu tür sayfalarda genellikle yazı bulunmaz, figürsüz süsleme tüm sayfayı kaplar. Ortasında yalnızca madalyon biçiminde bir süslemenin yer aldığı örnekler de vardır. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan Hünername’nin (H.1524) zengin bir biçimde süslenmiş sayfasında cetvelle çevrili, yazı yazmaya ayrılmış bölümün ortasında “şemse” denilen oval bir madalyon yer almaktadır. Ayrıca köşelikler ve zengin bir çerçeve de düzenlemeyi tamamlamıştır. Bunların dışındaki alan çoğunlukla boı bırakılırdı. Bu örnekte ise ebru denen mermer taklidi süsleme ve bunun üstüne serpilmiş altın yani zerefşan bulunmaktadır.
Bazen ilk sayfada bir çiçek ya da çiçek buketi yer alır. Bu, özellikle 18. yüzyıl ve sonrasında kullanılmış bir yöntemdir. Çiçekler, dönemine göre az ya da çok natüralist işlenmiş olabilir. En sık kullanılan çiçek ise güldür. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde bulunan yazmada (A.5668) ise oldukça stilize işlenmiş bir zerrinin karışlıklı iki sayfada simetrik olarak yer aldığı görülür.
Kitabı tanıtıcı ve kimin için yazıldığını belirten bilgiler de tezhipli madalyonlar içinde yer alabilir. Bu tür sayfalara “Zahriye”, bu amaçla yapılan süslemeye ise zahriye tezhibi denir.
Kur’an-ı Kerim en çok tezhiplenen kitaptır. Kur’an yazmanın ve süslemenin sevap sayılmasının bunda büyük etkisi vardır. Özel önem verilmiş pek çok örnekte baştaki ilk iki sayfanın tamamının yanı sıra sure başlıkları da tezhiplenmiştir. Surenin adının belirtildiği yazı ise, farklı bir renkle örneğin beyaz ya da altınla yazılır ve bu yolla normal metinden ayrılır. Yazıdan arta kalan bölümde ise dönem üslubunun gereği olan süslemeler yer alır.
Hattatın adını veren sayfaya ise “Ketebe sayfası” denir. Bu sayfada çoğu kez kitabın hattat tarafından kopya ediliş tarihi de vardır. Ketebe, tam sayfada yer aldığı gibi, yalnızca bir bölümde de bulunabilir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndeki Kur’an’ın (E.H.148) ketebe sayfasında hattatın adı dekoratif bir çerçeve içine beyaz renkle yazılmıştır. Bu, 16. yüzyılın ünlü hattatlarından Amasyalı şeyh Hamdullah’ın ketebesidir.
Sayfa tam dolmadan metin kısmı bittiği zaman kalan boıluk, tezhipli bir madalyon ya da başka bir süsleme ile doldurulur. Sık rastlanan başka bir yöntem ise satırların gitgide daha kısa yazılması ve yazının üçgen biçiminde bitmesidir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an’da (EH.70) ise değişik bir yol izlenmiştir. Bu örnekte son satırlar ketebe ve tarihe ayrılmış, tezhip ise altta kare bir çerçeve içinde yer almıştır.
Kur’an-ı Kerim’de ayet sonlarındaki noktalar yani duraklar da belirtilmiştir. Bu duraklar çoğu kez tezhiple süslenmiştir. Erken ve klasik dönemlerde yalın olan duraklar, 18. yüzyıldan başlayarak daha özenli bir hal almıştır. Sanatçı, bu küçük madalyonlarda geniş hayal gücünü ve yaratma zenginliğini sergileme fırsatı bulmuştur.Tezhip niteliğinde süsleme kitabın hemen her yerinde bulunabilir. Çok özenli bazı örneklerde sayfaları korumak için yerleştirilen ince kağıtlarda bile altınla yapılmış süslemelere rastlanır.
Kitap sayfalarının yanı sıra duvara asılmak için hazırlanan levhalarda da tezhip kullanılmıştır. Hilye-i şerifler, hattat diploması niteliğindeki yazılar da bu grupta toplanabilir. Bu tür levhalarda yazı arasında kalan boıluklar çeşitli biçimlerde tezhiplenir. Giderek, düzenlemenin tümü de tezhipli bir çerçeve içine alınır. Ferman ve tuğralar da tezhiplenmiş yazılı örnekler arasında yer alırlar.
Klasik bir tezhip, altın ya da lacivert zemin üzerine rumi veya çiçek bezemelidir. Ayrıca zenginleştirici yöntemler de kullanılmıştır. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan EH. 308, 309, 311 no.lu yazmalarda bu zenginleştirici yöntemlerden birine tanık olunur. Sayfanın kenarındaki altın çerçeveli kısımda iğne arkası ile bastırılarak oluşturulan noktaların yüzeyden farklı bir biçimde parıldamasıyla değişik bir görüntü yaratılmıştır. Tezhibin bittiği yerde ise kağıdın zemin rengine geçişi yumuşatmak için tığlar kullanılmıştır. Bu ögenin ikinci bir tezhip sayılabilecek kadar yüklü örnekleri de vardır. Tığ, genelde ince bir çizgi ve bunu zenginleştiren nokta, çizgi ya da küçük çiçeklerden oluşur. Bazı yazmalarda tığların aşırı derecede abartıldığı da görülür.
Bir tezhip türü de Halkâr’dır. Bu sözcük, Farsça’da altınla süsleme anlamına gelmektedir. Altının az ya da çok yoğun, ince ya da kalın çizgiler halinde kullanılması ile farklı renk etkileri yaratılabilir. Genellikle az renk kullanılır ve yumuşak tonlar tercih edilir. Klasik tezhip ile halkârın birlikte kullanıldığı örnekler de bulunmaktadır.
Tezhiple birlikte kullanılan bir başka teknik ise sayfa yanlarında ya da yazı levhalarının çevresinde yer alan “Ebru”dur. Ebru pek çok kişinin çocukluğunda denediği bir yöntemin gelişmiş biçimidir. Boyalar bir sıvı üzerine yayılır ve daha sonra kağıt bu sıvıya değdirilerek soyut bir takım biçimler elde edilir. Katığ ise daha az tanınmış bir tekniktir. Bu teknikte, yazı ya da süsleme kağıdın oyulması ile elde edilir.
Tezhibin ana malzemesi altındır. Altın, varak yani ince yapraklar halinde kağıt arasında saklanır. Bu tür altın doğrudan doğruya yapıştırılarak kullanılabilir. Ama ince desenler için ezilerek kullanılır. Bir pota içinde Arap zamkı ve su ile parmakla ezilir, daha sonra zamkın fazlasının alınabilmesi için suyla karıştırılır. Altın zerrecikleri dibe oturunca üstteki suyun fazlası akıtılır. Kalan az miktarda su ise tozdan korunmuş bir yerde kurumaya bırakılır. Böylece altın, boya gibi fırça ile sürülebilecek bir malzeme haline gelir. Yeşil altın ya da gümüş de renk etkileri elde etmek için yanyana kullanılabilir. Ancak gümüş, kağıdın zamanla bozulmasına neden olur.
Bir tezhibin hazırlanmasında izlenen klasik yol ıöyledir: ınce kağıt üzerine bir desenin tümü ya da yinelenen bölümlerinden yalnızca biri çizilir. Deseni oluşturan çizgiler, birer milimetre kadar aralıkla iğne ile delinerek bir kalıp hazırlanır. Bu kalıp, süslenecek yüzey üzerine yerleştirilir. ınce kömür tozu dolu küçük bir torbacık, kalıp üstünde gezdirilir ve noktaların yüzeye geçmesi sağlanır. Noktaların araları da ince kalemle birleştirilerek desen ana yüzeye geçirilir. Boyama işlemine altınla başlanır. Hafif jelatinli su ile sulandırılan altın, fırça ile sürülür. Altının parlaması için de “Zermühre” denen bir alet kullanılır. Bu, parlak yüzeyli bir taştır. Bunun için genelde akik tercih edilir. Bir sapa oturtulan bu taşın yüzeye sürülmesi ile altın parlak bir görünüm kazanır. Daha sonra çok ince bir fırça kullanılarak konturlar çizilir. Bu konturlara tahrir denir. Konturların çizilmesiyle zemin renklerinin altın yüzeye akması bir derece de olsa önlenmiş olur. Sonra sıra zemin kısımlarının renklendirilmesine gelir. Zeminde genellikle lacivert kullanılır. Bu bir ölçüde dönem üslubuna ve sanatçıya göre de değişir. En sonunda renkli ayrıntılar eklenir, tığlar çekilir, zeminde serpme, nokta ya da tarama gibi son rötuşlar yapılır.
Türk tezhip sanatının Anadolu Selçuklulardan başlayarak Osmanlılara kadar uzanan bir geçmişi vardır. En erken tarihli örneklerden biri, bugün Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan 1131 tarihli bir Kur’an-ı Kerim sayfasıdır. Sayfanın çerçevesi “Selçuklu geçmesi” denen örgülü bir bordürden oluşmuştur. Bu çerçevenin içinde kalan bölüm ise geometrik madalyonlara bölünmüştür. Geometrik madalyonların içinde ise beyaz kufî yazılar yer almaktadır. Geometrik süsleme, geçme motifleri ve kufî yazının dekoratif kullanılışı Selçuklu tezhibinin karakteristik özellikleridir.
Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndeki 13. yüzyıla ait Kur’an’da (B.5) tarama niteliğindeki bir süsleme üzerinde çok dekoratif iri kufî yazı karışmıza çıkar. Kufî yazı, oval bir madalyon içinde sure başlığında da kullanılmıştır. Bu örnekte altınla çerçeveli yazı bölümünde ise gösterişli duraklar dikkati çekmektedir. Selçuklu tezhibi için karakteristik olan bir durum da cedvel dışındaki yuvarlak madalyonlardır. Birbirine bitişik iki kareden oluşan “Cedvel dışı gülü” de dönemin sevilen bir formudur. Yine aynı yapıtın başlangıç sayfası tezhibinde ise geometrik süsleme egemendir. Palmet, yarım palmet ve rumi motifleriyle zengin bir görünüm yaratılmıştır. Burada Selçuklu dönemi süsleme sanatının temel elemanları olan geometrik süsleme ve yarım palmet motiflerinin bir arada kullanıldığı görülür.
13. yüzyıldan çok sayıda tezhipli kitap kalmıştır ama hangilerinin Anadolu kökenli olduğunu söylemek pek mümkün değildir. Topkapı Sarapı Kütüphanesi’ndeki Kur’an-ı Kerim (K.357), Anadolu kökenli olduğu kesinlikle bilinen az sayıdaki örnekten biridir. Baştaki tezhipli sayfada sure adının bulunduğu bölümün ve alt boıluğun tezhipli olduğu görülür. Bu örnek, palmet, yarım palmet, rumiler ve altın zemin üzerinde sulu karmen kırmızısı gölgeleriyle tipik bir Anadolu Selçuklu yapıtıdır. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndeki 14. yüzyıla ait olduğu sanılan yazmanın (A.577) baş sayfa tezhibinde ise Selçuklu sülüsü denilen tipte beyaz yazılar karışmıza çıkar. Lacivert zemin ve canlı renklerle tüm sayfayı aralıksız kaplayan bu tezhip de dönemin tipik bir ürünüdür.
15. yüzyılın ilk yarısından Osmanlılara ait pek az tezhipli örnek kalmıştır. Bunlardan biri de Sultan IŞ. Murad için yazıldığı bilinen, müzik konulu kitaptır. Baştaki iki sayfada rumi ve küçük çiçekli tezhip tüm sayfayı kaplamaktadır. Bu yapıt, klasik Osmanlı tezhiplerinin öncülerinden biridir. Aynı kitabın bir başka sayfasında ise çeşitli tezhip düzenlemeleri bir araya getirilmiştir. Yazı oval bir madalyon içine alınmış, tezhip için açık renk bir zemin tercih edilmiştir. Rumilerin egemen olduğu süslemeyi, küçük çiçeklerin oluşturduğu zarif bir çerçeve sınırlamaktadır.
Fatih Sultan Mehmed dönemi, birçok sanat dalında olduğu gibi, tezhipte de bir doruk noktasıdır. Fatih için hazırlanan birçok yapıt, ağırbaşlı ve olgun bir üslup sunar. Daha önceki dönemlerde Kur’an tezhipleri ön planda idi. Oysa Fatih döneminde bilim ve sanatla ilgili telif ve tercüme pek çok yapıtla karışlaşılır. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan A.3282 no.lu yazmanın baş sayfasında yapıtın Fatih’in kitaplığına ait olduğunu belirten tuğralı mühür yer almaktadır. Yine Fatih’in özel kitaplığı için hazırlanmış olan Süleymaniye Kütüphanesi’ndeki yazmanın (Damat ıbrahim Paşa 819) zahriye sayfasında Fatih için hazırlandığını belirten satırlar, ortada daire madalyon içinde yer almaktadır. Bu örnek, sayfanın tümünü kaplayan tipik bir Fatih dönemi tezhibidir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi A.2208 no.lu Unmuzac’da ise Fatih dönemi için tipik bir başlık örneği görülmektedir. Kufî besmele beyazla yazılmış olduğundan tezhibin içinde çok iyi belirmiştir. Yazının zemininde kıvrık dallar, tepelik olarak da rumilerden geniş bir bordür yer almaktadır. Tığların yalın oluşu ilginçtir. Zaten genelde süslemede aşırıya kaçılmadığı görülür.
16. yüzyıl, tezhip sanatında başka bir açıdan da doruk noktasıdır. Bu dönemde metin kısmından önce gelen tam sayfa tezhipler çok zengin süslemelidir. Zeminde lacivert rengin egemenliği azalmıştır. Altın ve lacivert zemin hemen hemen dengededir. Rumiler ve çiçekler yine gözde formlardır, ama işçilik aşırı derecede incelmiştir. Yüzyılın başına ait olan bir Kur’an’ın (Topkapı Sarayı Küt. H.70/71) baş sayfasında süslemenin aşırı yüklü olduğu görülür. Sanatçı burada ustalığını gösterme çabasına girişmiştir.
16.yüzyılda Kur’an-ı Kerim tezhipleri ön plandadır. Çok önem verilen örneklerde yazıdan önce tezhipli iki sayfa bulunur. Ama normal örnekler, metnin ilk iki sayfası ile başlar. Bunlarda başlıklar ve geniş çerçeveler yazıyı adeta ikinci plana itmiştir. 1523/24 tarihli, Kanuni için hazırlanmış olan ve bugün Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an (EH.58), altın zeminin ağırlık kazandığı klasik bir tezhip örneği sayılabilir. Yapıtın zahriye sayfasında ise Kanuni için hazırlandığını belirten satırlar bir şemse içindedir. Zemin renklerinin açık oluşu, genel görünüme bir hafiflik kazandırmaktadır. Aynı yapıtın bir başka sayfasında da hattatın adı belirtilmiştir. Tezhibi yapan ve müzehhip ya da nakkaş ünvanını taşıyan ustanın adı çok sık belirtilmez. Bu örnek, şemsenin altındaki salbek denilen kısımda nakkaşın adının bulunmasıyla önem kazanır.
Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan ve 1539/40 tarihli Guy-i Çevgân adlı yapıtın baş sayfasında ise yazı, kağıttan oymadır. Çok zengin tezhibi aşırı süslü tığlar da desteklemektedir.Kalan boıluklar ise serpme altınla doldurularak yüklü bir süsleme oluşturulmuştur.
Aynı kütüphaneye EH. 307 no. ile kayıtlı, 1579 tarihini taşıyan En’am-ı şerif’in baş sayfası ise oldukça yalındır. Yalnızca başlık ve tepelik tezhiplenmiştir. Oldukça farklı teknikteki bu örneklerde değişik bir yöntem kullanılmıştır. Önce zemin renklendirilmiş, altın daha sonra sürülmüştür.
Ünlü hattat Ahmet Karahisari’ye ait Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an-ı Kerim’de (YY 999/EH. 157) birbirinin eşi olan duraklar oldukça yalındır. Ancak sayfa yanındaki güller ve sure başlıklarının çok zengin ve çeşitli olduğu görülür. Sayfa yanındaki aşer gülleri, oval madalyon ve tığlardan oluşan üçlü düzenleme, yazılı kısmın yüksekliğini bile aşmaktadır.
Sure başlığında 16. yüzyılın sevilen motiflerinden biri de Çin bulutu denen süsleme formudur. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan Kur’an’da (EH.58) Çin bulutu küçük çiçeklerle birlikte kullanılmıştır. Sayfa kenarındaki oval bir şemse biçimindeki hisib gülü, iki uçtan tığlarla uzatılmış durumdadır.
Yine Ahmet Karahisari’ye ait, Topkapı Sarayı Kütüphanesi’ndeki Kur’an-ı Kerim’in (YY 999) tezhibi saray nakış atölyesinin ürünüdür. Burada atölyeyi yöneten baş nakkaş Karamemi’nin getirdiği yeniliklerden biri görülür: Natüralist motifler süsleme sanatımıza girmeye başlamıştır. Yazının sağ ve solundaki bahar açmış meyva dalları bu açıdan ilginç motiflerdir.
Karamemi, Kanuni döneminin süsleme sanatına büyük etkisi olan bir sanatçıdır. İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’ne T 5467 no. ile kayıtlı olan Kanuni’nin Muhibbi mahlası ile yazdığı Divan, dönemin başarılı örneklerinden biridir. Bu yapıtın 1566 yılında tamamlanan nüshasının ilk sayfasında Hatai olarak adlandırılan geleneksel, stilize bitki motiflerinden oluşan güzel bir halkâr örneği görülmektedir. Aynı yapıtın başka bir sayfasında ise natüralist motiflerin klasik tezhibe girmeye başladığı görülür.Tığlardaki laleler bu açıdan ilginçtir. Bir başka sayfada da cedvel dışında Karamemi atölyesinin ürünü tipik bir halkâr örneği yer almaktadır. Gül, karanfil, lale, sümbül türünden çiçekler natüralist üslubun habercileridir. Sayfa içindeki tezhipli küçük bölümlerde ise farklı bir üslup dikkati çekmektedir. Karamemi ve yönetimindeki saray nakış atölyesinin Osmanlı süsleme sanatına natüralizmi getirdiği bu örneklerden anlaşılmaktadır. Karamemi’nin adının bulunduğu sayfada ise lale, Manisa lalesi, karanfil ve güllerle adeta bir bahçe görünümü yaratılmıştır. Sanatçının adı, gül fidanının kök kısmında yer almaktadır.
Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan Murakka Albüm’ün (EH. 2327) 17. yüzyıl sonu ya da 18. yüzyıl başlarına ait olduğu sanılmaktadır. Bu albümde yazının fazla boğulmadan süslenmiş olduğu dikkati çekmektedir. Zaten bir yazının tezhiplenmesinde yazı-süsleme dengesinin kurulması, başarı ölçülerinin başlıcalarından biridir.
18. yüzyıl tezhibinde çiçek önemli bir yer tutmaktadır. Sayfanın ortasında oldukça natüralist buketler ve tek çiçekler bu dönemde sık sık görülmeye başlar. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’de bulunan Hizb el-Azam (M 418) adlı dua kitabında baştaki tam sayfa tezhibin zemini altındır. Natüralist ve stilize motifler aynı düzenleme içinde kullanılmıştır. 18. yüzyılda sayfa kenarındaki güller de natüralist birer küçük çiçek ya da bukete dönüşmüştür.
Yine aynı kütüphaneye EH. 55 no. ile kayıtlı olan 1785 tarihli bir Kur’an-ı Kerim’in baş sayfası ise ilk bakışta klasik bir tezhibe benzemektedir. Ancak dikkatle bakıldığında çiçeklerin egemen olmaya başladığı, rumi gibi klasik motiflerin önemini yitirdiği görülür. Tığlarda bile çiçekler tercih edilmiştir. Aynı yapıtın ilk sayfasında yer alan halkâr tekniğindeki gül goncasının doğaya yakın görünümü de ayrıca dikkate değer. Bu dönemde özellikle dua kitaplarının ilk ya da son sayfalarında bu tür çiçek minyatürlerine oldukça sık rastlanmaktadır.
19. yüzyılda Batılı akımlar, tüm sanat dallarında olduğu gibi süsleme sanatında da ağırlık kazanmıştır. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan 1862 tarihli Kur’an-ı Kerim’in baş sayfasında Rokoko üslubu görülür. Altın zemin, iri yapraklar, stilize güller, iğne arkası ile yapılmış noktalarla Rokoko’ya özyü aşırı bir süsleme oluşturulmuştur.
19. yüzyılın sonlarında ise ulusal akımlar yeniden sanatımıza girmiştir. Topkapı Sarayı Kütüphanesi’nde bulunan ve baş sayfası klasik tutumla tezhiplenmiş olan Kur’an (MR 4) bu akımın izlerini taşır. Ancak matbaanın yurdumuza girmesiyle birlikte tezhip yavaş yavaş önemini yitirmiştir. Yine de özellikle dini kitaplar elle yazıldığından tezhip sanatı son zamanlara kadar varlığını sürdürmüştür.
Çini Sanatı
Pişmiş topraktan, duvar süslemesi, yer kaplaması, kap-kacak v.b. sanat değeri olan eşya yapma.
Çinicilik tarihinde ilk aşama, topraktan yapılan eşyanın pişirilmesiydi. Bugüne kadar elde edilebilen bilgilere göre, bu tür çalışmalar önce M.Ö. 6500 yılında Anadolu ve Mezopotamya’da başlamıştır. Mezopotamya uygarlığında yapıların dış yüzleri tuğlalarla kaplanıyordu. Konya yakınındaki Çatalhöyük kazılarında da pişmiş topraktan yapılmış çok eski süs ve kullanma eşyası bulundu. Çin’de, bu ülkenin batıya açılan giriş kapısı sayılabilecek Kansu’da yapılan kazılarda yaklaşık olarak M.Ö. 2400-2500 yıllarına ait pişmiş topraktan eşya ortaya çıkarılmıştır.
Bugünkü anlamıyla çinicilik, yani özel çamurlardan (kaolin [bir tür kil], kuvars ve kireçtaşı) yapılmış eşyanın yüksek derecelerde (1300 derece) pişirilmesi, sırlanması ve süslenmesi göz önüne alındığında, çinicilik tarihi ancak XII. yüzyıla kadar götürülebilmektedir. Ancak pişmiş toprak eşyanın sırlanması ve süslenmesi bakımından Cilâlıtaş Devri (Neolitik Çağ) başlangıç sayılabilir.
Araştırmacıların bulgularına göre çinicilik Anadolu ve Mezopotamya’dan İran’a geçmiş, oradan da doğuya yayılmış, Türkistan’da yaygın bir sanat halini almıştır. Çiniciliği Avrupa’da yayanlarsa Araplardır. Arapların İspanya’daki egemenliği sırasında Granada, Valencia, Paterno gibi şehirler bu işin merkezi haline gelmiş, aynı dönemde, yani XIV. yüzyılda, çinicilik buradan Avrupa’ya doğru yayılmağa başlamış, XV. yüzyılda Sicilya’dan Floransa’ya geçmiştir. XVIII. yüzyılda Fransa’da, Almanya’da, Macaristan’da çinicilik yüksek düzeyde bir sanat kolu olarak gelişmiştir.
Türklerde iç ve dış mimari süslemenin en renkli kolu olan çini sanatı, asıl büyük ve sürekli gelişmesini Anadolu Türk mimarisinde göstermiştir. Çeşitli tekniklerle zenginleşen bu süsleme sanatı, hep mimariye bağlı kalmış, onun üstünlüğünü ezmemiş, ama renkli bir atmosfer yaratarak mekan etkisini arttırmıştır. Türk mimarisinde çini süslemenin kullanımını çok eski tarihlere kadar indirebiliriz. Uygurların, Karahanlıların, Gaznelilerin, Harzemşahların ve özellikle İran’da Büyük Selçukluların mimarisinde çininin az da olsa kullanıldığı bilinmektedir. Bu sanat dalı, Anadolu Selçukluları ile çok yaygın ve çeşitli tipteki mimari yapıtlar üzerinde büyük bir gelişme göstererek varlığını günümüze kadar sürdürmüştür. Her dönemin çini süslemesi, daha önceki dönemin teknik üstünlüğünü sürdürmekle birlikte yeni teknik buluş ve renklerle bu sanatı zenginleştirmiştir.
Anadolu Selçuklu mimarisinde dini yapılar mozaik çini tekniği ile süslenmiştir. Bu teknikte firuze, mor, yeşil, lacivert renkte sırlanmış çinilerden istenen örneğe göre kesilmiş parçalar alçı zemin üzerinde bir araya getiriliyordu. Selçuklu köık ve sarayları ise, yıldız, haçvari, altıgen, kare, dikdörtgen gibi geometrik çini levhalarla kaplanmıştır. Selçuklular ayrıca, sır üstüne uygulandığında metalik bir parıltı veren “Perdah” tekniğini geliştirmişlerdir. Dini yapılarında ise geometrik kompozisyonların yanında, rumi ve palmet gibi soyut bitkisel motifli kıvrık dallara da yer vermişlerdir. Ayrıca, çok etkili iri kufî ve sülüs yazılarla yapılan süsleme de önemli bir yer tutar. Anadolu saraylarındaki çini süslemeler ise çeşitli duruşlarda insan, av hayvanları, kuşlar, çift başlı kartal, ejder, sfenks gibi aralarında efsanevi yaratıkların da bulunduğu zengin bir figür kolleksiyonunu gözler önüne sermektedir. Selçuklu döneminde çini süslemenin merkezi Konya olmuştur. ılk örneklerde tuğla ve sırlı tuğla kullanılmıştır. Ama, kısa bir süre içinde kesme mozaik çininin bütün yüzeyleri kaplaması ile üstün bir düzeye varılmıştır.
Anadolu’da çini süslemeyi içeren erken tarihli önemli yapılardan biri, Sivas Keykavus ıifahanesi’ndeki türbedir. Selçuklu sultanı I. İzzeddin Keykavus’un yattığı bu türbenin cephesi, Sultan’ın ölümünü bildiren yazılı levha çinileri ve mozaik çini süslemeleri ile görkemli bir görüntüye sahiptir. Geometrik kompozisyonların ağırlıkta olduğu bu yapıda, kazıma tekniği ile yapılmış iki küçük kartuş içinde ustanın Marendli olduğu belirtilmiştir.
13. yüzyıldan kalma Eski Malatya Ulu Camii’nin kubbeli mekanı ile eyvan ve avlu revağındaki çiniler, mimariye bağlı olan bu süslemenin başarılı ve görkemli birer örneğidir. Kazıma tekniğinde yapılmış çini kitabelerde belirtildiği gibi, ustaların Malatyalı oluşu, bu sanatın artık Anadolulu sanatçılarca da başarı ile uygulandığını ortaya koymaktadır.
Anadolu Selçukluların en önemli merkezi olan Konya’daki mimari yapıları süsleyen çiniler, kentin bu sanat dalında da seçkin bir merkez olduğunu göstermektedir. Alaeddin Cami’nin mihrabında ve kubbeye geçiş bölgesinde çini süslemeler bulunmaktadır. Ayrıca Sırçalı Medrese’nin (1243) eyvanındaki mozaik çini süslemeler, kitabede Tuslu bir sanatçının isminin olması açısından önemlidir. ıran’ın Tus kentinden gelmiş bir aileden olan bu sanatçının Anadolu’da Konya ve çevresinde etkinlik gösterdiği, öteki yapıtlarda görülen benzerliklerden anlaşılmaktadır.
Konya Karatay Medresesi (1251), Selçuklu döneminde mozaik çini sanatının ulaştığı üstün düzeyi, özellikle kubbede olmak üzere, yapının hemen her bölümünü kaplayan mozaik çini süslemeleri ile gözler önüne serer. Kompozisyonlara dikkatle bakıldığında, bu yapıdaki mozaik çinilerin ciddi ve bilinçli bir biçimde yerleştirilmiş olduğu anlaşılır.
Yine Konya’daki Sahip Ata Camii ve Külliyesi’nin (1258-1283) çini süslemeleri, Selçuklu dönemindeki gelişimi vemimarideki yaygın kullanımı gözler önüne sermektedir. Caminin mihrabı, minarenin gövdesi, türbenin içindeki lahitler, kemerler, ajurlu pencere şebekeleri hep Selçuklu çini sanatının seçkin örnekleri ile kaplıdır. Bu örneklerde bitkisel motiflerin daha geniş alanları kapladığı görülmektedir.
Sivas’taki Gök Medrese (1272) ise, Selçuklu çini sanatının 13. yüzyılın sonuna doğru vardığı noktayı gösterir. Eyvan tonozunun içi, mozaik çininin kabartma olarak da uygulandığını ortaya koyar. Ayrıca eyvanın arka duvarının süslemesi, daha önce ıran’da Selçuklu yapılarında görülen sade tuğla süsleme yerine, Anadolu’da tümüyle mozaik çini kullanıldığını göstermesi açısından ilginçtir. Tokat’taki Gök Medrese’nin eyvan cephesindeki çiniler ise, Selçuklu dönemi mozaik çinilerinde kullanılan motiflerin bir özetini vermektedir. Çay kasabasındaki Taş Medrese’nin (1278) giriş eyvanında kırmızı tuğla ve firuze çiniden kesilmiş, lotus-palmetli bir friz vardır. Mihrabındaki çiniler ise, Türk çini sanatında ilk ve son kez uygulanmış olan bir süsleme biçimini sunar. Firuze ve mor renkli çinilerle oluşturulan ve Bizans sanatında görülen bir düğüm motifi, içinde “Allah” ve “Ali” yazılı sekiz köşeli yıldızlarla birleştirilerek orijinal bir düzenleme yaratılmıştır.
Ankara’daki Arslanhane Camii’nin görkemli mihrabı ise, 13. yüzyıl sonunda varılan zenginliği ve teknik gelişmeyi belirtir. Firuze ve lacivert renkli mozaik çininin kullanıldığı mihrapta, alçı süsleme de önemli bir yer tutar.
Selçuklu dönemi saray ve köıkleri, ne yazık ki, günümüze sağlam olarak gelememiştir. Ama yapılan kazılar sonucunda bu yapıların zengin çini süsleme ile kaplı oldukları anlaşılmıştır. Konya’da Alaeddin Köıkü denilen, fakat IŞ. Kılıçarslan zamanında inşasına başlanan yapının kalıntılarında, Anadolu Selçuklu sanatında yalnız burada kullanılan “Minaî” adı verilen teknikle yapılmış çiniler bulunmuştur. Bu çinilerin hamuru sarımtırak renktedir, hamurun içinde ise bağlayıcı olarak, alkalili kireç kullanılmıştır. Çok iyi yoğrulan hamur, levha haline getirilir ve astarlanmadan sırlanırdı. Yedi rengin kullanıldığı bu çinilerde, yüksek ısıya dayanan yeşil, koyu mavi, mor ve firuze renkler sır altına boyanarak daha sonra desen yapılırdı. Ardından siyah, kiremit kırmızısı, beyaz ve altın yaldızla sır üstüne yeniden boyanarak daha hafif bir ısıda tekrar fırınlanırdı.
Uygulanması çok zor olan bu teknikle ortaya kaliteli ürünler çıkıyordu. Bu teknikle yapılmış yıldız, haç biçimli baklava ve kare çini levhalarda, Selçuklu dönemi saray yaşamını yansıtan taht ve av sahnelerinin yanında çeşitli hayvan ve stilize bitkiler de görülmektedir.
Sultan I. Alaeddin Keykubad tarafından yaptırılmış Kayseri Keykubadiye (1224-26) ve Beyşehir Kubad Abad (1226-37) saraylarında ise kare, sekiz köşeli yıldız ve haçvarı çini levhalar, sır altına boyama ve sır üstüne madeni parıltı veren perdah tekniği ile yapılmışlardır. Keykubadiye Sarayı’nda geometrik motiflerin yanında, firuze sır altına siyahla helezonlar yapan kıvrık dallı süslemelerin bulunduğu kare çiniler de kullanılmıştır. Beyşehir’deki Kubad Abad Sarayı ise çok sayıda figürlü çini içeriyordu. Perdah tekniği bu yapıda da kullanılmıştır. Bu teknikte desen, mat beyaz ya da mor ve firuze sırlı çininin üstüne gümüş ya da bakır oksitli bir karışımla işleniyor, çini alçak bir ısıda yeniden fırınlanıyordu. Böylece, oksitlerdeki maden karışımı ince bir tabaka halinde çini yüzeyindeki süslemeyi kaplıyordu. Haçvari çiniler arasına yerleştirilen sekiz köşeli yıldız biçimli levhalar, çok çeşitli insan ve hayvan figürlerini içeriyordu. Bu örnekler, Selçukluların dünyasal ve sembolik anlamlarla zenginleşen bir tasvir anlayışını sergilemektedir.
Beylikler döneminde çininin kullanımı, Selçuklulardaki kadar görkemli değildir. Ama bazı örneklerde, bu sanatın yine de başarısını sürdürdüğü görülür. Özellikle Eşrefoğlu Beyliği’nin Beyşehir’deki Camii (1299) ve bitişiğindeki türbe (1301), bu dönemin en görkemli çini süslemelerine sahiptir. Camiye girişi sağlayan ve kitabeyi taşıyan iç kapı, tümüyle mozaik çini kaplaması ile çini sanatının zaferini vurgulayan bir tak gibidir. Türbenin kubbesini kaplayan mozaik çinilerde artık, grift bitkisel motiflerin egemenliği başlamıştır. Burada mozaik çininin beşgen levhalar halinde uygulanmış oluşu da teknik bir özelliği gözler önüne serer.
Mozaik çini süsleme, Aydınoğlu Beyliği’nin Birgi Ulu Camii’ndeki (1313) mihrap ve mihrap önü kubbesini taşıyan kemer alındığında da sürer. Aynı beyliğin Selçuk’taki ısa Bey Camii’nde (1374) ise, mihrap eksenindeki birinci kubbeye geçiş bölgesi, tuğla ve yıldız biçimli çinilerle kaplıdır.
Mozaik çini süsleme, Selçuklu sanatının en yakın izleyicisi olan Karamanlı Beyliği’nde de vardır. Ama bu kez, alçı süsleme içine kakılmış olarak kullanılmıştır. Konya’daki Hasbey Darülhıffazı’nın (1421) mihrabı ve kubbeye geçiş bölgesindeki mozaik çiniler, Selçuklu dönemi özelliklerini sürdürür. Ancak Karaman’daki İbrahim Bey İmareti’nin (1433) bugün İstanbul Çinili Köşk’te sergilenen renkli sırla boyama tekniğinde yapılmış gösterişli mihrabında ise Osmanlı çini sanatının etkilerini buluruz. Aynı etkilere, Germiyanoğlu Beyliği’nin Kütahya’daki ımaret’ine bitişik II. Yakup Bey Türbesi’nin (1429) yer aldığı setin bordürlerindeki, renkli sır boyama tekniği ile yapılmış dikdörtgen levha çinilerde de rastlıyoruz.
Osmanlılarda çini sanatı başlangıcından beri çeşitli tekniklerin uygulanması ile büyük bir aşama ve zenginlik göstermiştir. Bursa Yeşil Cami (1419-22) ve külliyesinin çini süslemeleri, ilk dönem Osmanlı sanatında çininin ulaştığı düzeyi sergiler. Bu yapıda kullanılmış olan “renkli sır” tekniğinde desenin konturları kırmızı hamur üzerine derin kazılarak ya da baskı ile basılmak suretiyle işlenir, sonra renkli sırlarla boyanarak fırınlanır. Bir başka şeklinde ise kırmızı hamurlu levha, beyaz bir astarla astarlandıktan sonra desenin konturları krom, mangan karışımı şekerli bir madde ile çizilir. Sonra renkli sırlarla boyanarak fırınlanır. Fırınlanma sonucunda eriyen renkli sırların, kabaran konturlar sayesinde birbiri içine akması önlenir.
Beyaz, sarı, fıstık yeşili ve eflatunun katılmasıyla renklerde de bir zenginlik olmuştur. Ayrıca, hatayili kompozisyonlar ve şakayık gibi Uzak Doğu kökenli desenler çini sanatına katılmıştır. Bu yeniliklerin çini sanatına katılmasında Ali bin ılyas Ali’nin büyük payı vardır. Aslında Bursalı olan usta 1402’de Timur tarafından Semerkant’a götürülmüş, orada yeni teknik ve üslubu öğrenerek, dönüşünde de beraberinde getirdiği Tebrizli ustalarla Bursa’daki ürünleri gerçekleştirmiştir. Ayrıca Yeşil Cami’nin tümüyle çini kaplı hünkar mahfilinde, yine çini ile yazılmış Muhammed el Mecnun ismi, bu bölümü yapan ustanın iftaharla atılmış bir imzası gibidir.
Yeşil Türbe’nin mihrabındaki iki şamdan arasından çiçeklerin fışkırdığı vazo ve tepede asılı olan kandil kompozisyonu, değişmekte olan süsleme üslubunu gözler önüne serer. Çelebi Sultan Mehmed’in tümüyle renkli sır tekniğindeki çinilerle kaplı lahdi ise, çinili lahitlerin en görkemlilerinden biridir.
Bursa’daki Muradiye Camii ve Medresesi’nde (1425) ise daha kısıtlı olan süslemeler, mozaik ve renkli sırla boyama tekniği ile çeşitli biçimde tek renk sırlı levha çinilerden oluşmuştur.
Edirne Muradiye Camii’nin (1436) çinileri ise, ilk dönem Osmanlı çini sanatında çininin gelişimini sergiler. Caminin mihrabı, saydam renksiz sır altına mavi-beyaz teknikli çinilerin renkli sır tekniği ile birlikte kullanımıyla oluşan teknik bir aşamayı göstermektedir. Mihrap içindeki düğümlü şeritlerle çevrelenmiş zengin rumili kıvrımlarda dönemin tezhip ve kalem işi süslemeleri ile bütünleşen bir üslup birliği sezilir. Bunun yanında, çoğu Uzak Doğu kökenli çeşitli bitkisel süslemeler, kompozisyonlara zenginlik katar. Sır altına mavi-beyaz süslemeli altıgen çini levhalar, aralarına yerleştirilmiş olan üçgen biçiminde firuze renkli çini levhalarla birleşerek duvarları kaplar.
Edirne Üç şerefeli Cami’nin (1437-47) avlusunda yer alan iki çini alınlıktaki levhalarda şeffaf sır altına uygulanmış mavi-beyaza firuze ve eflatunun da katıldığı görülmektedir. Küçük çiçekler, lehezonlar yapan kıvrık dallar ve yazılı kitabeler, bu yapıdaki süslemenin ana desenleridir.
15. yüzyılın renkli sırla boyama tekniği, 16. yüzyılda, özellikle de İstanbul’da sürer. Yavuz Sultan Selim Camii ve Türbesi’nin (1522) çinilerinde, renkli sırla boyama tekniğinde sırsız bırakılan boı alanların fırınlandıktan sonra kırmızı boya ile boyanarak renklendirildiği anlaşılmaktadır. şehzade Mehmed Türbesi’nin (1548) içini kaplayan çini süslemelerde ise sütunlar, başlık ve kaidesini içeren mimari formlar görülür. Burada sütunların taşıdığı bir revak fikri tasvir edilmiştir. Bu örnekler renkli sır tekniğinin mimari ile bağdaşan en yaygın kullanımını gözler önüne sermektedir.
16. yüzyılın ikinci yarısından sonra tüm teknikler terk edilir. Yalnızca “sıraltı” diye adlandırılan teknik kullanılmaya başlanır. Bu teknikte çini levhalara önce bir astar çekilir, sonra istenen örnek dış çizgileri ile çizilir ve içleri arzulanan renklere boyanır. Hazırlanan çini levha, sır içine daldırılıp kurutulduktan sonra fırına verilir. Fırında ince bir cam tabakası halini alan saydam sırın altında tüm renkler parlak bir biçimde ortaya çıkar. Bu dönemde ayrıca renklere ancak yarım yüzyıl kadar sürecek olan orijinal bir mercan kırmızısı da katılır. Çok kaliteli bir teknik ve zarif bir desen anlayışı ile yapılanbu çinilerde, artık natüralist bir anlayışla çizilmiş lale, sümbül, karanfil, gül ve gül goncası, süsen ve nergis gibi çeşitli çiçekler, üzüm salkımları, bahar açmış ağaçlar, servi hatta elma ağaçları, üstün bir yaratıcı güçle kompozisyonları zenginleştirir.
Ayrıca, hançer biçiminde kıvrılmış sivri dişli yapraklar ve bunların arasında çeşitli duruşlarda kuş figürleri, kimi zaman dabazı efsane hayvanları yer alır. Bu zenginleşmede hiç kuşku yok ki, Osmanlı sarayına bağlı nakkaşların yaratıcı gücü etken olmuştur. Özellikle şahkulu ve Karamemi gibi nakkaşbaşıların idaresinde çalüşan nakkaşlar, çini ustaları için çeşitli desenler yaratmışlardır. Bu gür kaynağın oluşturduğu Osmanlı saray üslubu, bu dönemde çeşitli sanat yapıtlarıyla birlikte çini sanatında da bir üslup bütünlüğü sağlamıştır.
İstanbul Süleymaniye Camii’nin (1550-57) mihrap duvarı, kırmızı rengin ilk kez kullanıldığı, bahar açmış dallar ve diplerinden fışkıran lale, karanfil gibi natüralist çiçeklerin yer aldığı çiniler ile yeni üslubu açıkça ortaya koyar. Mihrabın iki yanındaki yazılı madalyonlar ise, dönemin büyük hattatı Karahisari ve öğrencisi Hasan Çelebi’nin ürünleridir.
Rüstem Paşa Camii (1561), 16. yüzyılın ikinci yarısında çini sanatına kaynak olacak bütün desenlerin sergilendiği, mihrapların, duvarların, payelerin tümüyle çinilerle kaplandığı gösterişli bir yapıdır.
İstanbul Kadırga’da Sokullu Mehmet Paşa Camii (1571), çini süslemelerin kubbenin pandantifli geçiş kısmında, pencere alınlıklarında, mermer mihrabın çevresinde duvarda ve minberin külahında yer alması ile mimariyi ezmeyen başarılı bir düzenlemeye sahiptir. Bunun yanında, İstanbul Piyale Paşa Camii’nin (1573) çinili mihrabının süslemeleri, dönemin kumaş desenleri ile olan benzerliği sergiler.
Edirne Selimiye Camii’nin (1569-75) çinileri, 1572 tarihli fermanlardan anlaşıldığı gibi, ıznik’e özel olarak sipariş edilmiştir. Bu yapı, çini süslemenin mimari ile bağdaşan, mimari üstünlüğü ezmeyen bilinçli yerleştirilişini en başarılı bir biçimde ortaya koyar. Mihrap duvarı, minber köıkü duvarı, galerileri taşıyan kemerlerin köşelikleri, pencere alınlıkları ve özellikle de hünkar mahfili, dönemin en kaliteli çinileri ile kaplıdır. Hünkar mahfilinde ki çiniler, 16. yüzyılın ikinci yarısında varılan üstünlüğü, bahar açmış ağaçlar ve elma ağaçları ile taçlandırır.
Üsküdar’da Atik Valide Camii (1583) mihrap duvarının iki yanında yükselen çini panolar, vazodan taşan çeşitli çiçekler ve bahar açmış ağaçları ile 17. yüzyıl çini sanatına kaynak olacak güçtedir.
Çini sanatında, 17. yüzyılın ilk yarısından itibaren teknik açıdan bir duraklama ve gerileme başlar. Mercan kırmızısı kahverengiye dönüşür, öteki renkler solar, sır altında akmalar görülür. Sır parlaklığını yitirir, çatlaklar belirir, beyaz zemin de kirli ve benekli bir görünüm kazanır. Desenler ise bir süre daha eski güçlerini korumakla birlikte, gittikçe inceliklerini yitirir ve donuklaşırlar. Sağlam siyah dış çizgilerin yerini de ince mavi bir renk alır.
İstanbul Sultan Ahmed Camii (1609-17), Türk çini sanatının en parlak dönemine ait örneklerin toplandığı son büyük yapıdır. Bu yapıda kayıtlara göre, 21043 çini kullanılmıştır. Özellikle üst kat mahfillerinin duvarlarını kaplayan çini panolardan görülen bahar açmış ağaçlar, asma dalları sarılmış servi ağaçları, üzüm salkımları, lale, sümbül, karanfil demetleri, Çin bulutları ile kuşatılmış iri şakayıklar ve sembolik üç top desenleri, yıldızlı geometri geçmeler gibi çok farklı motiflerin ayrı ayrı panolar halinde bir araya getirilmiş olması, bunların toplanmış çiniler olduğu kanısını uyandırmaktadır. Bu yapıda, 16. yüzyıl ikinci yarısı ve 17. yüzyıl başı ıznik ve Kütahya çinileri bir arada kullanılmıştır.
Topkapı Sarayı’nın çinileri, Osmanlı çini sanatının tüm dönemlerini toplu olarak gözler önüne serer. Fatih Sultan Mehmed tarafından yaptırılan, ıimdi Arkeoloji Müzeleri bahçesinde yer alan Çinili Köık (1472), mozaik çini sanatının ilk Osmanlı dönemindeki üslup gelişimini yeni kompozisyon ve renklerle gözler önüne seren anıtsal bir yapıdır. Gösterişli bir eyvan biçiminde dışarıya açılan giriş kısmında, geometrik kompozisyonlar, iri kufî ve sülüs yazılar, etkiyi arttırmaktadır. Topkapı Sarayı Arz Odası’nın cephesindeki renkli sır tekniğinde yapılmış çiniler ise, 16. yüzyıl başındaki örneklerin özelliğini taşır.
Topkapı Sarayı’nda, 16. yüzyıl ikinci yarısının en kaliteli çinilerinin bulunduğu bölümlerden biri de Hırka-i Saadet Dairesi’dir. Bahar açmış ağaçlar üzerinde çifte kuşlu panolar, parlak kırmızı rengin geniş bir zeminde kullanılmış olduğunu göstermesi açısınan önemlidir. Sultan IŞI. Murad Dairesi’ndeki (1578) çiniler, kubbe eteğine kadar tüm duvarları kaplar. 16. yüzyıl ikinci yarısının bu kaliteli çinilerinde, beyaz zemin üzerine kırmızı, yeşil renklerin bulunduğu Çin bulutları, nar çiçekleri ve kıvrık dişli yapraklar görülür. Ocak külahının iki yanında yer alan bahar dallı kompozisyon ise, bulunduğu yere uygun bir biçimde yerleştirilmiştir.
1640 tarihli Sünnet Odası’nın cephesini ise çeşitli dönemlere ait çiniler süslemektedir. Artık kaliteli çinilerin yapılamadığı dönemde, bu yapıda, saray depolarındaki çiniler ya da başka yerlerden sökülerek getirilenler kullanılmıştır. 1.20 x 0.34 m. boyutundaki yekpare çini panolarda, beyaz bir zemin üzerinde firuze ve mavinin tonlarıyla kıvrık iri yaprak ve şakayıklı bir dal üzerinde çeşitli duruşta kuş figürleri, alt kısmında ise Uzak Doğu kökenli iki efsanevi geyik figürü bulunmaktadır.
Saray nakkaşlarının desenlerine göre biçimlendiği belli olan bu panolara benzeyen daha küçük boyuttaki bir panoda ise, bir vazodan çıkan kıvrık yapraklı ve çiçekli bir dal üzerinde kuş figürleri bulunmaktadır. ılginç olan, bu panoların benzerlerinin 1639 tarihli Bağdat Köıkü içinde de yer almasıdır. Ancak burada kompozisyon yekpare bir pano olarak değil, yedi ayrı levhanın birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu çiniler, biraz kabalaşmış üsluplarına ve teknik aksaklıklarına rağmen, Sünnet Odası’ndaki 16. yüzyılı ait orijinallerine bakılarak yapılmış oldukça başarılı kopyalardır.
17. yüzyıl çini sanatının desen açısından henüz yaratıcı gücünü sürdürdüğü Harem kısmında, Valide Sultan ve şehzadeler Dairesi’ndeki çini kaplamalar, vazolardan taşan çeşitli çiçekler ve bahar ağaçları ile mekana bir cennet bahçesi görünümü kazandırır. 17. yüzyılın bu alandaki bir katkısı da Mekke ve Medine tasvirlerinin Türk çini sanatında yer almasıdır. Böyle bir pano, Valide Sultan ıbadet Odası’nda da bulunmaktadır. Bu tür panoların kitabeli olmaları, bunlara belge niteliği de kazandırmaktadır.
Bu dönemde ıznik’in gittikçe azalan etkinliğinin yerini, Kütahya almaya başlamıştır. Üsküdar Çinili Cami (1640) mihrabı, minberin külahı ve nişli duvarları ile Kütahya çinilerinin ıznik ürünlerini anımsatan başarısını gözler önüne serer. İstanbul Yeni Cami ve Külliyesi’nin (1663) çinileri ise, 17. yüzyılın ikinci yarısındaki teknik gerilemeye rağmen, çok çeşitli desenlerin hâlâ kullanıldığını göstermektedir. Yapının hemen her bölgesinde yeşil, firuze ve lacivert renklerin egemen olduğu çinilere rastlanır.
18. yüzyıl başlarında ıznik çiniciliği bir daha canlanamayarak son bulur. Sultan IŞI. Ahmed ve Sadrazam Damat ıbrahim Paşa, Türk çini sanatını yeniden canlandırmak için girişimlerde bulunurlar. İstanbul Tekfur Sarayı’nda, ıznik’ten getirilen ustabaşı ve fırın malzemeleriyle yeni bir imalathane kurulur. Başlangıçta ıznik çinilerinin benzerleri yapılır. Ama, bu deneme de çok kısa sürer ve 25 yıl sonra Tekfur çiniciliği son bulur. Tekfur Sarayı çinileri adı altında toplanan bu ürünlerin en ilginç örnekleri, Hekimoğlu Ali Paşa Camii’nde (1734) ve Sultan IŞI. Ahmet Çeşmesi’nin (1732) saçağı altında bulunmaktadır. Desen açısından ıznik çinilerine benzemekle birlikte, Tekfur Sarayı çinilerinin yapım tekniği başarılı değildir. Sırlar mavi bir ton almış, çatlaklar belirmiş, renklerde de solma ve akmalar başlamıştır. Sıraltı tekniğindeki bu çinilere o zamana kadar çini sanatında görülmeyen sarı ve turuncu da katılmıştır.
Kısa ömürlü bu çabanın yanında, Kütahya 18. yüzyıl boyunca tek çini merkezi olarak etkinliğini sürdürmüştür. Ama, saray sanatının görkeminden uzak, daha çok halk sanatının şematik üslubuna göre oluşturulmuş çiçek buketleri ve rozetler ortaya çıkmıştır. Üsküdar Yeni Valide Camii (1708), Kütahya Hisar Bey Camii’nin 1750 yılındaki tamiri sırasında konulan çinileri, Antalya Müsellim Camii (1796) ve Topkapı Sarayı’nın çeşitli yerlerinde bulunan çiniler, bu dönemin özelliklerini yansıtırlar.
Bu özellikler, Neo-Klasik üslubun egemen olduğu 20. yüzyıl başlarında yeni bir canlanmaya değişir. ıznik çinilerinin klasik desenlerine dönülerek, başarılı örnekler verilir. Eyüp’teki Sultan Mehmed Reşad Türbesi’nin (1918) içini kaplayan çini panolar, asma yapraklı servi ağaçları, vazodan taşan çiçekler, bahar ağaçları, kırmızı renginde katıldığı renk çeşitlemesi ile bu yeniden canlanışı gözler önüne sermektedir.
Osmanlı çini sanatının görkemli örnekleri, küçük çapta da olsa, 20. yüzyıl başında yeniden yaşatılmaya çalışılmıştır. Kütahya çiniciliği ise günümüzde, zaman zaman Türk çini sanatının parlak geçmişini anımsatan örneklerle varlığını sürdürmektedir.








DÖVME SANATI
DÖVME SANATI
Günümüzde dövme yaptırma istemini,kişisel süslenme ve modayla tanımlayabiliriz.Ancak dövmenin insanlık tarihine ilk girişi şüphesizki bu kadar basit değildi.
Dünyada, ilk sosyal yaşamın örnekleri olarak kabul edilen, ilkel- komünal toplumla birlikte, son derece masum gereksinimlerden yola çıkarak; korkularını, beğenilerini ,isteklerini,inançlarını, geleneklerini,sosyal ve sınıfsal statülerini çizgi ve işaretlerle çıplak bedenlerine, yine bir başka insana ve doğaya göstermenin ifadesi olarak, ilk dövme uygulamaları yapılmıştır.O günün koşullarında ilkel yöntemlerle yaptıkları bu süslemeler insanlık tarihinde yerini almıştır.
Doğaya karşı verdiği hayatta kalma mücadelesi için, zekice geliştirdiği; kesici,delici aletlerin ve ateşi kullanmanın yanı sıra ,dövme ninde insan hayatına bu ilklerle beraber girmesi, aynı zekanın ve ihtiyacın bir ürünüdür.Yukarıda saydığım haklı gerekçelerle birlikte bedenlerine yaptıkları çizimleride bir iletişim aracı olarak kullandıklarını biliyoruz.
Dövme uygulaması,kesintiye uğramadan,günümüze kadar ulaşmasının konuya bir insani ihtiyaç olarak bakılması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bedende giysinin olmadığı ortamda,vahşi hayvanları ürkütmek, avlanan hayvandan daha fazla pay almak, kabilede liderliği güç ve üstünlüğü, ortaya koymada yine benzer işaretler vücutta kullanılmıştır.
İnsan toplulukları arasında, yazının bulunmasıyla birlikte, dövme uygulamaları daha bilinçli ifade biçimiyle güçlenip, sosyal yaşamın olgularını ifade etmede ve dışa vurumunda daha belirleyici olmuştur. Yazıyla birlikte insan yaşamıda sosyal sınıflara ayrılmış,dövme bu zaman diliminde zengini ,fakiri ,köleyi,sahibi,askeri birimler arasındaki kademe ve rütbe farklılığını, cesareti, mahkumu ,bekarı, nişanlıyı, evliyi, dulu,bereketi,umudu ve umutsuzluğu toplumun diğer bireylerine en kısa ve en anlaşılır yöntemle anlatmak hep dövmeyle olmuştur.
Dünyanın en eski medeniyetleri içinde yer alan Türkler, M.Ö.’ki yüzyıllarda oba yaşamından beyliğe ve daha sonra Anadolu da kurdukları imparatorlukla dünya tarihinde yerini almıştır.Orta Asya da gelişen atalarımız, kurdukları yaşamın her alanında, dövme yi de yukarıda belirttiğim nedenlerle, en güzel biçimiyle bedenlerine uygulamış ve taşımışlardır.
Kendilerine seçtikleri Budizm in kolu olan Şamanizm inanç biçimi Türk toplumunda dövmeyi daha anlamlı kılmıştır.Şaman rahiplerin müritlerine yaptıkları dövmelerle kötülüğün ve uğursuzluğun bedenden uzaklaştırıldığına inanılırdı.Tanrıya yakın olmanın, ona inanmanın bir ifadesi olarakta , dövme Türk topluluklarında yaygın bir biçimde kullanılırdı.
Aynı tarihsel paralellikte yer alan, sahip oldukları coğrafya nedeniyle daha yerleşik düzeni olan Çinliler, dövme sanatını dünyada en iyi geliştiren ve geniş kitlelere uygulayan ülkelerin başında gelmektedir.Türklerin kendileriyle girdiği askeri,siyasi,ticari ve insani ilişkiler nedeniyle, Türkler dövme uygulamasında teknik ve sanatsal olarak dahada gelişmiştir.
Bulundukları coğrafyadaki, olumsuz iklimsel gelişmeler Türkleri yeni yurt arayışlarına iterken, Avrupa içlerine kadar ilerleyen Türk akıncılar bu kültürü Avrupanın ortasına kadar taşımıştır.Bu akınların uzun yıllar ilk yerleşim alanlarından olan, özellikle bugün ki Macaristan da müzelerdeki günümüze kadar ulaşan gravürlerde,Türk akıncıları uzun saçlı,küpeli ve dövmeli olarak tasvir edilmişlerdir.
Mezapotamya,Anadolu ve Arap yarımadasına yapılan akınlar neticesinde Türkler yeni inanç biçimi olarak Müslümanlığı seçmişlerdir.Bu tarihsel süreçte Arap yarımadasında, bedevi olarak adlandırılan kavimlerde ,özellikle kadınlarda benzer nedenlerle dövme sıkça kullanılan bir vücut süsleme aracıydı.Günümüzde ise bu bölgelerde halen uygulanmaktadır.Dolayısıyla İslamiyet’te ve Kuran’da dövmeyi yasaklayan,kısıtlayan yazılı hiçbir ifade bulunmamaktadır.
Daha sonra Anadolu toprakları üzerinde yerleşik düzene giren Türkler yazılı tarihiyle, bu coğrafya ve Arap yarım adasında, kutsal mekanların tam 600 Y.Y. bekçilik ve koruyuculuğunu, kanı canı pahasına yapmış olmasına karşın, Atalarımız dövmeyi, İslamiyeti en doğru ve yoğun yaşadıkları bu uzun zaman diliminde bile yasaklamamıştır.
Bu uygulamayı özellikle ilk başta beyliklerde, beylerde şehsadelerde ve hatta padişahlarımızda bile görmek mümkündür.Özellikle Leventlerimiz ve diğer askerlerimizde, savaşa girdiklerinde kısmen bedende giysilerin kalmaması sebebiyle ölü ve ağır yaralıların kimliklerini,rütbelerini tespit etmede dövme kullanılmış olup, bunların ceylan derisine işlenmiş tasvir ve çizimleri müzelerimizde sergilenmektedir.
Çok titiz bir araştırma sonucu senaryolaştırılmış, Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filminde olduğu gibi, en üst kesimden en basit halk düzeyine kadar dövmenin atalarımızın yaşamında kullanıldığını, İlk beyliğin kurulduğu ve daha sonra başkent ilan edilen Bursa da nasıl uygulandığı çok güzel bir dille gösterilmiştir.
Anadolu da o günden bugüne ,halen kadınlarımız dövmeyi severek bedenlerine uygulamış,henüz Hıristiyan inanç biçimi doğmadan önce Anadolu da haç simgesi ,özellikle dövmelerde doğurganlığın ve bereketin simgesi olarak sıkça yapılmış ve halen bunların örnekleri canlı olarak bulunmaktadır.
Üstelik geçmişte olduğu gibi, bu insanlarımız inanç ve ibadetlerini bugünde doğru bir şekilde yerine getirmeye çalışmaktadırlar.Özellikle ayak ve bacaklarında, ellerinde, boyun ve göğüslerinde hatta yüzlerinde olan bu dövmeler nedeniyle kimse ayıplamayıp ve günah işlediklerini düşünmemektedir.
Mükemmel bir inanç sistemi olan dinimizde, yazılı bir belge olmaksızın, tarihler boyu birilerinin çıkarları için geliştirilen, tarikat ve hurafe sistematiği, günlük yaşamı etkileyip, inanç içinde daha önemli günah kriterlerini görmemezlikten gelen belli bir kesim, dövmeye günah tanımlaması getirmeye çalışmıştır.Bu yorumu yapanların, Türk kültürel yaşamını hiç tanımadıkları, tarihsel belge ve yazıları okumadıkları yada gerçeklerin işlerine gelmedikleri, açıkça belli olmaktadır.
Günümüzde atalarımızdan bize miras olan bu sanatı yapmaya ve taşımaya çalışan sanatçılar, bu sanatın ülkemizde akademik eğitimi olmamasına rağmen, dövmenin ülkemizde geç kalmış saygınlığının yeniden kazanılması için,mesleklerini ahlak kuralları çerçevesinde sürdürmeye devam etmektedirler.
Yasal çalışan ve bir çatı altında örgütlenmeye gayret eden sanatçılar, uygulamaları sırasında toplumun dövme üzerindeki kaygılarına titizlikle saygı göstererek; ahlak dışı pornoğrafik ve yasaklanmış politik ifadeler ve suç unsuru taşıyan simgeleri 18 yaşından küçük ve büyük kesime, bu uygulamaları yapmayarak ilkelerini ortaya koymuştur.
İyi ve güzel olan uygulamaların yanı sıra, kötü örneklerde maalesef bu sanat adına da vardır.Bunların bir kısmı denetim dışı stüdyolarda olabileceği gibi,gençlerin özellikle cezaevi ortamında ve evlerinde sağlıksız ekipmanla bir birlerine kötü dövme uygulaması yaptıklarını biliyoruz.Bu olumsuz örnekler, sıkça dövmenin eleştirilmesinde, basın tarafından malzeme olarak da kullanılmaktadır.
Dünya ile sıkı bir entegrasyon içine girmiş ülkemizde,müzik ve moda kanalları,ayrıca internet kullanımı, bu sanatı bütün ayrıntılarıyla geniş kitlelere göstermektedir.Tarihi içgüdüsel dövme yaptırma isteği, görsel araçlarla ülke gençliğine aktarılırken, ciddi bir talebide kendiliğinden oluşturmaktadır.Başta yöneticiler bu konuya, kanunlarla ciddi bir yaklaşım gösteremezse,denetim mekanizması kuramazsa,işini doğru yapan studioları geliştiremezse ,ülke gençliği bu sefer kendi doğrularını, olumsuz çözüm yöntemleriyle gidermekteler.Bilindiği gibi bu olumsuzlukları daha sonra silmek ve değiştirmek mümkün değildir aynı zamanda çok zahmetli ve pahalıdır.
Dövme sildirme isteği, hemen hemen dövme yaptırma arzusuyla aynı paralellikte seyretmektedir.Günümüzde belirtmiş olduğumuz hatalardan ve henüz oluşmamış dövme kültürü nedeniyle,insanın kendisini algılamadan yaptırdığı dövmelerden kurtulma istemide çok fazladır.Efsane değerindeki dövme silme reçeteleri ve yöntemleri, bugünde elden ele dolaşmaktadır.Ancak bu yöntemlerin tamamı, sorunu bilimsel çözmekten uzaktır.Üstelik daha tehlikeli cilt lezyonlarının oluşmasına neden olmaktadır.
Dünyada,deriden dövme boyasının en doğru silinme yöntemi lazer uygulamasıdır.Ancak ülkemizde bu konuda cilt bakım merkezleri, esas görevi deride kıl köklerini kurutmaya yönelik, epilasyon amaçlı cihazları bu alanda kullanarak, insan cildinde kalıcı yanık izlerinin oluşmasına neden olmaktalar.Ayrıca insanların önce umutlarını ardından da paralarını sömürmekteler.Yurt dışında bu işlem lazer cihazlarıyla sorunsuz yapılmaktadır.Aradaki fark, lazerin boyadaki pigmentasyon parametrelerini renk ve pigmentasyona göre ayarlayıp,uygulamadan net bir sonuç alınmasını sağlamaktadır.Bu işlem genelde bir seansta bitmektedir.Ülkemizdeki benzer yerlerin, sırf taşıyıcıdan biraz daha fazla ücret alma adına, uygulama sanatçısının derin çalıştığına kadar, bir dizi yalan söyleyerek dövme sektörünede zarar verdiklerine şahit oluyoruz. Yurtdışında kullanılan bu sağlıklı cihazların, ülkemizde de en kısa zamanda olacağını bilerek.Dövmelerini sildirmek isteyenlerin iyi araştırma yapmalarını ve sonradan pişman olacakları dövmeleri yaptırmamalarını tavsiye ederim.
Dövme yaptırmak isteyenlerin özellikle yasal çalışan, dernek üyesi ve bu kriterleri taşıyan stüdyo ve sanatçıları araştırarak tercih etmeleri gerekmektedir.İyiyi ve kötüyü satın almak bireyin elindedir ve insan bedenine bilinci yerindeyken zorla günümüzde kimsenin istemediği bir uygulama yaptırması mümkün değildir.Bu olursa zaten ciddi bir suçtur.
Uyuşturucu ve keyif verici maddelerin, sınır tanımadan kullanıldığı ülkemizde, bu suç unsuru ve ahlak dışı alışkanlıkların kaynağı olarak, sanatçı ,studyo ve dövmeyi taşıyan bireyin suçlanması ve hedef gösterilmesi amacını aşan ifadeler ve yakıştırmalardır.
Dövme, ilkel kabilelerden Avrupa ve Amerika daki sömürge ülkelere, sanayi devriminden önce gemiciler tarafından yayılırken, makine tekniği kullanılmıyordu. Bambu ve metal çubuklarla yapılan uygulama yöntemlerinin, vücuda verdiği acı neticesinde, buna katlanmak için, ağızdan alınan ve uyuşturucu niteliği taşıyan bitki kökenli maddeler, geniş olarak kullanılmıştır.Bu o günün koşullarında uygulamada doğal bir yöntemdi.
Sanayi devrimiyle ve elektiriğin bulunmasıyla, üretilen dövme makinaları, lokal yüzey uyuşturucu slüsyonlar, bu acıları yok denecek kadar azaltmıştır.Dolayısıyla bu alışkanlıklarda kendiliğinden ortadan kalkmıştır.
Günümüzde belli kesimlerin Cezaevi kültürü ve serseriliğin simgesi olarak göstermeye çalıştığı bu durum, dövme sanatının bize bıraktığı saygın, tarihsel mirasına yakışmamaktadır.
Dövme tarihinin binlerce yıllık zengin mirasını taşımak için, bu kültürel uygulama iyi incelenmelidir. Bir zamanlar İlk örneklerini Atalarımızın bedenlerinde gördükleri sanatı, çok iyi geliştirerek her türlü ekipmanı üreterek, bize pazarlayan Avrupa ülkelerindeki, konuyla ilgili Sanatçılar, federasyonlar ve üretici firmaların yol aldıkları mesafe yanında, toplamda stüdio bazında uygulama sürecini 15 yıla zorla sığdıran Ülkemizde, sanatçılarımıza çok önemli görevler düşmektedir.Her sanatçı bu açığı kapatmak için çok çalışmalıdır doğru,dürüst uygulama ve çalışmalar yapmalıdır. Bu mesleğin kültürünü hazmetmelidir ve mesleğini sevip bunu yaşam biçimine dönüştürmelidir.
Tarihsel kökleri güçlü olmayan hiçbir inanç,gelenek ve göreneklerin,eşya,mal,araç ve gereçlerin günümüz evrensel sosyal yaşamında, popüler olarak geniş kitleler tarafından tercih edilmesi ve kullanılması mümkün değildir.Dövme ninde çağlar boyunca insan toplulukları tarafından hayatın her alanında bir şekilde kullanılmasının sebebi bu güçlü köklere sahip olmasıdır.
Günümüzde bu kadar uzun bir süreçten gelen ve kullanımı kabul gören uygulamalar ve eşyaların sayısı son derece sınırlıdır.
Dövme sanatı uygulayıcısıyla birlikte, özellikle batılı ülkelerde bu nedenle saygın sanat dallarıyla birlikte anılıp, ABD başta olmak üzere Ensititü bazında faaliyet gösteren yüksek okullara sahiptir.Yine Avrupa da bazı dövme sanatçıları faaliyet gösterdiği ülkenin sanat müzelerinde büstleri konularak takdir edilmişlerdir.
Yine bu ülkelerde hiç kimse, ne taşıdığı dövmeler ve nede bu sanatı yapan sanatçılar, yaptıkları işlerinden dolayı utanç duyup, küçümsenip aşağılanmamışlardır.Uygulayıcı ve taşıyıcı bu sanatın bütün ruhsal ve bedensel hazzını keyifle yaşamaktadırlar.
Dövme sanatının dünyada geldiği son nokta ise ,devasa bir endüstriyel ve fabrikasyon üretim zincirinin kurulmuş olmasıdır.Binlerce insan bu sektörün yarattığı, üretim alanlarında iş olanakları bulmuştur.Uygulama malzemelerin kalitesi artırılarak ucuzlaması sağlanmış ve her bireyin kullanabileceği bir sanat uygulamasına dönüşmüştür.
Dövmenin baş döndüren bu gelişimi görsel ve yazılı medyanında ilgisiyle bu alanlarda ritüel yayın organlarının oluşmasına neden olmuştur.Bu durum modayı da etkileyerek göbek, sırt ,kol ve bacakların öne çıktığı yeni moda stillerini de oluşturmuştur.Bu durum ,vücut süsleme sanatında en başından bu yana dövmeyle birlikte kullanılan takı sanatını da aynı paralellikte geliştirmiştir. Günümüzde bilim, yazılı ve görsel kaynaklar, yukarıda ifade etmeye çalıştığım bütün konuları, verilerle birlikte bilimsel olarak kanıtlamış,bilgiye kolay ulaşma araçlarıyla bunu geniş kitlelere aktarmıştır.
İstanbul'da Sanat Galerileri
A Sanat artgallery Villa Yeşiltepe Boğaziçi Cad. Canım Sok. No:8 Maden Sarıyer Tel212-218 0337
Abra Sanat Galerisi Hacı Emin Efendi Sok. Esin Apt. No: 2/2 D: 4 Teşvikiye Tel212-219 3877
Accenturc Design Gallery Bostan Sok. Mert Apt. No.10 D.4 Nişantaşı Tel212-260 9118-19
Ada Antik Teşvikiye Maçka Cad. Ralli Apt. No: 59/2, Teşvikiye Tel212-219 1908
Af Art Gallery Yıldız Mah. Çırağan Cad. No: 27/1 Beşiktaş Tel212-236 2283
Afa Sanat Galerisi İstiklal Cad. Bekar Sok. Beyoğlu Tel212-249 2218
Akatlar Kültür Merkezi Zeytinoğlu Caddesi No: 8 Akatlar-Etiler Tel212-351 9394
Akbank Bebek Sanat Galerisi Cevdetpaşa Cad. No : 238 Bebek Tel212-263 4835
Akbank Kültür ve Sanat Merkezi İstiklal Caddesi No: 14-18 Beyoğlu Tel212-252 3500
Aksanat Cep Galerisi İstiklal Cad. No : 16 Beyoğlu Tel212-252 3500
Akustik Sanat Galerisi Meclis_i Mebusan Cad. No 157 Fındıklı Tel212-243 9707
Akyol Sanat Evi Teşvikiye Cad. Cami Sok. Kılıç Han No:6/3 Teşvikiye Tel212-227 4088
Aladoğan Art Gallery Kurtuluş Cad. No.208 K.3 D.4 Şişli Tel212-224 1952
Alif ART Mim Kemal Öke Caddesi, No:17 Nişantaşı Tel212-225 0069
Alkent Actuel Art Galerie Alkent Alışveriş Merk. Tepecik Yolu F3-18 Etiler Tel212-257 4684
Almelek Sanat Galerisi Nispetiye, Aytar Cad. Nil Apt. 24/6 Levent Tel212-269 8014
Anka Art Sanat Galerisi Bağdat Cad. Noter Sok. Gülsen Apt. 11/1 Şaşkınbakkal Tel216-385 7635
Antik Palace Süleyman Seba Cad. Talimyeri Sok. 2 Maçka Tel212-236 2460
Antik Park Fine Art and Antiques İstinye Park, İstinye Tel212-345 5999
Antik Sanat Galerisi Nispet Sok. 4 Elmadağ, Taksim Tel212-224 7431
Antik Sanat Galerisi Mühürdar Cad. No : 59/3 Kadıköy Tel216-330 1354
Antikhane Faikpaşa Sok. No:41 Yaman Han Çukurcuma Beyoğlu Tel212-251 9578
Art Hall Galerisi Ataşehir Bulv. Ata 4-1 Çarşı No : 12, Kozyatağı Tel216-456 0458
Art Home Sanat Galerisi Abide-i Hürriyet Cad. Bolkan Center 1000a Dekorasyon Merkezi No: 285 A Blok 117 Tel212-219 7333
Artane Sanat Galerisi Sanatkarlar Cad. Balaban Bey Çıkmazı, Uzay Apt. No:1 Cihangir Tel212-249 2563
Artdepo Sanat Galerisi Zeytinoğlu Cad. Akatlar Kültür Merkezi Tel212-351 9716
Artemis Sanat Merkezi Osmanbey, Halaskargazi Cad. Saksı Sok. 21/2 Şişli Tel212-232 0920
Artı Mezat Teşvikiye Caddesi, Dilek Apt. 95/4 Teşvikiye Tel212-261 6255
Artisan Sanat Galerisi Müfide Küley Sok. (Poyracık Sok.) 32/1, Nişantaşı Tel212-247 9081
Artium Sanatevi Şakayık Aralığı Sok. No:9, Teşvikiye Tel212-291 0131-32
Artmosfer Sanat Galerisi Köybaşı Cad. Park Apt. No : 274/1 Yalılar-Yeniköy Tel212-223 1314
Artspace Gallery Abdi İpekçi Cad. Reasürans Pasajı No: 35, Teşvikiye Tel212-343 0327
artSumer Gallery 1. Cadde No:62, Arnavutköy Tel212-263 5623
Asmalımescit Sanat Galerisi Sofyalı Sok. 5/1 Tünel, Beyoğlu Tel212-249 6979
Atatürk Kitaplığı Mete Cad. No : 45 Beyoğlu Tel212-249 0945
Atölyemiz Boyacıköy Hekimata Cad. 35/1 Emirgan Tel212-277 5345
Avusturya Başkonsolosluğu Kültür Ofisi Köybaşı Cad. No : 44 Yeniköy Tel212-231 7843
AXA OYAK Sanat Galerisi Karaköy Meydanı Nordstern Han Tel212-292 5800
Ayşegül Bayrak Sanat Galerisi Bademaltı Sokak Barın Apt. No: 25/1, Moda Tel216-330 9530
Bahariye Sanat Galerisi Caferağa Mah. Kadife Sok. No : 1/1 Kadıköy Tel216-414 5506
Bakraç Sanat Galerisi Sinan Ercan Cad. 38, Öztor Sitesi B Blok Kozyatağı Tel216-362 1826
Bali Antik Valikonağı Cad. No 93/1 Nişantaşı Tel212-233 3270
Bali Müzayede Sanat Galerisi Valikonağı Cad. No 93/1 Nişantaşı Tel212-233 3270
Barış Manço Kültür Merkezi Kadıköy Şifa Hastanesi Yanı Kadıköy Tel216-418 9549
BASAD Sanat Galerisi İstanbul Cad. N:38 Bakırköy Tel212-570 4595
Bebek Sanat Galerisi Cevdet Paşa Cad. Germencik Sok. No:3 Bebek Tel212-287 6766
Bedri Rahmi Eyüboğlu Sanat Galerisi Namık Kemel Mah. Dr. Rüstem Eyüboğlu Sok. No:8 Ümraniye Tel216-443 0106
Beksav Sanat Galerisi Osmanağa Mah. Kırtasiyeci Sok. 21 Kadıköy Tel216-349 9155
Beşiktaş Belediyesi Vakfı Kültür Merkezi Dereboyu Cad. No : 1 Ortaköy Tel212-261 2791
Beyoğlu Akademililer Sanat Merkezi Balo Sok. 37 Beyoğlu Tel212-245 0229
Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi İstiklal Cad. No: 437 Tünel Tel212-249 2610
Beytem Sanat Galerisi Büyükdere Cad. Beytem Plaza Şişli Tel212-231 3300
Bilim Sanat Galerisi Moda Caddesi Atifet Sokak No 255A Moda Tel216-347 4443
Bir Kültür Sanat Merkezi Valikonağı Cad. Madalyon Sok. No: 9 Nişantaşı Tel212-291 2871
Bizimtepe Lale Sok. No : 10/1 Kuruçeşme Tel212-257 8834
Borusan Sanat Galerisi İstiklal Cad. 421 Tünel, Beyoğlu Tel212-292 0655
Çamaş Sanat Galerisi Rıdvan Paşa Sok. No: 21 Tel216 - 385 0015
Çatı Sanat Evi Teşvikiye Cad. 176/5 Nişantaşı Tel212-247 7417
Cef Sanat Galerisi Dr. Müfide Küley (Poyracık) Sok. 32/2, Nişantaşı Tel212-240 5151
Cemal Reşit Rey Fuayeleri Darulbedai Sok. No:1 Harbiye Tel212-231 5497
Cep Sanat Galerisi Asmalımescit Sok. No: 41, Beyoğlu Tel212-292 0038
Cey Güzel Sanatlar Sahrayıcedid Mah. İnönü Cad. Gül Apt. No: 9 Sahrayıcedid Kadıköy Tel216-359 0102
Cey Güzel Sanatlar Garantikoza Çarşı Konutları N1 Blok No: 20 Zekeriyaköy, Sarıyer Tel212-202 6400
Cream Art Gallery Kuruçeşme Cad. No: 19/A Beşiktaş Tel212-358 3745
Cumalı Sanat Galerisi Şakayık Sok. 45/3 Teşvikiye Tel212-248 3165
Dam Art Gallery Ferit Bey Sokak Korkut Apt. 13/B Sahrayıcedid Tel216-360 12 78
Darphane-i Amire Topkapı Sarayı 1. Avlusu Aya İrini Yanı Sultanahmet Tel212-513 5082
Dega Sanat Galerisi Bağdat Cad. Egemen Sok. Feneryolu Apt. No: 22/1 Tel216-345 3440
dem-art Sanat Galerisi Sahilyolu Engin Apt. No 79/B Arnavutköy Tel212-287 7867
Deniz Art Galeri Türkçü Sok. Dinçer Pasajı No: 15/14, Bakırköy Tel212-561 1507
Deniz Müzesi Sanat Galerisi Akaretler, Beşiktaş Tel212-261 0040
Derinlikler Sanat Merkezi Teşvikiye Cad. İspilandit Apt. No: 99 K: 4 D: 5 Teşvikiye-Şişli Tel212-227 2664
Destek Reasurans Abdi İpekçi Cad. No : 75 Maçka Tel212-231 2832
Devlet Güzel Sanatlar Galerisi İstiklal Cad. No : 209/49 Beyoğlu Tel212-243 3053
Deyim Sanat Galerisi Büyükdere cad Spring Giz Plaza Maslak Tel212-286 2183-84
Dirimart Abdi İpekçi Cad. 7/4 80200 Nişantaşı Tel212-291 3434
Doku Sanat Galerisi Ihlamur Teşvikiye Yolu Av. Süreyya Ağaoğlu Sok. 4/2-3-4 Teşvikiye Tel212-246 2496
Dolmabahçe Sanat Galerisi TBMM Milli Saraylar Depo Müze Müdürlüğü Dolmabahçe Caddesi Beşiktaş Tel212-236 9000/1341
Doruk Sanat Galerisi Şakayık Sok. 11/4 Fehmi Bey Apt., Teşvikiye Tel212-240 2650
dpart Abdi İpekçi Cad. No:48/5 Teşvikiye Tel212-241 6535
Dulcinea Sanat Galerisi İstiklal Cad. Meşelik Sok. No : 20 Beyoğlu Tel212-245 1071
EKAV Sanat Galerisi Büyükdere Cad. 163 Esentepe, Zincirlukuyu Tel212-336 1046
Ekvator Sanat Galerisi Vali Konağı Cad. Pasaj 73 K: 1 No: 28 Nişantaşı Tel212-225 2318
Eltürk Art Gallery Valikonağı Cad. Başaran Apt. 33/2 Harbiye Tel212-225 0158
Emlak Sanat Galerisi İstiklal Cad. Balyoz Sok. No : 4 K : 1 Beyoğlu Tel212-252 6100
Enka Rönesans Galeri Bar Bestekar Hacı Faik Bey Sok. No : 3 Balmumcu Tel212-274 0967
Enka Sanat Galerisi Sadi Gülçelik Spor Sitesi, İstinye Tel212-276 0545
Erenus Art Gallery Güzel Sok. Birgen Apt. No: 5 D: 1 Selamiçeşme Tel216-386 3456
Evin Sanat Galerisi Bebek Deresi Sk. No : 13 Bebek Tel212-265 8158
Eylül Sanat Galerisi Nişantaşı, Akkirman Sok. 59 Şişli Tel212-231 6956
F Sanat Evi Şehit Muhtar Mah. Nane Sok. No: 17/2 Beyoğlu Tel212-251 0662
Fatih Kıral Sanat Galerisi Ankara Asfaltı, Bostancı Kavşağı Yanyol No : 9 Bostancı Tel216-361 0307
Fine Art Hüsrev Gerede Cad. Tanin Apt. No:108 Kat:2, Teşvikiye Tel212-259 8650
Fotoğrafevi İstiklal Cad. Tütüncü Sok. No : 4 Galatasaray Tel212-251 0566
Fransız Kültür Merkezi İstiklal Cad. No : 8 Beyoğlu Tel212-334 8740
Galatea Sanat Galerisi Sofyalı Sok. 16/1 Asmalımescit/Beyoğlu Tel212-292 5430
Galeri 19 Zeytinoğlu Cad. No:19, Akatlar Tel212-351 1741
Galeri 3K Valikonağı Cad. No : 90/1 Nişantaşı Tel212-233 4277
Galeri A Hüsrev Gerede Cad. Teşvikiye Altuğ Binası 6.Kat No:144 Tel212-236 7700 (1161)
Galeri Apel Hayriye Cad. No : 7 Galatasaray Tel212-292 7236
Galeri Artist Ayazma Cad. No: 4 Fulya Tel212-227 6852
Galeri Artist Çukurcuma Altıpatlar Sk. No 26 Çukurcuma Beyoğlu Tel212-251 9163
Galeri Artist Horhor Antikacılar Çarşısı Kat: 3 Horhor-Aksaray Tel212-621 9178
Galeri Baraz Kurtuluş Cad. No: 191 Şişli Tel212-225 4702
Galeri Başar Mimar Sinan Cd. Gündoğdu, Sk. No:42/B Çekmeköy, Kadıköy Tel216-641 4007
Galeri BİNYIL Galata Mumhanesi Cad. No: 175 Tophane Tel212-244 9141-42-43
Galeri Çerçeve Galip Dede Caddesi Timarci Sok. No : 5/5 Tünel, Beyoğlu Tel212-251 2651
Galeri D Yeni Adres : Orhan Ersek Sok. 46/A Nişantaşı Tel212-234 5273 - 75
Galeri Dürer Galip Dede Cad. No : 85 Tünel, Beyoğlu Tel212-249 2009
Galeri G Abdi İpekçi Cad. Arman Palas No : 7/8 Nişantaşı Tel212-241 4569
Galeri GM Şamfıstığı Sk. Dumlu Apt. 25/27 D: 1 Yıldızbakkal Acıbadem Tel216-550 3008
Galeri İki Maymun Bağdat Cad. 321 A Blok D : 1 Caddebostan Tel216-350 2624
Galeri Kocamemi Hilton Oteli Lobisi Harbiye Tel212-246 9723
Galeri Nev Maçka Cad. No:33, Maçka Tel212-231 6763
Galeri Oda Hüsrev Gerede Cad. No : 102/B Teşvikiye Tel212-259 2208
Galeri Selvin Arnavutköy Dere Sok. No:3, Arnavutköy-Bebek Tel212-263 7481-82
Galeri Vinci Avukat Süreyya Ağaoğlu Sok. Günol Apt. No : 1 Teşvikiye Tel212-233 0619
galeri x-ist Eytam Cad. Açıkhava Apt. No: 16/5 Nişantaşı Tel212-291 7784
Galerie Alfican Muriel Sprl. Avenue de Messidor 316/bte 5 Tel+32-2644 5847
Galerie Art Intercultura Topağacı, Poracık Sok. Mutlu Apt. 1-2, D: 7 Teşvikiye Tel212-234 6873
galerist İstiklal Caddesi Mısır Apt . No: 311 /4 Beyoğlu Tel212-233 6268
Galeri-X Galip Dede Cad. No: 48/11 Tünel Beyoğlu Tel212-249 3739
Galleria Palladium Salonu Galleria 4.Kat, Sahilyolu-Ataköy Tel212-559 9560
Gallery Art & Life Güneşli Sok. No: 33 Cihangir Beyoğlu Tel212-293 9150
Garage of Art Adnan Saygun Cad. Leylak Apt. 1/19 Akmerkez Ulus Kapısı Karşısı, Etiler Tel212-351 1604
Garanti Sanat Galerisi Cumhuriyet Cad. 125 Elmadağ Tel212-232 9048
Garanti Sanat Galerisi İstiklal Cad. Bahçeli Hamam Sok 141 Mihcioğlu Han 5 Beyoğlu Tel212-251 3434
G-Art Sanat Galerisi Küçük Çiftlik Parkı Yanı G-mall Alışveriş Merkezi Maçka Tel212-296 0876
GF Sanat Evi Moda Cad. Sarraf Ali Sok. No: 11/1 Kadıköy Tel216-418 6283
Girgin Piano ve Sanat Galerisi Nüzhetiye Cad. 36 Beşiktaş Tel212-227 8640
Güneş Sanat Galerisi Samanyolu Sok. No:124 Şişli Tel212-247 8716
Harmony Sanat Galerisi İcadiye Cad. No : 70 Kuzguncuk, Üsküdar Tel216-553 2167
Hobi Sanat Galerisi Valikonağı Cad. Pasaj 73 Nişantaşı Tel212-225 2337
İlayda Sanat Galerisi - İstanbul Hüsrev Gerede Cad. No:29 Teşvikiye Tel212-227 9292
İMKB Sanat Galerisi Reşit Paşa Mah. Tuncay Artun Cad. Emirgan Sarıyer Tel212-298 2511
Inhouse Sanat Galerisi Nispetiye Cad. Yıldızçiçeği Sok. No:5 Etiler Tel212-358 4104
İş Bankası Sanat Galerisi İstiklal Cad. Meşelik Sok. 2/2 Beyoğlu Tel212-244 2021
İş Sanat Kibele Galerisi İş Kuleleri Kule 2, 4. Levent Tel212-316 1580
İspirtohane Kültür Merkezi Mimar Sinan İ.Ö.O Yanı Ataköy 8. Kısım, Ataköy-Bakırköy Tel212-559 6167
İstanbul Grafik Sanatlar Müzesi Ünalan Mahallesi Barajyolu Sok. No:14, Üsküdar Tel216-470 9292
İstanbul Modern Meclis-i Mebusan Cad. Liman Sahası Tel212-334 7300 İstanbul Modern Sanatlar Galerisi Barbaros Bulvarı No: 113/B Balmumcu Tel212-288 4848 İtalyan Kültür Merkezi Meşrutiyet Cad. 161 Beyoğlu Tel212-293 9848 Kabataş Kültür Merkezi Sabancı Kültür Sitesi, Ortaköy Tel212-227 0512 Karaoğlan Art Galeri Halas Sok. No:10 Beyoğlu Tel212-293 9715
Kare Sanat Galerisi Abdi İpekçi Cad. Ada Apt. No: 26 K: 3 D: 9 Nişantaşı Tel212-230 5891 - 240 4448 Karşı Sanat Çalışmaları İstiklal Cad. Elhamra Han No: 258 K: 2 D: 201-203 Beyoğlu Tel212-245 1508
Karsu Tekstil Sanat Galerisi Gazeteciler Sitesi Yazarlar Sok. 26 Esentepe Tel212-288 3389
Kaş Sanat Galerisi Abide-i Hürriyet Cad. No: 151 Şişli Tel212-241 1185
Kasa Galeri Karaköy İletişim Merkezi Bankalar Cad. No : 2 Karaköy Tel212-292 4939
Kızıltoprak Sanat Galerisi Kızıltoprak, Rüştiye Sok. 47/1 Kadıköy Tel216-418 3806
Koşuyolu Sanat Galerisi Koşuyolu Cad. No:48, Kadıköy Tel216-340 5156
Kültür Üniversitesi Resim Galerisi Ataköy Kampüsü Bakırköy İstanbul Tel212-498 4169
Leonardo Sanat Galerisi Yeni Sülün Sok. No: 7 3.Levent Tel212-280 8394
Les Arts Turcs Incili Çavus Sok. No: 37 Kat:3 Sultanahmet Tel212-520 77 43
Levent Tenis Kulübü Sanat Galerisi Akasyalı Sok. No:3 4. Levent Tel212-279 2710
Levissi Sanat Galerisi Dünya Dostluk ve Barış Köyü - Kayaköy Tel535-898 2175
Mac Art Gallery Mim Kemal Öke Cad. Lal Apt. No: 23/3 Nişantaşı Tel212-343 8540
Maçka Mezat 32 Maçka Caddesi Narmanlı Apartmanı, Teşvikiye Tel212-259 4513
Maçka Sanat Galerisi Eytam Cad. No : 31 Nişantaşı Tel212-240 80 23
Maksut Varol Müzayede Galerisi Akkavak Sok. Tunaman Çarşısı, Nişantaşı Tel212-246 3024
Maltepe Sanat Galerisi Feyzullah Cad. Yücelen Sok. No : 23 Maltepe Tel216-441 9198
Maltepe Sanat Merkezi Cumhuriyet Cad. Site Sok. No.8 Küçükyalı Tel216-518 9720
Marina Art Center Fener Kalamış Cad. No:73 Fenerbahçe-Kadıköy Tel216-550 0500
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fak. Acıbadem Kadıköy Tel216-293 2667
Mavi Tutku Bereketli Sk. No: 7/1 KUZGUNCUK Tel216-391 7198
Meb Sanat Galerisi Bağdat Cad. Tanzimat Sok. 14/14 Göztepe Tel216-385 4778
Mertdostal Kültür Sanat Ahmet Fetgari (Kalıpçı) Sk. No. 127 Konca Apt. D.2 Teşvikiye Tel212-232 0702
Merve Art Gallery Dr. Esat Işık Cad. No: 19 Moda Tel216-418 8357
Milli Reasürans Sanat Galerisi Teşvikiye Cad. No : 43-57 Teşvikiye Tel212-230 1976
Mine Sanat Galerisi İskele Yolu Ogün Sokak No:12/2, Caddebostan-Kadıköy Tel216-385 1203
MSÜ İstanbul Resim Heykel Müzesi Beşiktaş Tel212-213 7204
Mustafa Kemal Kültür Merkezi Uğur Mumcu Cad. No: 9, Akatlar Tel
Mutlu Sanat Odası General Necmettin Öktem Sok. Ömer Bey Apt. 13/2 Erenköy Tel216-355 3587
MüzayeDE Sanat Galerisi Valikonağı Cad. Şakayık Sok. No: 57 Kat: 1 Tel212-233 6550-51
Myrina Sanat Galerisi Fener Kalamış Cad. No: 73 Fenerbahçe Kadıköy Tel216-550 0500
Nadya Sanat Galerisi Nişantaşı Ihlamur Yolu Kahvecioğlu Apt. 10/2 Teşvikiye Tel212-231 9087
Nelli Sanat Evi Atiye Sok. Uzay Apt. 3/2 Teşvikiye Tel212-227 7375
Nevzemin 14 Sanat Galerisi Bahariye Cad. Nevzemin Sok. 14/1 Kadıköy Tel216-330 8802
Neyran Sanat Galerisi Hasan Ali Yücel Sok. 21/2 Çiftehavuzlar Tel216-360 1377
Nylon Gallery Salhane Sok. No.1, Ortaköy Tel212-292 0293
Odakule Sanat Galerisi İstiklal Caddesi 286 Odakule Beyoğlu Tel212-251 4631
Olcay & Olcay Cemil Topuzlu Cad. No: 104 Caddebostan Tel216-411 1713
Om Sanat Evi Bağdat Cad. No: 122 / 3 Feneryolu Tel216-347 3833
Opera Sanat Galerisi Hariciye Konağı Sok. No : 1 Gümüşsuyu Taksim Tel212-249 9202
Ortaköy Sanat Galerisi Beşiktaş Belediyesi Ortaköy Kültür Merkezi, Dereboyu Cad. No:12/A, Ortaköy Tel212-236 5801
Osman Gürsoy Sanat Galerisi Cumhuriyet Cad. Platin Apt. No:43 Elmadağ Tel212-237 0836
Osmanbey Art Galeri Tavukcufethi Sok. No:43-45 Tel212-225 9699
Osmanbey Art Galeri 2 Ihlamuryolu Cad. No:21/1-B, Teşvikiye Tel212-247 1881
Özden Sanat Galerisi Spor Cad. No: 130 D: 3 Maçka Tel212-260 4428
Palet Sanat Galerisi Bağdat Cad. Haldun Taner Sok. No: 12/3 (CKM Karşısı) Caddebostan Tel216-302 7850
Pamukbank Fotoğraf Galerisi Teşvikiye Cad.105/3 Teşvikiye Tel212-236 6790 Passion Sanat Galerisi Belediye Sitesi A-4 No: 21 Ulus Tel212-352 5863
Pastoral Sanat Evi Tütüncü Mehmet Efendi Caddesi Ihlamur-Şair Ahmet Kemal s.2/1 Göztepe Kadıköy Tel216-369 7940, 216-3601185
Pera Sanat Galerisi Sıraselviler Cad. No: 70 Taksim Tel212-245 3008
PG Art Gallery Cevdetpaşa Cad. No: 15/2 Bebek Tel212-263 3390
Pi Artworks Muallim Naci Cad. No: 25 Ortaköy Tel212-236 6853
Pimapen Kültür Evi Halaskargazi Cad. No : 263 Osmanbey Tel212-296 9036
Proje4L Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi Hamam Sokak, Harmancı Giz Plaza (Gültepe Sapağı, Eczacıbaşı Arkası), Levent Tel212-281 5150
Resimci Eskidji Antikacılar Çarşısı, Paşabakkal Sok. No : 28 Dolapdere Beyoğlu Tel212-238 4294
Rönesans Sanat Galerisi Ihlamur Yolu No : 3/1 Teşvikiye Tel212-232 9664
Sanat Odası Hasnun Galip Sok. Pembe Çık. Zarifi Apt. No: 4 Beyoğlu Tel212-244 9031
Seher Sanat Galerisi Cemal Süreyya Sok. Seher Apt. 12/1 Moda Tel216-346 8138
Sevimce Sanat Galerisi Eflatun Sok. Doğa Apt. No: 5/2 Feneryolu, Kadıköy Tel216-338 5328
Siemens Sanat Meclisi Mebusan Cad. No:125, Fındıklı Tel212-334 1104
Simurg Art Gallery Bahariye Serasker Cad .Rızapaşa Sok .Oki İşhanı No : 6 Kat: 1 Kadıköy Tel216-346 5086
Studio 19 Zeytinoğlu Cad. Demirhisar Apt. No:19, Akatlar Tel212-351 4351
Studio Peinture Hacı Emin Efendi Sok. Murat Apt. No:7/3 Teşvikiye Tel212-219 1742
Sungur Sanat Evi Hüsrev Gerede Cad. İpeker Apt. No:98-100/2, Teşvikiye Tel212-227 7593-94
Taksim Sanat Galerisi Cumhuriyet Cad. No : 24 Taksim Tel212-245 2068
Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi Tünel, Beyoğlu Tel212-227 3390
Tatbiki Sanat Galerisi Bahariye Cad. No: 3 K: 1 Kadıköy Tel216-338 9837
Tekel Sanat Galerisi Tekel Genel Müdürlük Binası Atatürk Bul. Unkapanı Tel212-533 1900
Teksin Sanat Galerisi Prof. Dr. Hulusi Behçet Cad. No: 2/13 Gürkan Apt. D: 2 Göztepe Tel216-385 3266
teku Sanat Galerisi Asmalımescit Mah. Şahbender Sok. 6/1 Beyoğlu Tel212-251 4153
Tem Sanat Galerisi Valikonağı Cad. Prof. Dr. Orhan Ersek Sok. 44 Nişantaşı Tel212-247 0899
Terakki Vakfı Sanat Galerisi Ebulula Mardin Cad. 12/A Levent Tel212-351 0060
Teşvikiye Sanat Galerisi Abdi İpekçi Cad. No:48/3 Teşvikiye Tel212- 241 04 58
The Greenpark Art Gallery Ali Nihat Tarlan Cad. Ertaş Sok. No: 16 İçerenköy Bostancı İstanbul Tel216-573 3030
The Marmara Pera Gallery Art & Life Meşrutiyet Caddesi Tepebaşı İstanbul Tel544-496 3959
Tolga & Sons Nispetiye cad. Petrol sitesi 9.Blok Daire:1 ETİLER Tel212-352 6347
Tolga Eti Sanat Evi Bağdat Cad. Yeniköşk Apt. B Blok D : 2 No : 199 Selamiçeşme Tel216-368 2679
Topkapı Sarayı Sultanahmet, Eminönü Tel212 - 512 04 80
Toprak Sanat Galerisi Ihlamur, Yıldız Cad. No: 10 Beşiktaş Tel212-326 3580
Troy Sanat Galerisi Hüsrev Gerede Cad. 104 /1 Teşvikiye Tel212-327 9999
Türk Ticaret Bankası Gn.Md.Sanat Gal. Yıldız Posta Cad. No : 2 Gayrettepe Tel212-288 5900
Türk ve İslam Eserleri Müzesi İbrahim Paşa Sarayı At Meydanı No 46 Sultanahmet Tel212-638 2221
Tuze Sanatevi Bağdat Cad. Yazarlar Sok. Kırlangıç Apt. 6/2 Suadiye Tel216-380 8580
Üçüncügöz Sanat Galerisi Serasker Cad. Sakız Sok. No: 15/4 Kadıköy Moda Tel216 - 346 8571
Ümit Yaşar Sanat Galerisi Konaklar Mah. Söğütlü Sok. Koza Sitesi 10. Blok D:1 4. Levent Tel212-281 5600
Urart Sanat Galerisi Abdi İpekçi Cad. No : 18/2 Nişantaşı Tel212-241 2183
Ürün Sanat Galerisi Sarıgül Sk. Arzu Apt. No: 2 D: 5 Caddebostan Kadıköy Tel216-363 1280
Vakıfbank İstanbul Bölge Fuayesi Hacı Adil Yolu, Çayır Çimen Sok. No:2 1.Levent Tel212-316 7021
Vakıfbank Kemal Sunal Sanat Merkezi İstiklal Cad. 241/2 Beyoğlu Tel212-292 5013
Vakıflar Bankası Sanat Galerisi İstiklal Cad. No: 168/1 Tel212-292 5013
Vakko Sanat Galerisi İstiklal Cad. 123-125 Beyoğlu Tel212-251 4092
Yapı Kredi Kazım Taşkent Sanat Galerisi İstiklal Cad. No : 285 Beyoğlu Tel212-252 47 00
Yapı Kredi Kültür Merkezi İstiklal Caddesi, No: 285 Beyoğlu Tel212-473 0 444
Yapı Kredi Vedat Nedim Tor Müzesi İstiklal Cad. No : 285 Beyoğlu Tel212-252 4700
Yedi Sanat Galerisi Asmalı Mescit Sokak, No:7 Tünel, Beyoğlu Tel212-245 7547
YMMO Sanat Galerisi İstiklal Cad. No:302, Beyoğlu Tel212-251 6090
Yurt ve Dünya Sanat Galerisi Moda Cad. Aylin Apartmanı No: 270 Moda, Kadıköy Tel216-349 2610
Zerrin Türen Sanat Galerisi Cami Sok. Köprü Apt. 22 B Blok D : 16 Bostancı Tel216-410 3490
Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi Mueyyet Sok. No : 1 Tünel Tel212-251 4248
ANKARA
Ada Sanat Galerisi Mesa Plaza 3 Eskişehir Yolu 17. Km Çayyolu Tel312-240 6272
Altanay Sanat Galerisi Kuveyt Cad. 10/B Güvenler, Kavaklıdere Tel312-468 3076
Anadolu Ajansı Sanat Galerisi GMK Bulvarı No : 128/C Blok Tandoğan Tel312-231 70 00
Anart Gallery Üsküp Cad. Çevre Sok. No:35 Zemin Kat Gazeteciler Cemiyeti Yanı, Çankaya Tel312-428 3955
Anatolia Sanat galerisi Uğur Mumcu Sok. No : 35 GOP Tel312-447 2022
Ankara Antikacılık Cinnah Cad. No: 66/1, Çankaya Tel312-442 3891
Ankara Beyaz Sanat Galerisi Mesnevi Sok. 38/C Çankaya Tel312-439 6420
Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi Kennedy Cad. No:4 Kavaklıdere Tel312-467 4082
Ankara Sanat Galerisi Cinnah Cad. Yeşilyurt Sok. No : 6 Çankaya Tel312-466 2360
Ankara Üniversitesi Kültür ve Sanat Evi Kuleli Sok. No : 42 GOP Tel312-222 8532
Arda Sanat Galerisi Hoşdere Cad. 122/9 Çankaya Tel312-438 7275
Arel Sanat Galerisi Farabi Sok. 7/1 Çankaya Tel312-428 2255
Armoni Sanat Galerisi Yıldız Mah. 4. Cadde 27. Sok. 2/1, Çankaya Tel312-440 4376
Artı Galeri Cinnah Cad. Gelibolu Sok. 3/2 Kavaklıdere Tel312-466 5283
Artium Sanat Galerisi Meneviş Sok. Toros Apt.79/8 A. Ayrancı Tel312-426 4993
Atlas Sanat Galerisi Cinnah Cad., 19-1 Çankaya Tel312-468 5904
Aysel Gözübüyük Sanatevi Konutkent 2 Datça Sok. B1 Girişi No:1 Çayyolu Tel312-241 0695
Başak Sigorta Sanat Galerisi Şehit Adem Yavuz Sok. No : 12 Kızılay Tel312-417 2319
Boyut Galeri Yazanlar Sok. 17/B A. Ayrancı Tel312-426 3728
Bude Sanat Galerisi Beykoz Sokak (Dörtyol) 13/2 Küçükesat Tel312-418 4979
Dam Sanat Galerisi Bülten Sok. 10/1 Kavaklıdere Tel312-427 4131
Devlet Resim Heykel Müzesi Opera Karşısı Talat Paşa Bulvarı, Ulus Tel312-310 2094
Doku Sanat Galerisi Cinnah Cad. Enis Behiç Koryürek Sok. 11A-B Çankaya Tel312-439 7880
Dost Sanat Galerisi Karanfil Sok. No : 11 Kızılay Tel312-417 2901
El Prado Resim Atölye & Galerisi Yayçeken sok.No-3 Hisariçi, Ankara Kalesi, Samanpazarı Tel312-310 7131
G&G Sanat Galerisi Yıldızevler Mah. 34. Sk. 36/A Çankaya Tel312-442 4550
Galeri Akdeniz G.M.K. Bul. Özveren Sok. 25/1 Demirtepe Tel312-231 4543
Galeri Artı Cinnah Cad. Gelibolu Sok. No : 3/2 Kavaklıdere Tel312-466 5283
Galeri Ayda Sancak Mah. 249. Sok. No: 49/1 Yıldız - Çankaya Tel312-491 5955
Galeri Hera Üsküp Cad. No: 8/3 B Blok Çankaya Tel312-426 4217
Galeri Nev Gezegen Sok. No : 5 GOP Tel312-437 9390
Galeri Sanat Yapım Çiftlik Cad. No: 35/A Beştepe Tel312-222 1906
Galeri Sans Çevre Sok. 40 Çankaya Tel312-467 2320
Galeri Selvin Bestekar Sok. 61/A Kavaklıdere Tel312-426 2658
Galeri Sera Horasan Sok. No : 14 GOP Tel312-446 2734
Galeri Soyut 2. Menekşe Sok. 29/2 Kızılay Tel312-418 6533
Galeri Soyut Ankara Yıldızevler Mah. 4. Cad. Şehit Mustafa Doğan Sok. No: 82/A, Yıldız-Çankaya Tel312-438 8670
Görkem Sanatevi Pirinç Sok. Pirinç Han No: 4/19 Samanpazarı Tel312-309 2504
Gözde Sanat Galerisi Portakal Çiçeği Vadisi Kuzgun Sok. 74/A Y.Ayrancı Tel312-442 1131
GP Sanat Galerisi Simon Bolivar Cad. Abdullah Cevdet Sk. No: 11/1 Çankaya Tel312-439 8122
Halkbank Sanat Galerisi Nenehatun Cad. 55 GOP Tel312-436 1259
Helikon Sanat Galerisi Ebuzziya Tevfik Sok. 15/1 Çankaya Tel312-441 7801
Hobi Cafe Sanat Galerisi 7. Cadde No : 3 Bahçelievler Tel312-215 0113
İlayda Sanat Galerisi Mesnevi Sok. No : 4/A Çankaya Tel312-441 3131
İMKB Ankara Sanat Galerisi Zühtü Tigrel Cad. No:2 Oran Tel312-491 5224
Kleopatra Sanat Galerisi Turan Güneş Bulvarı 12. Cadde No: 10/A Oran Tel312-490 8687
Konrad Adenur Vakfı Ahmet Rasim Sok. No : 27 Çankaya Tel312-440 4080
Köşk Antik Sanat Galerisi Atatürk Bulvarı 237/25 Asma Kat Kavaklıdere Tel312-466 5150
Krişna Sanat Merkezi Kennedy Caddesi 29/3 Kavaklıdere Tel312-418 0253
Lale Ataman Sanat Galerisi Cinnah Cad. Alaçam Sok. No: 8/3, Çankaya Tel312-468 4104
Mart Kolleksiyon Kaptan Paşa Sok. 29/A, G.O.P. Tel312-447 4252
Mİ-GE Art Çankaya Cinnah Cad. 61/8 Tel312-438 9383
Milo Sanat Galerisi İran Cad. Karum İş Merkezi No: 21/370 Kavaklıdere Tel312-427 7172
N&S Sanat Galerisi Tahran Cad. 4/8 Kavaklıdere Tel312-232 2300
Nefertiti Sanat Galerisi Birlik Mah. 48. Sok. No: 22/8 Tel312-495 1212
Nurol Sanat Galerisi Gelincik Sokak No:2/2 Güvenevler, Çankaya Tel312-468 8670
Piano&Piano 4. Cadde 63. Sokak No:4, Yıldız-Çankaya Tel312-441 9588
Platform Sanat Galerisi Selanik Cad. No:31/5 Tel312-418 5534
RD Art Galeri Reşit Galip Cad. Fiskiye Sok. No:22 Gaziosmanpaşa Tel312-436 1060
Şekerbank Ömer Sunar Sanat Galerisi Atatürk Bulvarı 171 Kızılay Tel312-425 1680
Sevgi Sanat Galerisi Cinnah Cad. Mesnevi Sok. No: 5/1 Çankaya Tel312-441 2634
Siyah Beyaz Sanat Galerisi Kavaklıdere Sok. 3/1 Kavaklıdere Tel312-427 0005
Still Life Art Şehit Mustafa Doğan Sok. 41/C Yıldız Çankaya Tel312-441 0145
Su Ana Sanat Evi Doğa Sitesi 82 Koru Mah. Çayyolu Tel312-240 3023
T. C. Ziraat Bankası Kültür Merkezi Mithatpaşa Cad. 64 Kızılay Tel312-417 8458
T´s & G´s Art Cinnah Cad. Oba Apt.31 A-10 Çankaya Tel312-468 7270
Takı-Antika Sanat Galerisi Horasan Sok. No:15/3 Gaziosmanpaşa Tel312-436 3788
teku Sanat Galerisi Hollanda Cad. 46-A Çankaya Yıldız Tel312-442 2363
Transparan Sanat Galerisi Birlik Ma. Şemsettin Günaltay Cad. 58. Sk. No: 6 / 1 Çankaya Tel312-496 3340
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Farabi Galip Dede Sok. No: 5, Çankaya Tel312-428 3842
Turkuvaz Sanat Galerisi Cinnah Cad. Kırkpınar Sok. 5/A Çankaya Tel312-439 1479
um:ag Sanat Galerisi Paris Cad. No : 14 Kavaklıdere Tel312-417 7720
Vakıfbank Atakule Sanat Galerisi Atakule, Çankaya Tel312-442 90 67
Valör Sanat Galerisi 4. Cad. Şehit Mustafa Doğan Sok. 33/A Yıldız-Çankaya Tel312-442 0072
Ziraat Bankası Kuğulu Sanat Galerisi Tunalı Hilmi Cad. No:104, Kavaklıdere Tel312-466 0540
İZMİR
Alsancak Kültür & Sanat Merkezi Galerisi Kıbrıs Şehitleri Cad. No:12 Kat:6, Alsancak Tel232-463 4346
Aphrodie Sanat Galerisi Hürriyet Bulvarı No : 5/1 Çankaya Tel232-482 3302
Art Shop 1382 Sok. No 12/1 Celaleddin Bey Apt. Alsancak Tel232-422 2830
Atölye İsmet Art Galeri Şirince - Selçuk Tel232-898 3261
Ege Ü. Kampüs Kültür Mrk. San. Galerisi Bornova Tel232-3428478
Ege Üni. 50. Yıl Köşkü Sanat Galerisi Tel232-3429542
Ege Üniversitesi AKM Sanat Galerisi Mithatpaşa Cad. No:92/A, Konak Tel232-489 0459
Galeri Alaçatı Kemalpaşa Cad. No: 140 Alaçatı, Çeşme Tel232-716 8326
Galeri Seba Mithatpaşa Cad. No:464/A Konak Tel232-445 3340
Güney Sanat Galerisi 6417/1 Sok. No: 22/E Yalı Mah., Karşıyaka Tel232-330 8021
İş Bankası İzmir Sanat Galerisi Çobanoğlu Zeki Bey Caddesi No:2 Konak Tel232 - 482 0939
İzmir Resim Heykel Müzesi Mithat Paşa Cad. No: 94 Konak Tel232 - 482 0393
K2 Sanat Merkezi Cumhuriyet Bulvarı No:54 Büyük Karduçalı Han K: 2 Konak Tel536-503 6795
Kırmızı Ardıç Kuşu Sanat Galerisi Kemal Paşa cd. No:96 Alaçatı Tel232-716 6551
Konak Pier/İzmir Konak Pier Atatürk Cad. No19 Konak Tel232-489 1004
Martı Sanat Galerisi 1688 Sok. No: 20/A Karşıyaka Tel232-381 2400
Papatya Antik Sanat ve Kültür Evi İzmir Fuarı Lozan Kapısı Kültürpark Alsancak Tel232-446 7365
Perin Sanat Galerisi 1462 Sok. No: 52 Alsancak Tel232-465 3430
Psg Sanat Mithatpasa Cad. No: 402/A Tel232-484 3137
Resim ve Heykel Müzesi Şeref Akdik salonu Tel232-441 4192
Selçuk Yaşar Sanat Galerisi Cumhuriyet Cad. No : 252 Alsancak Tel232-422 6532
Vakko Sanat Galerisi Atatürk Cad. No : 226 Alsancak Tel232-421 6590
DİĞER ŞEHİRLER
Açı Sanat Galerisi Emek Cad. Babiroğlu Apt. 9/A Tel258-265 3419
Adali Sanat Galerisi Kemal Arıkan Cad.No:28/4 Kusadasi Tel256-612 3176
Adler Joailliers Rue du Rhône, 23, 1204 Tel+4122 819 80 06
Agence Euro-Asiatique d’Art Contemporain Muriel Sprl Avenue de Messidor, 316/ bte 5 1180 Tel+32-264 45847
ahk Çağla Cabaoğlu Art Gallery İsmet Gökşen Cad. No: 6-1 Antalya Tel242 - 316 5300
Altamira Sanat Galerisi Camiişerif Mah. Sanat Sok. 4 Tel324-233 0312
Antik Sanat Galerisi Prof. Selahattin Yazıcıoğlu Cad. İnka 1 Apt. altı Tel412-228 9505
Arc-en-Ciel maison d‘art-paris 104 Avenue de Suffren 75015 Paris Tel068 3790082
Ayvalık Karagöz Sanat Evi Cumhuriyet Cad. No:78, Ayvalık Tel266-312 6561
Bodrum Belediyesi Sanat Galerisi Bodrum Belediyesi Meclis Salonu Sanat Galerisi Bodrum Tel252-316 7718
Çakınberk Sanat Galerisi Akıncılar Mah. Yalkır Cad. 38 Tel266-241 2829
Desti Sanat Galerisi Yeşilbahçe Mah. Eski Lara Cad. Ömer Melli Apt. No:21/2 Tel242-311 4082
Espac Art Gallery «Espac’Art Gallery» 326 bis, Chaussée du Roeux à 7000 Mons Tel0032-4-76 87 7859
Fenersanat Antalya Evleri Sitesi B-6 blok No:1 Antalya Tel242-324 0867
Ferart Sanat Galerisi Ragıp Bey Mah. 18 Sok. No: 14/C Akhisar Tel236-413 0197
Galeri Art House Pamir Cad. Can Apt. 43/3, Bahçelievler Tel242-242 4141
Galeri K Gazi Bulvarı No: 6 Ramazanpaşa Camii Yanı Tel256 - 225 1943
Galeri Nuova Artesegno Via Grazzano, 5 -33100 Tel0039-4-32 51 2642
Galerie de la Cité 11 Rue de la Cité, Cenevre, İsviçre Tel00-41 223101200
Galeries Elias & Esra Bresstraat 10, B-2018 Antwerpen Tel+32 3 2163138
Gallery Xanadu Damlataş cad.Kökoğlu Sok.No:4 Alanya Tel242-512 8589
Görüntü Sanat Galerisi Yeni Baraj Mah. 1. Sok. Gülek Plaza Sitesi A Blok Seyhan Tel322-227 2476
Güz Sanat Galerisi Beşikçiler Cad. Beşikçiler Apt. No:43 Tel224-233 8232
Halikarnassos Kültür Merkezi Turgut Reis Yolu Ortakent-Bodrum Tel252-358 6113-14
İzmit Ticaret Odası Sanat Galerisi Demiryolu Caddesi Tel262-322 3010
Jazz Now Sanat Merkezi & Galeri Oasis Alışveriş Merkezi Türk Hava Yolları Alt Katı No:83-B/13, Bodrum Tel252-317 1926
Karabük Valiliği Sanat Galerisi Eski Cezaevi, Safranbolu Tel370-415 6818
Kaynak Sanat Galerisi Atatürk Bulvarı Pamir İş Merkezi B/3 Blok No:5, Konacık-Bodrum Tel252-363 9513
La Petite Galerie - Paris 35/37 rue de Seine 75006 Paris Tel0033-1-40 51 85 54
Maya Sanat Galerisi Kültür Mah. 4316 Sok. Arman Apt. No:1 (HSBC Bank Sokağı), Çamlıbel Tel324-238 9158
Naile Sanat Evi Güllerpınarı Mah. Kerim Kaptanlar Sok. Kızılışık apt. altı No:15/e Alanya Tel242-519 3397
NT Atölye & Galeri / Bodrum Kıbrıs Şehitleri Cad. Ataman İş Merkezi J Blok, Yokuşbaşı Bodrum Tel252-316 3331
Orkun Ozan Sanat Galerisi Milli Egemenlik Cad. 40. Sokak No:42 Tel242-248 3852
Pozitif Galeri Karabaş Mah. Demiryolu Cad. Köseoğlu Sok. No:16, Kocaeli Tel262-324 3841
Rengigül Sanat Galerisi Emniyet Sok. Bozcaada Tel286-697 8171
Salih Yön Sanat Evi Meydan Kavağı Mah.Avni Tolunay Cad.No: 45/B Antalya Tel242-313 1913
Sanko Sanat Galerisi İncilipınar Mh. Büyükşehir Bel. Karşısı Akınalan İş Merkezi Şehitkamil Gaziantep Tel342-232 3270
Sideren Sanat Galerisi Klüp Verano Bingeşik Mevkii Side Tel242-753 1631
Turuncu Sanat Galerisi Atatürk Bulvarı No: 15 Konacık, Bodrum Tel252-319 0336
Yağhane Sanat Galerisi Neyzen Tevfik Cad. No:170 Bodrum Tel252-313 4747
Yosun Sanat Galerisi Yalı İş Merkezi.Yalıkavak-Bodrum Tel252-385 5531
17 Eylül 2008 Çarşamba
Saklı Bahçemiz Masaüstümüzde...
The Zoomquilt II - Screensaver
bu konuda daha fazla bilgi için tıklayınız....
Koyun Olmayın Sadece Onu Çizin
bu linkten online olarak koyunlar çizebilirsiniz.çizilmiş şirin koyunlara bakmanız da mümkün.
15 Eylül 2008 Pazartesi
Heykel Kent Mobilyaları Attached to…
|
Yılmaz Zenger’in İstanbul için tasarladığı Heykel Kent mobilyaları Attached to… Sergisi 08 – 19 Ekim 2008 tarihleri arasında Yapı-Endüstri Merkezi’nde ziyaret edilebilecek…İstanbul’u taş devrinden beri var eden temel parametreleri modelleyerek işe başlayıp, rölyef resimlerle var olan kent dokusunu tanımlamış ve giderek soyutlaşan obje-heykel-mobilya arakesitindeki ürünleri ile kente dair tasarımlar üretmiş mimar ve endüstri ürünleri tasarımcısı Yılmaz Zenger “Attached to…” sergisi ile İstanbul’a ilişkin somuttan soyuta doğru evrilen bir tasarım sürecini gözler önüne seriyor. Yapı-Endüstri Merkezi’nde 08 – 19 Ekim 2008 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan Sergi ile Zenger aynı zamanda yeni malzemeler, yeni yapım teknikleri ve süreçler ile tasarım yapmak üzerine odaklanıyor. Daha önce New York’da NY Arts galerisinde bir bölümü sergilenen Zenger’in Heykel Kent Mobilyaları İstanbullu sanatseverlerle ilk defa buluşacak. Meslek Yaşamı boyunca tasarım yaklaşımını yenilik kavramıyla iç içe inşa etmiş Yılmaz Zenger sergiye paralel gerçekleştireceği workshop ve konferansla bu yaklaşımını yeni kuşak tasarımcılarla paylaşacak. Yılmaz Zenger Zenger Kanada Hükümeti destekli iki belgesel, UNICEF için taşınabilir aile eğitim ünitesi proje ve uygulaması parlamenterler için sağlık politikası belgesel senaryosu, Kanada'da uluslar arası iletişim toplantısında UNICEF adına konuşma ve animasyon film gösterisi ve yine Kanada hükümetine çizgi film senaryo, yönetim ve üretimini gerçekleştirdi. 1968’de Yapı-Endüstri Merkezi’nin kurucuları arasında yer aldı. Halen yönetim kurulundaki görevini sürdürmektedir. Çeşitli dergilerde çok sayıda makaleleri yayınlanan Yılmaz Zenger'in 200 ü aşkın özgün tasarımı, çeşitli resim heykel, dekoratif obje, mücevher tasarım ve uygulaması, bulunmaktadır. Sergiye paralel olarak, 14 Ekim 2008 tarihinde YEM'de "Tasarım, Malzeme ve Üretim Yöntemleri Konferansı", 17 - 18 Ekim 2008 tarihlerinde "No Computer" başlıklı atölye çalışması gerçekleştirilecek. |
Le Corbusier - The Art of Architecture
|
![]() Sergide, Le Corbusier’in orijinal mimarı modelleri, mobilyaları, çizimleri, resimleri bulunuyor. Ayrıca sergide, Le CorBusier’in önemli yapılarının ve tarihi binaların yenileme modellerini de görmek mümkün. |
Sedad Hakkı Eldem I: Gençlik Yılları” Sergisi Osmanlı Bankası Müzesi'nde
|
|
|
Doğu Karadeniz Kırsal Mimarisi
|
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen "Doğu Karadeniz Kırsal Mimarisi” fotoğraf sergisi 1– 30 Eylül 2008 tarihleri arasında ziyarete açılacak.Yıldız Sarayı Dış Karakol Binası'nda gerçekleştirilecek olan sergi kapsamında Karadeniz Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Mustafa Reşat Sümerkan bir söyleşi gerçekleştirecek. |
İstanbul'da Bir Sürrealist: Salvador Dali
|
![]() Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Gala-Salvador Dalí Vakfı'nın işbirliğiyle ve Akbank'ın sponsorluğunda, 20. yüzyılın en önemli sanatçılarından, sürrealizm akımının temsilcisi Salvador Dalí'yi Eylül 2008'de ağırlamaya hazırlanıyor. Salvador Dalí'nin kapsamlı bir retrospektifi niteliğini taşıyacak sergide; yağlıboya tablolar, çizimler ve grafiklerden oluşan 270 eserin yanı sıra, el yazmaları, fotoğraflar ve çeşitli dokümanlar yer alacak. Gala-Salvador Dalí Vakfı koleksiyonuna ait eserlerle, vakıf dışında gerçekleştirilen en büyük geçici sergi olma özelliğini taşıyacak sergi, 20 Eylül 2008 - 20 Ocak 2009 tarihleri arasında izlenebilecek. Serginin küratörü Montse Aguer Teixidor, İstanbulluların Salvador Dalí'yi ve onun olağanüstü sürreel dünyasını sergi sayesinde daha yakından tanıyacak olmasının altını çiziyor: "Sergi, eşsiz, yenilikçi, yetenekli ve farklı bir sanatçı olan Salvador Dalí'yi, ilk kez İstanbullularla buluşturacak. Bu evrensel ve provokatif sanatçının düşüncelerini, saplantılarını, ikonografisini ve olağanüstü sürreel dünyasını herkesin anlayabilmesini, daha yakından tanımasını sağlamayı amaçlıyoruz." Radikal Yazarı Ahu Antmen Dali hakkında şöyle diyor: "20. yüzyılın dahi ressamını yazdı: Ünlü Gerçeküstücü, İspanyol ressam Dali’nin Gerçeküstücülerle arasındaki en önemli fark, kendi deyimiyle, ‘kendisinin Gerçeküstücü olması’ydı. Bir deliyle arasındaki en önemli fark ise, kendi teşhisini kendi koyan Dali’ye göre, ‘kendisinin deli olmamasıydı’. Ama hiç kuşkusuz biraz kaçıktı Salvador Dali; tabii kaçığı biraz da oynuyordu. 20. yüzyılın endüstri, teknoloji, kentleşme derken tüm hızı ve tozuyla getirdiği ‘modern hayat’ın başlıca göstergelerden biri kitle kültürüyse, kitle kültürünün de belli başlı göstergelerinden biri özellikle müzik ve sinema gibi kitlesel sanat dallarında, ama zaman zaman da daha az izlenir olan resim, heykel gibi alanlarda görülen yeni bir sanatçı tipiydi: Sansasyona meyilli, skandal çıkarmaya müsait, sanatı kadar ‘sanatçı kimliği’yle de tanınan, deyim yerindeyse ‘şanıyla yürüyen’ bir tipti bu. .... Sansasyonel davranışlarıyla Gerçeküstücülerin dünya çapında tanınmasında etkili olan Dali, 1930’lu yıllarda Londra’da gerçekleştirilen bir konferansa dalgıç kıyafetiyle gelmek gibi deliliklerin yanı sıra genellikle travestilerden oluşan ekürisiyle gittiği sosyal ortamlarda skandal çıkarmak, Paul Eluard’ın karısı Gala’yı ‘çalmak’ ve ona ölene kadar hayatta ve sanatta dindarca tapınmak ya da faşizme meyleden siyasi duruşu ve Franco destekçiliği gibi birçok nedenle 20. yüzyılın en kendine has, en sıradışı sanatçılarından biri olarak tarihe geçti. " |
Kosmopolis Projesi: Kenti Duyan, Koklayan, Gören, Tadan, Dokunan Gerçekten Sen Misin?
| |
| | ![]() Hollanda Hükümeti, yerel yönetimler ve sanat kurumlarının girişimiyle başlayan kültürler arası diyalog projesi “kosmopolis”, garanjistanbul ortaklığında "kosmopolistanbul 1" adıyla İstanbul'da. “ "CitySense: Kenti Duyan, Koklayan, Gören, Tadan, Dokunan Gerçekten Sen Misin?" garajistanbul'un Hollanda hükümeti ile gerçekleştirdiği “kosmopolis” kültürlerarası diyalog projesinin ilk ayağı Nat Muller'in küratörlüğünde, Başak Şenova, NOMAD işbirliği ile 20 ve 21 Eylül 2008'de garajistanbul'da gerçekleşiyor. 20 Eylül 2008, Cumartesi 20:00 Açılış 20:00–23:00 Body Odor No.5 (Vücut Kokusu No.5) - Maki Ueda; Urbanopathic Confection (Kentsel-Rahatsizliga Karsi İlac Sekerlemesi) - Wietske Maas, My Pocket (Cebim) – Burak Arikan - video gösterimi 20:30 – 21:15 20-20000: The Infra Ultra Sound Society - Sasker Scheeerder & Radboud Mens 21:30 – 22:00 Video Gösterimleri: Mediashed "The Duellists (Duellocular)", Nicolas Provost "Plot Point (Dugum Noktasi)", Benny Nemerofsky Ramsay & Pascal Lievre "Patriotic (Vatansever)", Melse, Venet, Geurts, van Loenen "Published Security (Yayımlanmış Güvenlik)", Başak Kaptan "Terrace (Teras)", Efe Hızır "Bıdı", Dilara Kurtoğlu, "Stimulasyon", Denizcan Yüzgül "Aquarium (Akvaryum)" 22:15 – 22:45 LSP - Edwin van der Heide 22:45 – 23:15 Koray Tahiroğlu 23:15 – 01:30 Not at Home 21 Eylül 2008, Pazar 15:00 – 17:30 Kent Duyusu; Güvenliğin Gösterisi: Görünen ve Görünmeyen (Söyleşi) Sunumlar: Lemi Baruh (Türkiye), Maki Ueda (Hollanda/Japonya), Wietske Maas (Hollanda/Avusturya), Sasker Scheerder (Hollanda) Giris Konusması: Nat Muller Moderatörler: Nat Muller (bağımsız kürator) ve Basak Senova (kürator, direktor NOMAD) |
Linz Texas; Bir Kentin Anlattıkları
|
| “İstanbul 2010’a nasıl hazırlanmalı?” tartışmaları sürerken “2009 Avrupa Kültür Başkenti Linz” tanıtım çalışmalarına başladı. Linz’in diğer dünya kentleri ile arasında cesur bir ilişki kuran “Linz Texas; Bir kentin anlattıkları” başlıklı sergi bu kapsamda değerlendiriliyor. Sergi endüstri, kültür ve ekonominin nabzını aynı anda tuttuğu için özellikle turistler açısından ilgi çekici bir şehir olan Linz’in, “2009 Avrupa Kültür Başkenti” sıfatından yola çıkarak topografik anlamda yakın olduğu kentleri irdelerken bir yandan da “Dünya Linz’den neler öğrenecek?”, “Linz’in Madrid’le, Seattle’la ne gibi ortak özellikleri var?”, “ Linz Moskova, Manchester ya da Davos ile hangi sıfatları paylaşıyor?” gibi soruların cevabını arıyor. “Linz Texas; Bir kentin anlattıkları” Linz ile ilgili bağlamlardan bahsediyor. Absürd bir bakış açısı ile kente bakan sergi, kentin atmosferini okumayı kolaylaştırıyor. Kent, ancak bu konsept ile bakıldığında geçmişinin kapılarını aralıyor. Serginin amacı, hayalin de ötesine gitmek... Sergi, Shumon Basar, Angelika Fitz, Klemens Gruber, Martin Heller, Bart Lootsma, Angelika Schnell, Dietmar Steiner ve Roemer van Toorn öncülüğünde gerçekleştiriliyor. İlişkili kentler Linz orta ölçekli bir Avrupa kenti. Kentte, endüstriyel çevreye atıfta bulunan yeteri kadar yapı bulunuyor. Sergi, bu yanıyla Linz’i endüstriyel devrim açısından Manchester’a, endüstriyel yaşam bakımından Wolfsburg’e ve işçi kenti olduğu için Haifa’ya benzetiyor. Haber, 2009 Avrupa Kültür Başkenti Linz'in resmi web sitesinden derlenmiştir. |
Işığın Gücü
Bitiş Tarihi : 17.09.2008
Yer : Bashimi Sanat Evi, Salzburg, Avusturya
Organizasyon : Avrupa Kültür Derneği
Diğer Bilgiler : T: 0043 650 4244243
E: sebnem@bashimi.com

Avrupa Kültür Derneği tarafından düzenlenen “Işığın Gücü” başlıklı uluslar arası sergi 7 – 17 Eylül 2008 tarihleri arasında Salzburg’daki Bahsimi Sanat Evi’nde izlenebilir.
Küratörlüğünü Finlandiya’lı Pirjo Heino’nun üstlendiği sergiye Türkiye, Finlandiya ve Romanya’dan toplam 25 sanatçı katılıyor. Sanatçıların bu sergi için özel olarak hazırladıkları 30 x 30 cm. boyutlu işlerin sergilendiği etkinlikte Türkiye’den Reyhan Abacıoğlu, Özlem Kalkan Erenus, Feryal Taneri ve Tuncay Topçu yer alıyor.
Sergiye katılan diğer sanatçılar:
Finlandiya’dan:
Tiina Harjola, Pirjo Heino, Petra Hyvärinen, Pirkitta Hyvönen, Katja Juhola, Kimmo Kaloinen, Aila Koivisto, Lauri Linko, Jari Männistö, Outi Piironen, Irja Rantala, Reija Remes, Aila Salmivaara, Paul Tiililä, Aino Toivettula, Tarja Trygg, Eira Viertoma
Romanya’dan :
Cris Ciobanu, Maria Balea, Corneliu Ionescu, Lucia Puscasu
Avrupa Kültür Başkenti Uluslararası Sanat Sergisi
| | | |||||||||||||||||||||
| |
| |
| | "Avrupa Kültür Başkentlerinde Gençler Harekette Uluslararası Çalıştayı” kapsamında "Uluslararası Sanat Sergisi" ziyarete açılacak.Resim, heykel, seramik ve enstalasyon gibi farklı plastik sanat dallarından eserlerin sergileneceği sergiye dört ayrı ülkeden sanatçılar katılıyor. Eserleri sergilenecek sanatçılar arasında İnci Eryılmaz, Aslı Yönter, Nazlı Ekinci, Burcu Bilgin, Berkan Unutulmaz, Emre Kerimgil, Birim Erol, Deniz Beşer ve Christina Artola yer alıyor. 2009 Avrupa Kültür Başkenti Vilniuslu’dan (Litvanya) ve 2010 Avrupa Kültür Başkentleri olan İstanbul’dan, Pecs’den (Macaristan) ve Ruhr’dan (Almanya) AKB uzmanlarını, STK temsilcilerini ve gençleri İstanbul’da buluşturan çalıştay, Toplum Gönüllüleri Vakfı ve JEF Türkiye tarafından, Tuzla Belediyesi’nin ortaklığında ve Beşiktaş, Beyoğlu, Şişli ve Üsküdar belediyelerinin desteğiyle düzenleniyor. Etkinliğin finansmanının %70'i Avrupa Birliği Eğitim ve Gençlik Programları Başkanlığı tarafından sağlanıyor. |
New York'tan İstanbul'a: Spice Market by Jean Georges
| New York'tan İstanbul'a: Spice Market by Jean Georges | ||||
| ||||
| | ||||
|
İstanbul için konulan ‘dünya lezzet odağı’ hedefine 2010 telaşesi içinde daha da bir yoğunlaşılmış iken, gün geçmiyor ki yeni bir gastronomi mekanı ile yüz yüze gelmeyelim. Herald Tribune’un “İstanbul’un yeni ‘hip’ mahallesi” olarak tanıttığı Akaretler’de konumlanan, Osmanlı’nın ilk toplu konut projesi olan sıra evlerin uzun ve hummalı restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından, ticaret odaklı bu yerleşmenin söz konusu lezzet duraklarına da ev sahipliği yapmasına şaşmamak gerek. Bunlardan biri, üzerine çokça konuşulan ve konuşulmaya da devam edilecek olan dünyaca ünlü restaurant markası Spice Market oldu. 8 Nisan’da W Hotel’in içinde hizmete giren ‘Spice Market by Jean Georges’- Akaretler’in restorasyon açmazlarından uzakta bir yerden değerlendirmeyi başarırsanız - tüm detaylarından ve atmosferinden sonuna dek keyif alacağınız, gerçekten başarılı bir mekan. Mekanın mimarı Mahmut Anlar, Spice Market ve dolayısıyla W Hotel’in konsept kararları hakkında şunları söylüyor: “Spice Market konseptini gerek mutfak, gerek ambians açısından özetleyen tek kelime; etnik. Spice Market’ın New York’taki orijinal yerinde de bunu fazlasıyla hissediyorsunuz. İstanbul’daki fark ise, öncelikle W Hotel’in içinde ve de tüm konsept bünyesinde bunun uygulanmış olması.Sonuçta W İstanbul konseptini belirlerken çıkış noktamız, tarihi Akaretler Binası ve Osmanlı idi. Farklı etnik kültürlerin etkisinin Osmanlı sanatında fazlasıyla mevcut olması bize, Spice Market’ı İstanbul’u W içinde yorumlamakta ve ahenkli bir sentez oluşturmakta çok yardımcı oldu. Sonuç olarak Osmanlı etniği ile yorumlanmış bir Spice Market ortaya çıktı.” |
Art Galleries in Istanbul,İstanbul'daki Galeriler
Art Galleries in Istanbul
A Sanat artgallery
Villa Yesiltepe Bogazici Cad. Canim Sok. No:8 Maden Sariyer
Tel: (0212)-218 0337
Accenturc Design Gallery
Bostan Sok. Mert Apt. No.10 D.4 Nisantasi
Tel: (0212)-260 9118-19
Ada Antiques
Tesvikiye Macka Cad. Ralli Apt. No: 59/2, Tesvikiye
Tel: (0212)-219 1908
Af Art Gallery
Yildiz Mah. ciragan Cad. No: 27/1 Besiktas
Tel: (0212)-236 2283
Afa Art Gallery
Istiklal Cad. Bekar Sok. Beyoglu
Tel: (0212)-249 2218
Akatlar Cultural Center
Zeytinoglu Caddesi No: 8 Akatlar-Etiler
Tel: (0212)-351 9394
Akbank Bebek Art Gallery
Cevdetpasa Cad. No : 238 Bebek
Tel: (0212)-263 4835
Akbank Cultur and Art Center
Istiklal Caddesi No: 14-18 Beyoglu
Tel: (0212)-252 3500
Aksanat Cep Gallery
Istiklal Cad. No : 16 Beyoglu
Tel: (0212)-252 3500
Akustik Art Gallery
Meclis_i Mebusan Cad. No 157 Findikli
Tel: (0212)-243 9707
Akyol Art House
Tesvikiye Cad. Cami Sok. Kilic Han No:6/3 Tesvikiye
Tel: (0212)-227 4088
Aladogan Art Gallery
Kurtulus Cad. No.208 K.3 D.4 sisli
Tel: (0212)-224 1952
Alif ART
Mim Kemal Oke Caddesi, No:17 Nisantasi
Tel: (0212)-225 0069
Alkent Actuel Art Gallery
Alkent Alisveris Merk. Tepecik Yolu F3-18 Etiler
Tel: (0212)-257 4684
Almelek Art Gallery
Nispetiye, Aytar Cad. Nil Apt. 24/6 Levent
Tel: (0212)-269 8014
Anka Art Art Gallery
Bagdat Cad. Noter Sok. Gulsen Apt. 11/1 saskinbakkal
Tel: (0216)-385 7635
Antik Art Gallery
Nispet Sok. 4 Elmadag, Taksim
Tel: (0212)-224 7431
Antik Art Gallery
Muhurdar Cad. No : 59/3 Kadikoy
Tel: (0216)-330 1354
Antik Palace
Suleyman Seba Cad. Talimyeri Sok. 2 Macka
Tel: (0212)-236 2460
Antikhane
Faikpasa Sok. No:41 Yaman Han cukurcuma Beyoglu
Tel: (0212)-251 9578
Apel Art Gallery
Hayriye Cad. No : 7 Galatasaray
Tel: (0212)-292 7236
Ares Art House
Gulizar Sok. Zumrut Apt. 29/3 Fenerbahce
Tel: (0216)-345 1162
Ariyel Art Gallery
Halaskargazi Cad. Ferit Apt. 339/1 sisli
Tel: (0212)-296 9979
Art Gallery of C. Public Accountants
Istiklal Cad. No:302, Beyoglu
Tel: (0212)-251 6090
Art Hall Gallery
Atasehir Bulv. Ata 4-1 carsi No : 12, Kozyatagi
Tel: (0216)-456 0458
Art Home Art Gallery
Abide-i Hurriyet Cad. Bolkan Center 1000a Dekorasyon Merkezi No: 285 A Blok 117
Tel: (0212)-219 7333
Artdepo Art Gallery
Zeytinoglu Cad. Akatlar Kultur Merkezi
Tel: (0212)-351 9716
Artemis Art Center
Osmanbey, Halaskargazi Cad. Saksi Sok. 21/2 sisli
Tel: (0212)-232 0920
Arti Mezat
Tesvikiye Caddesi, Dilek Apt. 95/4 Tesvikiye
Tel: (0212)-261 6255
Article Art Gallery
Faik Pasa Sok. No:41, cukurcuma - Beyoglu
Tel: (0212)-251 8607
Artisan Art Gallery
Mufide Kuley Sok. (Poyracik Sok.) 32/1, Nisantasi
Tel: (0212)-247 9081
Artium Arthouse
sakayik Araligi Sok. No:9, Tesvikiye
Tel: (0212)-291 0131-32
Artmosfer Art Gallery
KOybasi Cad. Park Apt. No : 274/1 Yalilar-Yenikoy
Tel: (0212)-223 1314
Artspace Gallery
Abdi Ipekci Cad. Reasurans Pasaji No: 35, Tesvikiye
Tel: (0212)-343 0327
artSumer Gallery
1. Cadde No:62, Arnavutkoy
Tel: (0212)-263 5623
Asmalimescit Art Gallery
Sofyali Sok. 5/1 Tunel, Beyoglu
Tel: (0212)-249 6979
Ataturk Library
Mete Cad. No : 45 Beyoglu
Tel: (0212)-249 0945
Atolyemiz
Boyacikoy Hekimata Cad. 35/1 Emirgan
Tel: (0212)-277 5345
Austrian Consulate Culture Office
Koybasi Cad. No : 44 Yenikoy
Tel: (0212)-231 7843
AXA OYAK Art Gallery
Karakoy Meydani Nordstern Han
Tel: (0212)-292 5800
Aysegul Bayrak Art Gallery
Bademalti Sokak Barin Apt. No: 25/1, Moda
Tel: (0216)-330 9530
Bahariye Art Gallery
Caferaga Mah. Kadife Sok. No : 1/1 Kadikoy
Tel: (0216)-414 5506
Bakrac Art Gallery
Sinan Ercan Cad. 38, Oztor Sitesi B Blok Kozyatagi
Tel: (0216)-362 1826
Bali Antique Shop
Valikonagi Cad. No 93/1 Nisantasi
Tel: (0212)-233 3270
Bali Auction Art Gallery
Valikonagi Cad. No 93/1 Nisantasi
Tel: (0212)-233 3270
Baris Manco Culture Center
Kadikoy sifa Hastanesi Yani Kadikoy
Tel: (0216)-418 9549
BASAD Art Gallery
Istanbul Cad. N:38 Bakirkoy
Tel: (0212)-570 4595
Bebek Art Gallery
Cevdet Pasa Cad. Germencik Sok. No:3 Bebek
Tel: (0212)-287 6766
Bedri Rahmi Eyuboglu Art Gallery
Namik Kemel Mah. Dr. Rustem Eyuboglu Sok. No:8 umraniye
Tel: (0216)-443 0106
Beksav Art Gallery
Osmanaga Mah. Kirtasiyeci Sok. 21 Kadikoy
Tel: (0216)-349 9155
Beyoglu Akademililer Art Center
Balo Sok. 37 Beyoglu
Tel: (0212)-245 0229
Beyoglu Municipality Art Gallery
Istiklal Cad. No: 437 Tunel
Tel: (0212)-249 2610
Beytem Art Gallery
Buyukdere Cad. Beytem Plaza sisli
Tel: (0212)-231 3300
Bilim Art Gallery
Moda Caddesi Atifet Sokak No 255A Moda
Tel: (0216)-347 4443
Bizimtepe
Lale Sok. No : 10/1 Kurucesme
Tel: (0212)-257 8834
Borusan Art Gallery
Istiklal Cad. 421 Tunel, Beyoglu
Tel: (0212)-292 0655
Brasserie Sicak
Keskin Kalem Sok. No:37 Gazeteciler Mahallesi, Esentepe
Tel: (0212)-211 2927
C.A.M. Contemporary Art Marketing
sehbender sok. 4/1 Asmalimescit - Tunel
Tel: (0212)-245 7975
Caddebostan Culture Center
Bagdat Caddesi, Haldun Taner Sk. No: 11, Caddebostan, Kadikoy
Tel: (0216)-386 2681
Café Sonat
Yazarlar Sok. Vardar Apt. D : 4 Suadiye
Tel: (0216)-467 4664
cagla Cabaoglu Art Gallery
Macka Cad. 59/8 Ralli Apt., Tesvikiye
Tel: (0212)-291 3791
Cati Art House
Tesvikiye Cad. 176/5 Nisantasi
Tel: (0212)-247 7417
Cemal Resit Rey Fairs
Darulbedai Sok. No:1 Harbiye
Tel: (0212)-231 5497
Cep Art Gallery
Asmalimescit Sok. No: 41, Beyoglu
Tel: (0212)-292 0038
Cey Fine Art
Sahrayicedid Mah. Inonu Cad. Gul Apt. No: 9 Sahrayicedid Kadikoy
Tel: (0216)-359 0102
Cey Fine Arts
Garantikoza carsi Konutlari N1 Blok No: 20 Zekeriyakoy, Sariyer
Tel: (0212)-202 6400
Cream Art Gallery
Kurucesme Cad. No: 19/A Besiktas
Tel: (0212)-358 3745
Culture office of Besiktas Foundation
Dereboyu Cad. No : 1 Ortakoy
Tel: (0212)-261 2791
Cumali Art Gallery
sakayik Sok. 45/3 Tesvikiye
Tel: (0212)-248 3165
Darphane-i Amire
Topkapi Sarayi 1. Avlusu Aya Irini Yani Sultanahmet
Tel: (0212)-513 5082
Dega Art Gallery
Bagdat Cad. Egemen Sok. Feneryolu Apt. No: 22/1
Tel: (0216)-345 3440
dem-art Art Gallery
Sahilyolu Engin Apt. No 79/B Arnavutkoy
Tel: (0212)-287 7867
Deniz Art Gallery
Turkcu Sok. Dincer Pasaji No: 15/14, Bakirkoy
Tel: (0212)-561 1507
Destek Reasurans
Abdi Ipekci Cad. No : 75 Macka
Tel: (0212)-231 2832
Dirimart
Abdi Ipekci Cad. 7/4 80200 Nisantasi
Tel: (0212)-291 3434
Doku Art Gallery
Ihlamur Tesvikiye Yolu Av. Sureyya Agaoglu Sok. 4/2-3-4 Tesvikiye
Tel: (0212)-246 2496
dpart
Abdi Ipekci Cad. No:48/5 Tesvikiye
Tel: (0212)-241 6535
Dulcinea Art Gallery
Istiklal Cad. Meselik Sok. No : 20 Beyoglu
Tel: (0212)-245 1071
EKAV Art Gallery
Buyukdere Cad. 163 Esentepe, Zincirlukuyu
Tel: (0212)-336 1046
Ekvator Art Gallery
Vali Konagi Cad. Pasaj 73 K: 1 No: 28 Nisantasi
Tel: (0212)-225 2318
Elturk Art Gallery
Valikonagi Cad. Basaran Apt. 33/2 Harbiye
Tel: (0212)-225 0158
Emlak Art Gallery
Istiklal Cad. Balyoz Sok. No : 4 K : 1 Beyoglu
Tel: (0212)-252 6100
Enka Art Gallery
Sadi Gulcelik Spor Sitesi, Istinye
Tel: (0212)-276 0545
Enka Ronesans Gallery Bar
Bestekar Haci Faik Bey Sok. No : 3 Balmumcu
Tel: (0212)-274 0967
Erenus Art Gallery
Guzel Sok. Birgen Apt. No: 5 D: 1 Selamicesme
Tel: (0216)-386 3456
Evin Art Gallery
Bebek Deresi Sk. No : 13 Bebek
Tel: (0212)-265 8158
Eylul Art Gallery
Nisantasi, Akkirman Sok. 59 sisli
Tel: (0212)-231 6956
Fatih Kiral Art Gallery
Ankara Asfalti, Bostanci Kavsagi Yanyol No : 9 Bostanci
Tel: (0216)-361 0307
Fine Art
Husrev Gerede Cad. Tanin Apt. No:108 Kat:2, Tesvikiye
Tel: (0212)-259 8650
Fotografevi
Istiklal Cad. Tutuncu Sok. No : 4 Galatasaray
Tel: (0212)-251 0566
French Institute of Istanbul
Istiklal Cad. No : 8 Beyoglu
Tel: (0212)-334 8740
Galatea Art Gallery
Sofyali Sok. 16/1 Asmalimescit/Beyoglu
Tel: (0212)-292 5430
galeri x-ist
Eytam Cad. Acikhava Apt. No: 16/5 Nisantasi
Tel: (0212)-291 7784
Galerie Art Intercultura
Topagaci, Poracik Sok. Mutlu Apt. 1-2, D: 7 Tesvikiye
Tel: (0212)-234 6873
galerist
Istiklal Caddesi Misir Apt . No: 311 /4 Beyoglu
Tel: (0212)-233 6268
Galeri-X
Galip Dede Cad. No: 48/11 Tunel Beyoglu
Tel: (0212)-249 3739
Galleria Palladium Saloon
Galleria 4.Kat, Sahilyolu-Atakoy
Tel: (0212)-559 9560
Gallery 19
Zeytinoglu Cad. No:19, Akatlar
Tel: (0212)-351 1741
Gallery 3K
Valikonagi Cad. No : 90/1 Nisantasi
Tel: (0212)-233 4277
Gallery A
Husrev Gerede Cad. Tesvikiye Altug Binasi 6.Kat No:144
Tel: (0212)-236 7700 (1161)
Gallery Art & Life
Gunesli Sok. No: 33 Cihangir Beyoglu
Tel: (0212)-293 9150
Gallery Artist
Ayazma Cad. No: 4 Fulya
Tel: (0212)-227 6852
Gallery Artist Cukurcuma
Altipatlar Sk. No 26 cukurcuma Beyoglu
Tel: (0212)-251 9163
Gallery Artist Horhor
Antikacilar carsisi Kat: 3 Horhor-Aksaray
Tel: (0212)-621 9178
Gallery Baraz
Kurtulus Cad. No: 191 sisli
Tel: (0212)-225 4702
Gallery BINYIL
Galata Mumhanesi Cad. No: 175 Tophane
Tel: (0212)-244 9141-42-43
Gallery Cerceve
Galip Dede Caddesi Timarci Sok. No : 5/5 Tunel, Beyoglu
Tel: (0212)-251 2651
Gallery D
Orhan Ersek Sok. 46/A Nisantasi
Tel: (0212)-234 5273 - 75
Gallery Durer
Galip Dede Cad. No : 85 Tunel, Beyoglu
Tel: (0212)-249 2009
Gallery G
Abdi Ipekci Cad. Arman Palas No : 7/8 Nisantasi
Tel: (0212)-241 4569
Gallery Nev
Macka Cad. No:33, Macka
Tel: (0212)-231 6763
Gallery Oda
Husrev Gerede Cad. No : 102/B Tesvikiye
Tel: (0212)-259 2208
Gallery Selvin
Arnavutkoy Dere Sok. No:3, Arnavutkoy-Bebek
Tel: (0212)-263 7481-82
Gallery Vinci
Avukat Sureyya Agaoglu Sok. Gunol Apt. No : 1 Tesvikiye
Tel: (0212)-233 0619
Garage of Art
Adnan Saygun Cad. Leylak Apt. 1/19 Akmerkez Ulus Kapisi Karsisi, Etiler
Tel: (0212)-351 1604
Garanti Art Gallery
Cumhuriyet Cad. 125 Elmadag
Tel: (0212)-232 9048
Garanti Art Gallery
Istiklal Cad. Bahceli Hamam Sok 141 Mihcioglu Han 5 Beyoglu
Tel: (0212)-251 3434
G-Art Art Gallery
Kucuk ciftlik Parki Yani G-mall Alisveris Merkezi Macka
Tel: (0212)-296 0876
GF Art House
Moda Cad. Sarraf Ali Sok. No: 11/1 Kadikoy
Tel: (0216)-418 6283
Girigin Piano and Art Gallery
Nuzhetiye Cad. 36 Besiktas
Tel: (0212)-227 8640
Gunes Art Gallery
Samanyolu Sok. No:124 sisli
Tel: (0212)-247 8716
Harmony Art Gallery
Icadiye Cad. No : 70 Kuzguncuk, uskudar
Tel: (0216)-553 2167
Hobi Art Gallery
Valikonagi Cad. Pasaj 73 Nisantasi
Tel: (0212)-225 2337
Iki Maymun Gallery
Bagdat Cad. 321 A Blok D : 1 Caddebostan
Tel: (0216)-350 2624
Ilayda Art Gallery - Istanbul
Husrev Gerede Cad. No:29 Tesvikiye
Tel: (0212)-227 9292
IMKB Art Gallery
Resit Pasa Mah. Tuncay Artun Cad. Emirgan Sariyer
Tel: (0212)-298 2511
IMOGA
Baraj Yolu Sok. unalan uskudar
Tel: (0216)-4709292
IMOGA Art Gallery - Nisantasi
Dr. Mufide Kuley (Poyracik) Sok. 32/2, Nisantasi
Tel: (0212)-240 5151
Inhouse Art Gallery
Nispetiye Cad. Yildizcicegi Sok. No:5 Etiler
Tel: (0212)-358 4104
Is Sanat Kibele Gallery
Is Kuleleri Kule 2, 4. Levent
Tel: (0212)-316 1580
Isbank Art Gallery
Istiklal Cad. Meselik Sok. 2/2 Beyoglu
Tel: (0212)-244 2021
Ispirtohane Culture Center
Mimar Sinan I.O.O Yani Atakoy 8. Kisim, Atakoy-Bakirkoy
Tel: (0212)-559 6167
Istanbul Modern
Meclis-i Mebusan Cad. Liman Sahasi
Tel: (0212)-334 7300
Istanbul Modern Arts Gallery
Barbaros Bulvari No: 113/B Balmumcu
Tel: (0212)-288 4848
Istanbul Museum of Graphic Arts
unalan Mahallesi Barajyolu Sok. No:14, uskudar
Tel: (0216)-470 9292
Istanbul Painting & Sculpture Museum
Besiktas
Tel: (0212)-213 7204
Italy Culture Center
Mesrutiyet Cad. 161 Beyoglu
Tel: (0212)-293 9848
Kabatas Culture Center
Sabanci Kultur Sitesi, Ortakoy
Tel: (0212)-227 0512
Kadir Has Universy Art Gallery
Cibali Merkez Kampus - Hisaralti Cad. Cibali
Tel: (0)
Kanat Bayazit Art Gallery
sakayik Sok. No: 45/2 D: 1 Ful Apt. Tesvikiye
Tel: (0212)-240 2650
Karaoglan Art Gallery
Halas Sok. No:10 Beyoglu
Tel: (0212)-293 9715
Kare Art Gallery
Abdi Ipekci Cad. Ada Apt. No: 26 K: 3 D: 9 Nisantasi
Tel: (0212)- 230 5891 - 240 4448
Karsi Art Works
Istiklal Cad. Elhamra Han No: 258 K: 2 D: 201-203 Beyoglu
Tel: (0212)-245 1508
Karsu Tekstil Art Gallery
Gazeteciler Sitesi Yazarlar Sok. 26 Esentepe
Tel: (0212)-288 3389
Kas Art Gallery
Abide-i Hurriyet Cad. No: 151 sisli
Tel: (0212)-241 1185
Kasa Gallery
Karakoy Iletisim Merkezi Bankalar Cad. No : 2 Karakoy
Tel: (0212)-292 4939
Kiziltoprak Art Gallery
Kiziltoprak, Rustiye Sok. 47/1 Kadikoy
Tel: (0216)-418 3806
Kocamemi Gallery
Hilton Oteli Lobisi Harbiye
Tel: (0212)-246 9723
Kosuyolu Art Gallery
Kosuyolu Cad. No:48, Kadikoy
Tel: (0216)-340 5156
Kultur University Art Gallery
Atakoy Kampusu Bakirkoy Istanbul
Tel: (0212)-498 4169
Leonardo Art Gallery
Yeni Sulun Sok. No: 51 3.Levent
Tel: (0212)-280 8394
Les Arts Turcs
Incili cavus Sok. No: 37 Kat:3 Sultanahmet
Tel: (0212)-520 77 43
Levent Tennis Club Art Gallery
Akasyali Sok. No:3 4. Levent
Tel: (0212)-279 2710
Levissi Art Gallery
Dunya Dostluk ve Baris Koyu - Kayakoy
Tel: (0)535-898 2175
Mac Art Gallery
Mim Kemal Oke Cad. Lal Apt. No: 23/3 Nisantasi
Tel: (0212)-343 8540
Macka Art Gallery
Eytam Cad. No : 31 Nisantasi
Tel: (0212)-240 80 23
Macka Mezat
32 Macka Caddesi Narmanli Apartmani, Tesvikiye
Tel: (0212)-259 4513
Maksut Varol Auction Gallery
Akkavak Sok. Tunaman carsisi, Nisantasi
Tel: (0212)-246 3024
Maltepe Art Center
Cumhuriyet Cad. Site Sok. No.8 Kucukyali
Tel: (0216)-518 9720
Maltepe Art Gallery
Feyzullah Cad. Yucelen Sok. No : 23 Maltepe
Tel: (0216)-441 9198
Marina Art Center
Fener Kalamis Cad. No:73 Fenerbahce-Kadikoy
Tel: (0216)-550 0500
Marmara University Faculty of Fine Arts
Acibadem Kadikoy
Tel: (0216)-293 2667
Mavi Tutku
Bereketli Sk. No: 7/1 KUZGUNCUK
Tel: (0216)-391 7198
Meb Art Gallery
Bagdat Cad. Tanzimat Sok. 14/14 Goztepe
Tel: (0216)-385 4778
Merve Art Gallery
Dr. Esat Isik Cad. No: 19 Moda
Tel: (0216)-418 8357
Military Museum Art Gallery
Harbiye
Tel: (0)
Milli Reasurans Art Gallery
Tesvikiye Cad. No : 43-57 Tesvikiye
Tel: (0212)-230 1976
Mine Art Gallery
Iskele Yolu Ogun Sokak No:12/2, Caddebostan-Kadikoy
Tel: (0216)-385 1203
Museum of Turkish & Islamic Arts
Ibrahim Pasa Sarayi At Meydani No 46 Sultanahmet
Tel: (0212)-638 2221
Mustafa Kemal Cultural Center
Ugur Mumcu Cad. No: 9, Akatlar
Tel: (0)
Mutlu Art Room
General Necmettin Oktem Sok. Omer Bey Apt. 13/2 Erenkoy
Tel: (0216)-355 3587
MuzayeDE Art Gallery
Firin Sok. Seren Apt. 17/2 Tesvikiye
Tel: (0212)-233 6550-51
Myrina Art Gallery
Fener Kalamis Cad. No: 73 Fenerbahce Kadikoy
Tel: (0216)-550 0500
Nadya Art Gallery
Nisantasi Ihlamur Yolu Kahvecioglu Apt. 10/2 Tesvikiye
Tel: (0212)-231 9087
Naval Museum Art Gallery
Akaretler, Besiktas
Tel: (0212)-261 0040
Nelli Art House
Atiye Sok. Uzay Apt. 3/2 Tesvikiye
Tel: (0212)-227 7375
Nevzemin 14 Art Gallery
Bahariye Cad. Nevzemin Sok. 14/1 Kadikoy
Tel: (0216)-330 8802
Neyran Art Gallery
Hasan Ali Yucel Sok. 21/2 ciftehavuzlar
Tel: (0216)-360 1377
Nylon Gallery
Salhane Sok. No.1, Ortakoy
Tel: (0212)-292 0293
Odakule Art Gallery
Istiklal Caddesi 286 Odakule Beyoglu
Tel: (0212)-251 4631
Olcay & Olcay
Cemil Topuzlu Cad. No: 104 Caddebostan
Tel: (0216)-411 1713
Om Art House
Bagdat Cad. No: 122 / 3 Feneryolu
Tel: (0216)-347 3833
One Culture Art Center
Valikonagi Cad. Madalyon Sok. No: 9 Nisantasi
Tel: (0212)-291 2871
Opera Art Gallery
Hariciye Konagi Sok. No : 1 Gumussuyu Taksim
Tel: (0212)-249 9202
Ortakoy Art Gallery
Besiktas Belediyesi OrtakOy Kultur Merkezi, Dereboyu Cad. No:12/A, Ortakoy
Tel: (0212)-236 5901
Osman Gursoy Art Gallery
Cumhuriyet Cad. Platin Apt. No:43 Elmadag
Tel: (0212)-237 0836
Osmanbey Art Gallery
Tavukcufethi Sok. No:43-45
Tel: (0212)-225 9699
Osmanbey Art Gallery 2
Ihlamuryolu Cad. No:21/1-B, Tesvikiye
Tel: (0212)-247 1881
Ozden Art Gallery
Spor Cad. No: 130 D: 3 Macka
Tel: (0212)-260 4428
Palet Art Gallery
Tel: (0216)-416 5735
Pamukbank Fotograf Gallery
Tesvikiye Cad.105/3 Tesvikiye
Tel: (0212)-236 6790
Passion Art Gallery
Belediye Sitesi A-4 No: 21 Ulus
Tel: (0212)-352 5863
Pera Art Gallery
Siraselviler Cad. No: 70 Taksim
Tel: (0212)-245 3008
PG Art Gallery
Cevdetpasa Cad. No: 15/2 Bebek
Tel: (0212)-263 3390
Pi Artworks
Muallim Naci Cad. No: 25 Ortakoy
Tel: (0212)-236 6853
Pimapen Culture House
Halaskargazi Cad. No : 263 Osmanbey
Tel: (0212)-296 9036
Proje4L Elgiz Contemporary Art Museum
Hamam Sokak, Harmanci Giz Plaza (Gultepe Sapagi, Eczacibasi Arkasi), Levent
Tel: (0212)-281 5150
Resimci
Eskidji Antikacilar carsisi, Pasabakkal Sok. No : 28 Dolapdere Beyoglu
Tel: (0212)-238 4294
Ronesans Art Gallery
Ihlamur Yolu No : 3/1 Tesvikiye
Tel: (0212)-232 9664
Sanat Odasi
Hasnun Galip Sok. Pembe cik. Zarifi Apt. No: 4 Beyoglu
Tel: (0212)-244 9031
Seher Art Gallery
Cemal Sureyya Sok. Seher Apt. 12/1 Moda
Tel: (0216)-346 8138
Sevimce Art Gallery
Eflatun Sok. Doga Apt. No: 5/2 Feneryolu, Kadikoy
Tel: (0216)-338 5328
Siemens Art
Meclisi Mebusan Cad. No:125, Findikli
Tel: (0212)-334 1104
Simurg Art Gallery
Bahariye Serasker Cad .Rizapasa Sok .Oki Ishani No : 6 Kat: 1 Kadikoy
Tel: (0216)-346 5086
State Fine Arts Gallery
Istiklal Cad. No : 209/49 Beyoglu
Tel: (0212)-243 3053
Studio Peinture
Haci Emin Efendi Sok. Murat Apt. No:7/3 Tesvikiye
Tel: (0212)-219 1742
Sungur Art House
Husrev Gerede Cad. Ipeker Apt. No:98-100/2, Tesvikiye
Tel: (0212)-227 7593-94
Taksim Art Gallery
Cumhuriyet Cad. No : 24 Taksim
Tel: (0212)-245 2068
Tarik Zafer Tunaya Cultural Center
Tunel, Beyoglu
Tel: (0212)-227 3390
Tekel Art Gallery
Tekel Genel Mudurluk Binasi Ataturk Bul. Unkapani
Tel: (0212)-533 1900
Teksin Art Gallery
Prof. Dr. Hulusi Behcet Cad. No: 2/13 Gurkan Apt. D: 2 Goztepe
Tel: (0216)-385 3266
teku Art Gallery
Asmalimescit Mah. sahbender Sok. 6/1 Beyoglu
Tel: (0212)-251 4153
Tem Art Gallery
Valikonagi Cad. Prof. Dr. Orhan Ersek Sok. 44 Nisantasi
Tel: (0212)-247 0899
Terakki Foundation Art Gallery
Ebulula Mardin Cad. 12/A Levent
Tel: (0212)-351 0060
Tesvikiye Art Gallery
Abdi Ipekci Cad. No:48/3 Tesvikiye
Tel: (0212)- 241 04 58
Tolga & Sons
Nispetiye cad. Petrol sitesi 9.Blok Daire:1 ETILER
Tel: (0212)-352 6347
Tolga Eti Art House
Bagdat Cad. Yenikosk Apt. B Blok D : 2 No : 199 Selamicesme
Tel: (0216)-368 2679
Topkapi Palace
Sultanahmet, Eminonu
Tel: (0212) - 512 04 80
Toprak Art Gallery
Ihlamur, Yildiz Cad. No: 10 Besiktas
Tel: (0212)-326 3580
Troy Art Gallery
Husrev Gerede Cad. 104 /1 Tesvikiye
Tel: (0212)-327 9999
Turk Ticaret Bank Art Gallery
Yildiz Posta Cad. No : 2 Gayrettepe
Tel: (0212)-288 5900
Tuze Art House
Bagdat Cad. Yazarlar Sok. Kirlangic Apt. 6/2 Suadiye
Tel: (0216)-380 8580
Ucuncugoz Art Gallery
Serasker Cad. Sakiz Sok. No: 15/4 Kadikoy Moda
Tel: (0216) - 346 8571
Umit Yasar Art Gallery
Konaklar Mah. Sogutlu Sok. Koza Sitesi 10. Blok D:1 4. Levent
Tel: (0212)-281 5600
Urart Art Gallery
Abdi Ipekci Cad. No : 18/2 Nisantasi
Tel: (0212)-241 2183
urun Art Gallery
Sarigul Sk. Arzu Apt. No: 2 D: 5 Caddebostan Kadikoy
Tel: (0216)-363 1280
Vakifbank Istanbul Region Foyer
Haci Adil Yolu, cayir cimen Sok. No:2 1.Levent
Tel: (0212)-316 7021
Vakifbank Kemal Sunal Art Center
Istiklal Cad. 241/2 Beyoglu
Tel: (0212)-292 5013
Vakiflar Bank Art Gallery
Istiklal Cad. No: 168/1
Tel: (0212)-292 5013
Vakko Art Gallery
Istiklal Cad. 123-125 Beyoglu
Tel: (0212)-251 4092
Yapi Kredi Culture Center
Istiklal Caddesi, No: 285 Beyoglu
Tel: (0212)-473 0 444
Yapi Kredi Kazim Taskent Art Gallery
Istiklal Cad. No : 285 Beyoglu
Tel: (0212)-252 47 00
Yapi Kredi Vedat Nedim Tor Museum
Istiklal Cad. No : 285 Beyoglu
Tel: (0212)-252 4700
Yedi Art Gallery
Asmali Mescit Sokak, No:7 Tunel, Beyoglu
Tel: (0212)-245 7547
Yurt & Dunya Art Gallery
Moda Cad. Aylin Apartmani No: 270 Moda, Kadikoy
Tel: (0216)-349 2610
Zerrin Turen Art Gallery
Cami Sok. Kopru Apt. 22 B Blok D : 16 Bostanci
Tel: (0216)-410 3490
Ziraat Bank Tunel Art Gallery
Mueyyet Sok. No : 1 Tunel
Tel: (0212)-251 4240
İstanbul’un yeniden canlanan karoları
İstanbul’un yeniden canlanan karoları
Hürriyet gazetesinin muhabirlerinden biri olan Ersin Kalkan, çocukluğunun Balat’ını şöyle anlatır:“Ben çocukken Balat'ta Garo Usta adında büyük bir usta yaşardı. Kapısında bir eski zaman tabelasında ‘Karocu Garo' yazardı. Çiniler ve yer karoları imal ederdi. Lazok mimarinin yayıldığı, Karadenizli ilk kuşak müteahhitlerin eski evleri yıkarak yerine apartmanlar diktiği dönemde Garo Usta'nun işleri azalmıştı. Dükkânda sinek avlamasının nedenlerinden biri de Garo'nun aksi tabiatlı bir adam olmasıydı. Her siparişi kabul etmezdi. Başından aşağı altın sikkeler de yağdırsanız, kafasına uymayan deseni çiniye işlemezdi. Bir pazar günü kiliseden döndüğünde dükkânının bulunduğu çıkmaz sokağı elinde son kalan çinilerle rengârenk döşeyip, kapattı atölyesini ve çok sevdiği işine veda etti. Altı ay sonra da öldü. Onun ölümünden birkaç ay sonra da belediye işçileri gelip ‘Çingene bohçasına döndü' iddiasıyla kaldırımlardaki çinileri söküp attılar. Oysa, o çamurlu Balat sokağı, ustanın çinileriyle bir sanat eserine dönüşmüştü. Garo’dan geriye hiçbir şey kalmadı…”
(…)
Çok değil, 1900’lerin başında, ıslak zeminlerde ve bahçeli evlerde kullanılan en şık ve en moda dekorasyon malzemesiydi desenli karolar… İlk olarak 1850’de Güney Fransa’da üretildiği bilinen bu karolar, hızla dünyaya yayılarak, özellikle Akdeniz havzasındaki ülkelerde yaygın bir kullanıma sahip oldu.Çimento ve mermer tozundan elde edilen bir karışımın renk pigmentleri ile desenlerle bezendikten sonra yüksek basınç altında preslenmesi, mucizevi bir sonuç doğurmuştu. Bahçeler ve teraslar, estetik değeri son derece yüksek olan bu yeni malzeme ile renklenmeye başlamıştı.
Geçtiğimiz yüzyılın başında desenli karoların en iyi örneklerinin üretildiği yerlerin başında Barselona, Cenova, Napoli, Selanik ve İstanbul geliyordu. Barselona üretim miktarı ve kalitesiyle ün yaparken, İstanbul kenti desenlerinin güzelliği ile öne çıkıyordu. İstanbullu Rum ve Ermeni ustaların maharetli ellerinde can bulan rengârenk desenler; sadece Boğaziçi’nin yalılarında değil İstanbul’un dar sokaklı mahallelerinde de “çiçekler açmasını” sağlamıştı.
Kurtuluş’ta, Galata’da, Fener’de, Beyoğlu’nda bir eski zaman evinin kapısını açtığınızda, ayaklarınızın altında ansızın açan bu çiçekler, 1950’lerden itibaren plastik esaslı ucuz malzemelere ve marleylere yenilmeye başladı.
Bu sanatın son temsilcilerinden biri olan “Garo Usta” da gidince, İstanbul’un güzelliklerinden biri daha kaybolmuştu. Ta ki, Zekai Bostancı tarafından kurulan Mavi Pencere Atölyesi, uzun yıllar süren bir çalışma sonrasında eski desenli karoları İstanbul’un ve Anadolu’nun eski konaklarından bulup, yeniden kalıplarını çıkarana kadar…
Yıllarca arşiv çalışması yaparak, 120 kadar kaybolmaya yüz tutan eski deseni yeniden canlandıran Mavi Pencere Atölyesi’nin geçmişi 1975’e uzanıyor. Bu desenleri kalıplara aktararak günümüz teknolojinin olanaklarıyla üreten bu atölyenin ürettiği çiniler, sadece İstanbullu zevk sahibi ev sahiplerinin değil, dünyaca ünlü pek çok mimar ve tasarımcının da gözbebeği.
Mavi Pencere’nin kurucusu Zekai Bostancı, 1990’lardan itibaren Türkiye’nin dört bir yanındaki konak ve eski evlere girerek zamana yenilmekte olan çinileri fotoğraflayıp biriktirmiş. İş çinileri arşivlemekle bitmemiş elbette, bu karoların çok hassas olan kalıplarını nasıl çıkarıldığını öğrenebilmek için Milas’tan Afyon’a, Kastamonu’dan Safranbolu’ya kadar ziyaret edilmedik usta bırakılmamış. Sonunda bir “Bayram Usta” bulunmuş, eski usul karoların sırrını bilen. Kalıptan başarılı bir şekilde çıkarılan ilk karolarla da Kadıköy’deki dükkânlarının zemini döşenmiş ve buranın da adı “Çinili Kafe” olmuş. Çinili Kafe’yi muhtemelen duymuşsunuzdur, burası Kadıköy’ün bugün sembol buluşma noktalarından biri...Çinili Cafe’nin rengârenk çinileri, bir süre sonra sayısız siparişin yağmasına neden olmuş. Bir süre sonra Mavi Pencere’nin en önemli işi olmuş, Osmanlı döneminin zevkini ve Rum ve Ermeni ustaların el becerilerini taşıyan bu karoları bulup, yeniden can vermek...
Mavi Pencere şu an çalışmalarına iki atölyede devam ediyor. Dışarıda istedikleri hassasiyette kalıp yaptıramadıkları ve ayrıca pahalıya patladığı için bir kalıp atölyesi de oluşturmuşlar. Bu sayede kalıp sayıları da artmış, isteğe göre bu karolar farklı renklerde de ürün çıkarabiliyor. Üstüne üstlük Mavi Pencere’nin karoları daha yüksek basınçla preslendiğinden ve içeriğinde bazı beton kimyasalları bulunduğundan daha sert ve emiciliği daha az. Kullanılan çağdaş pigmentler mor ötesi ışınlarına dayanıklı olduğundan, 60-70 yıl önce üretilen karoların aksine, renkleri solma tehlikesi olmaksızın açık alanlara ve banyo gibi ıslak mekânlara döşenebiliyor.
Eğer evinizi, banyonuzu ya da varsa balkonunuzun kaplamasını değiştirmek isterseniz, Mavi Pencere’ye bir uğrayın derim.
Bakalım, çocukluğunuzdaki hangi motifleri hatırlayacaksınız?
Az gittik uz gittik, mobilyada nereye gittik?
Az gittik uz gittik,
mobilyada nereye gittik?

13-18 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Design Week, Türk mobilya sektörü adına olumlu bir adımdı ta ki akıllara şu soru düşene kadar: “Dünyada biz bu sektörün neresindeyiz?”
Tekstil ve otomotiv kadar büyük olmasa da, mobilya sektörü belki de Türkiye’nin üçüncü büyük sektörü haline gelebilecek potansiyele sahip. Sektör, bugün toplam ihracat içinde binde 5 gibi çok küçük bir yer tutmasına karşın, dünya pazarı, Türk mobilya sektörünün önünde bakir bir alan gibi görünüyor.
Türkiye mobilya ihracatı istikrarlı bir büyüme trendi gösteriyor. 1996’da 75 milyon dolar olan ihracat, 2000 yılında yüzde 116’lık artışla 162 milyon dolara ulaşmıştı. Sektörün Avrupa ülkeleri ağırlıklı olmak üzere yakın komşularımıza yaptığı ihracatın son yıllardaki hızlı artışı ile bu rakam, 2003 yılı itibariyle 400 milyon doların üzerine çıktı. Bunun yanı sıra, sektörde ihracata yönelik çalışan firmaların, pazarlarını da hızla genişlettiği gözleniyor. 1999’da Türkiye’den mobilya ihraç edilen ülke sayısı 109 iken, bir yıl sonra bu sayı 125’e yükseldi.
Biraz da şehirlere bakalım. Son araştırmalara göre, Türkiye’nin toplam mobilya üretim kapasitesinin yüzde 23’üne sahip olan İstanbul birinci, Ankara ikinci sırada yer alıyor. Bu iki şehrin dışında Bursa, Bolu, Eskişehir, Kayseri, Sakarya, Zonguldak, Trabzon, Balıkesir, Antalya, Burdur ve Adana, mobilya sektörünün öteki önde gelen üsleri.
Ikea’nın Türkiye pazarına girişi
İnşaat sektörünün canlanmasıyla yeni konut satışlarında yaşanan artış, mobilya pazarına da yansıdı. Bunun sonucunda mobilya sektörü son dört yılda yüzde 20 büyüyerek 3 milyar 500 milyon dolarlık hacme ulaştı. Bu da, canlanmadan pay almak isteyen Ikea, Adress gibi sadece mobilya üzerine faaliyet gösteren alışveriş merkezlerinin Türkiye pazarına girmesine yol açtı.
Mobilya sektöründe yaşanan canlanmayı, yeni trend mobilyalar da etkiledi. Mobilyada yaşanan tarz değişimi, 3 milyar dolarlık pazarın yüzde 20 büyümesini sağladı. Türkiye mobilya sektörünün açılabileceği pazarlar arasında Avrupa en önde geliyor. 1998’de 74 milyar avroluk cirosu olan Avrupa Birliği ülkelerinde, mobilya tüketiminin gelecek birkaç yıl içinde daha fazla büyümesi bekleniyor.
Türkiye, en çok İtalya, Almanya ve Fransa’dan mobilya ithal ediyor. Uzmanlara göre, dünyanın en büyük üreticisi ve ihracatçısı konumundaki İtalya’nın tasarımlarıyla Türk pazarında kabul görmesi, Türkiye’deki tüketici kitlesi hakkında da bilgi veriyor. Kısacası, artık Türkiye’de de kaliteli ve iyi tasarımlı mobilyayı tüketebilecek geniş bir kesim var.
Türkiye’de mobilya sektörü dünya pazarlarına sadece mal satarak açılmıyor; ithalat da istikrarlı bir şekilde gelişiyor. Türkiye 1996’da, 125 milyon dolar ödeyerek, yaklaşık 19 bin ton mobilya ithal etti. Beş yıl sonra bu rakamlar 181 milyon dolar ve 35 bin tona yükseldi. Özellikle A ve A+ olarak adlandırılan üst kesimin alım gücüne sahip olduğu ithal mobilya, trendleri ve tasarımlarıyla Türk pazarının da gelişmesini sağladı. Mobilya satışı son dönemde kredi kartlarına yapılan taksit sistemi ile daha da yükseldi. Akıllıca kullanıldığı takdirde bu taksit sistemi, B, B+ ve C+ alım grubunun iyi tasarlanmış mobilyaya ulaşımını sağlayabilir...
Kaynak ve alıntılar: TurkishTime
99 yaşında ve hâlâ tasarım yapıyor
Eva Zeisel,
99 yaşında
ve hâlâ tasarım yapıyor
99 yaşında düzenli olarak tasarım yapmaya devam eden Eva Zeisel, tasarımı sanatla bütünleştiren bir isim. Tasarımları birer yapıt niteliği taşıyan Zeisel'in çalışmalarını izlerken, bir tabloyu ya da heykele bakıyormuşum hissine kapılırım. Yaşadıkları, çalışmalarına yansıyan tasarımın bu hüzünlü ustasının çarpıcı bir hayat hikayesi var...1906’da Budapeşte’de doğan Eva Stricker, 17 yaşında ressam olma niyetiyle Kraliyet Güzel Sanatlar Akademisi'ne girdi. Fakat annesi güzel sanatlar riskli olduğundan, hayatını kazanması için ticaret öğrenmesi yönünde baskı yapıyordu. Böylece Eva, geleneksel çömlekçiliğin ticaretini öğrenmeye başladı. Genç çırağın ticaretteki hayatı her zaman kolay ve kazançlı değildi, fakat Eva vazgeçmedi ve kalfalığa terfi etti. Bundan bir yıl sonra çalışması Philadelphia Sesquicentennial’da gösterildi ve burada adından söz ettirdi.
Bundan sonra Budapeşte’de Kispester fabrikasında tasarımcı olarak çalıştı. Sonra ticaret gazetelerine kalfalığa terfi ettiğinin ve iş aradığının ilanını verdi ve birçok teklif aldı. "Neden diğerlerinden farklı olanı seçtiniz?" diye sorulduğunda, “Çünkü evden en uzakta olan oydu” diye cevapladı. Tecrübesini ve yeteneklerini geliştirmek için seyahat etmek istiyordu. Berlin’e taşındı, Hamburg ve Avrupa’daki fabrikalara gitti.1932’de birçok idealist genç sanatçı ve entellektüelin yaptığı gibi, yeni artistik ve sosyal hareketi tecrübe etmek üzere Rusya’ya gitti. Tecrübeli bir endüstri tasarımcısı olarak, seramik endüstrisinin modernizasyonunda pozisyon teklif edildi, buradaki yaratıcılığı ve dinamizmi onu ayakta tuttu. Merkezi bir imalathane için verilen çabaları anlamak ve koordine etmek için Rusya’nın birçok yerine seyahat etti, ki bu imalathane halkın evine de porselen sokacaktı. Çabaları takdir gördü ve kısa bir süre sonra Leningrad’daki Lomonosov fabrikasına transfer oldu (Çarlığın porselen fabrikası). Bu, onun bütün ülkede porselen ve cam endüstrisi sanat direktörü olmasını sağladı.
Buna rağmen, 1936’da Stalin’in hayatına komplo kurmaktan suçlanarak tutuklandı. Çoğu hücre hapis olmak üzere, 16 ay NKVD (Eski KGB) hapishanesinde yattı. Beyin yıkama, işkence ve her yeni günün kendisi için son olacağı düşüncelerine maruz kaldı. Sonra birgün umulmadık bir şekilde hücresinden çıkarıldı, idam korkusunun aksine kendisini Avusturya’ya giden bir trende buldu. (Arthur Koestler, en yakın dostu, “Gündüz Karanlığı” kitabında Zeisel’in hapishane günlerini yazdı). Nasıl hapse girmesinin sebebini bilmiyorsa, çıkma sebebini de hiçbir zaman bilemedi.
Anschuss döneminde Avusturya’yı terketti ve İngiltere’ye gitti ve orada kendisini yedi sene bekleyen Hans Zeisel ile evlendi. Sonra 1938’de sürekli kalacakları New York’a gittiler.
Birleşik Devletler’deki ilk tasarımları Sears ve Roebuck içindi. Ondan sonra Hall China, Red Wing China, Castleton China, Norleans Meito (Japonya), Western Stoneware, Hyalyn, Phillip Rosenthal (Almanya), Mancioli (İtalya), Federal Glass, Heisey Glass, Noritake (Japonya), Nikkon Toki (Japonya) gibi birçok firma için tasarımlar yarattı.

Zeisel mesleki saygınlığını ve tanınırlığını Castleton China ve Modern Sanatlar Müzesi’nin komisyonuna girerek arttırdı, tasarımı olan bir dizi yemek takımı 1947’de Modern Sanatlar Müzesi’nde sergilenmiştir. 1982’de Sanat İçin Ulusal Bağış Fonu’ndan Senior ödülünü aldı ve 1984’de Montreal’de sponsorluğunu the Smithsonian Institution Traveling Exhibition Service ve Musee des Arts Decoratifs’in üstlendiği gezici serginin konusu oldu. 1939’dan 1952’ye kadar Brooklyn’deki Pratt Enstitüsü'nde seramik sanatları ve endüstriyel tasarım öğretti.
Brohan Museum, Berlin; The British Museum; The Brooklyn Museum; the Metropolitan Museum of Art; the Museum of Modern Art; the Victoria and Albert Museum ve daha birçok müzede çalışmaları bulunuyor. Birçok müzede geçmişle ilgili çalışmalarının yanı sıra çok sayıda ders verdi ve iki onursal doktorası var.
Nisan 2004’de Budapeşte’deki bir sergisinde şövalyelik ünvanına eş değerde bir madalyayla ödüllendirildi.
Kasım 2004’de kraliyet endüstri tasarımcıları tarafından kraliyet tasarımcısı olarak ünvanlandırıldı. Bu ödül İngiltere’de İngiliz vatandaşı olmayan bir tasarımcının alabileceği en yüksek övgülerden biridir.
2004’de bir sergisi Knoxville Museum of Art’da sergilendi, bundan sonra Milwaukee Art Museum’a sonra da 2005’in başlarında Washington’daki Hillwood Museum’a gitti bu sergi.
Son çalışmaları Pecs’deki Zsolnay Fabrikası ve Budapeşte’deki Kispester-Granit, aynı zamanda Amerikan firmaları KleinReid, Nambe&Orange Chicken için yaptığı tasarımları içermektedir. Modern Sanatlar Müzesi ve Metropolitan Müzesi onun ilk çalışmalarının yeni yorumlarını sergiledi.
Işığın sihirbazları
Işığın sihirbazları
İç mimaride önem kazanan lambalar, günümüz tasarımcıların yaratıcılıklarıyla aydınlatmanın ötesine geçerek sanatsal birer objeye dönüştü.İç mimari uygulamalarda aydınlatma önemli bir faktördür. Yaşadığımız mekân iyi aydınlanmıyorsa en başta algı zorlaşır, uyku düzeni bozulur ve ayrıntılar yok olur. Aydınlatma sorununa önem veren iç mimarlar, artık mekân-aydınlatma ikilisini birlikte düşünerek proje uygulamaları yapıyor. Bu da zaman içinde mekânla uyum içinde olan aydınlatma elemanlarının, tasarımlarıyla aydınlatmanın ötesine geçerek, sanatsal birer objeye dönüşmesini sağladı.
Aydınlatma elemanlarında estetik ve tekniği birlikte kullanan Ingo Maurer, Tom Dixon, Marcel Wanders, Patrick Norguet, Aldo Cibic gibi tasarımcılar, günışığına rakip olan yapay ışığa şekil veriyorlar. Bu rekabet ortamında özellikle Ingo Maurer, Patrick Norguet ve Marcel Wanders bayrağı önde taşıyan isimler...

İlk aydınlatma sistemini 1965 yılında kuran Ingo Maurer, ürettiği lamba ve avizelerle sektörü ve tüketiciyi şaşırtan ve büyüleyen bir tasarımcı. Giderek artan bu beğeni, Maurer’in aydınlatma tasarımlarının, Philadelphia Sanat Müzesi Colab’s Design Excellence ve Georg Jensen gibi ödülleri almasını sağladı...
Benim Ingo Maurer’le ilk tanışmamsa, Derin mağazasında “Birdie” tasarımını görmemle oldu. Ampule incecik bir tel ve kuş kanadı ekleyerek aydınlatma tasarımına romantizm yükleyen Maurer, “Fly Candle Fly” tasarımında bu model için özel üretilen ince iplerle mumları havada asılı tutuyordu! Bu mumlar, Maurer’in muhteşem yaratıcılığının ürünü...
Kendisine “ışık sihirbazı” diyebileceğim ikinci isim ise, üfleyerek yanıp söndürülen kandiliyle Marcel Wanders. Yatak başucu için tasarlanmış “Blo”, gece kitabını okuduktan sonra yerinden kalmak istemeyenler için ideal bir ürün. Eski tip kandil formunu, günümüz teknolojisi ile tasarlayan Wanders, “Blo”ya üflendiği zaman yanan, üflendiğinde sönen bir özellik eklemiş. Maurer ve Wanders gibi Türkiye’de de başarılı ışık sihirbazları var; Aylin Gümüşoğlu, Şebnem Öztürk, Deniz Tunç, Aslı Kıyak, Merve Kitapçı, aydınlatma tasarımı yapan isimlerden bazıları...
Yaşadığınız mekâna farklılık katan, dekorasyonunu bütünleyen bu özel aydınlatmaların haricinde, butik aydınlatma mağazalarında kişiye özel (yani tek) ürün bulma avantajınız da var. Lin Aydınlatma, 5/1 Nişantaşı, Elements, Phare, Bishop gibi mağazalar, özel tasarım aydınlatma bulabileceğiniz adreslerden bazısı. Ingo Maurer ve diğer ünlü tasarımcıların çalışmalarını görmek ve satın almak için Derin, Mozaik, Mood ve Kartell gibi markaları tercih edebilirsiniz.
Tasarımcı olunmaz, "doğulur"
Tasarımcı olunmaz, "doğulur"
İçindeki hayal gücünü kullanarak dünyaca ünlü Moroso, Zeritalia ve Cappellini firmalarına tasarım yapan Aziz Sarıyer, bugün dünyanın en iyi 100 tasarımcısından biri.“Hayal gücü bilgiden önemlidir” diyen Türk tasarımının duayeni Aziz Sarıyer, bugün dünyanın en iyi 100 tasarımcısından biri kabul ediliyor. Albert Einstein’ın “Hayal gücü bilgiden önemlidir. Bilgi sınırlıdır, hayal gücü dünyayı kuşatır” sözünü doğrularcasına, Aziz Sarıyer içindeki hayal gücünü kullanarak dünyayı yeniden şekillendiriyor.
Bugün dünyaca ünlü Moroso, Zeritalia ve Cappellini firmalarına tasarım yapan Aziz Sarıyer, Ron Arad, Karim Rashid, Christophe Pillet gibi büyük tasarımcılarla aynı kulvarda yer alıyor. Wallpaper, Frame, Interni gibi dünyanın en önemli tasarım dergileri sayfalarını onun işlerine sonuna kadar açarken, Derin Design markasını taşıyan mobilyalar dünyanın 45 ülkesinde satılıyor!
Yaratıcı olmak için okullu olmaya gerek yok. Bu yüzden, dünyanın dört bir yanındaki tasarım okullarındaki öğrencilere “hayal gücü ve yaratıcılık dersi” verilmez. Öğrencilerin bu yetilere sahip olmaları umulur...
Türk tasarımında belirgin izler bırakan Aziz Sarıyer’in “Tasarım yapmak bana oyun oynamak gibi geliyor, mutlu ediyor. Hayatı gözlemliyorum” diye tanımladığı endüstri tasarımı aslında hayatımızın tam içinde yer alıyor.
Kimimiz onu görmüyor, hissetmiyor, kimimiz içinde yaşıyor. Şöyle bir düşünün, kullandığınız eşya, sorununuza çözüm üretmediğinde hayallerinizde onu nasıl daha fonksiyonel hale getirdiğinizi... Ya da o eşyayı almayıp kendi tasarladığınız ürünü ustasına biraz daha fazla para vererek yaptırdığınızı... Evet, siz bir ürün tasarladınız! Bu bir gardırop veya kanepe olabilir ve hatta size sıradanmış gibi gelebilir ama hayal gücünüzü kullandınız ve siz de bir tasarım yaptınız!
Tasarım sihirbazı: Tord Boontje
Tasarım sihirbazı: Tord Boontje

Eski ile yeniyi, doğal olanla teknolojiyi bir araya getirmesi ile tanınan Tord Boontje, tasarımlarıyla gotik tarzın bilinmeyenlerine romantik bir yolculuk yapıyor.
“Eğer alışıldık şeyler yapmak isteseydim, bu yaptıklarımı yapmazdım” diyen kim sizce? Tasarıma gotik çizgileriyle büyü katan kim? Tabii ki bu yıl Milano Uluslararası Mobilya Fuarı’nın en yaratıcı ve şaşırtıcı ismi Tord Boontje.
Kumaşa renk ve kesim konusunda araştırmacı ve sınırları zorlayan bir yaklaşım getiren Tord Boontje, Hollanda’da 1968 yılında doğdu. Kimine göre tasarımın dâhisi, kimine göre de çılgın bir kâşif. Doğal motiflerle ileri teknolojiyi ve endüstriyel malzemeleri birleştirerek, hayranı olduğu 17- 18. yüzyılın romantizmini yakalamış. Özellikle son iki yıl Moroso ile büyük bir başarı yakalayan Tord Boontje, Dartington Crystal için vazo koleksiyonu, moda tasarımcısı Alexander McQueen için gözlük, Habitat ve Authentics firması için avize tasarlıyor.
2003'te Milano Mobilya Fuarı'nda yılın tasarımcısı seçildiği proje Inflorescence ile Tord Boontje, binlerce insanı peşinden koşturan bir isim. Tord Boontje, tasarladığı ürünlerle "bekleme listesi" yaratıyor. Organza, alkantara, dijital baskılar, deri, pilili, işlemeli ve lazer kesim kumaşların kullanıldığı tasarımlarında eski ve yeninin, doğallık ve teknolojinin tören geçidi gerçekleşiyor. Kızının doğumuyla tasarıma bakışında bir yenilenme olduğunu belirten Boontje, önümüzdeki yaz ailesi ile beraber Londra’nın kasvetinden kurtulup Fransa’nın Lyon şehrinde bir köye taşınıyor. Neden mi? Tabiata yakın, kızı ile beraber oyunlar oynayarak yaşamak istiyor...
Hollanda’da Eindhoven Tasarım Akademisi’nde endüstri tasarımı okuduktan sonra 1992’de Londra’daki Royal College of Art’a geçen ve ilk çalışmalarını ortağı Emma Woffenden ile birlikte yeniden dönüştürülmüş alternatif malzemelerle gerçekleştiren Tord Boontje, New York, Londra, Milano gibi tasarım dünyasının merkezlerinde pek çok sergi açtı. Blueprint, Dedalus Tasarım Yarışması ve Elle Decoration Uluslararası Tasarım Yarışması gibi organizasyonlarda birçok kez yılın tasarımcısı seçildi.
Kuruluma hazır mobilyalar (Rough and Ready) ve ortağıyla kurduğu TranSglass firmasında ürettiği geri dönüşümlü hammaddeden üretilen cam şişeler, Boontje’nin herkese ulaşabilen yanını simgeliyor. Tasarımcının kariyer basamaklarında yer alan, ünlü mücevher ve kristal üreticisi Swarovski için gerçekleştirdiği “Blossom Chandelier”, müzikli avize “Ting Ting Ting”, ve Victoria and Albert Museum için tasarladığı devasa kristal avize, ona şöhretin kapılarını ardına kadar açan en önemli adımları oluşturmuş.
Boontje, çiçek şeklinde kesilmiş desenlerle ürünlerinde romantizmi yakalamayı başarıyor. Belki bu tasarımlara ulaşmak bizim için zaman alacak ama sandıklarda saklanan o güzel, el işçiliği örülen dantelleri gün ışığına çıkarıp, yaşadığınız mekânda romantik bir atmosfer yakalayabilirsiniz...
Murano camları
Murano camları

Bugün Marie Claire Maison dergisi için çekim yaptım. Murano, dünyanın en ünlü cam atölyelerinin doğduğu yer. Cam atölyelerinin Venedik kenti için yangın tehlikesi yaratmasından ötürü, 1291 yılında kent meclisi tarafından Venedik deltasındaki bu ıssız adaya sürülen cam üreticileri, kuma yaklaşık 800 yıldır "can üflüyorlar"...
27 Ağustos 2008 Çarşamba
microsoft'tan teknoloji meraklilarina sosyal
microsoft, önce myspace sonra facebook'la patlayan son zamanların furyası sosyal ağlara gözünü dikmiş görünüyor.
yazılımcıların ve bilgi işlemcilerin oldukça geniş bir topluluk oluşturdukları microsoft siteleri technet, microsoft developer network ve expression üyeleri artık tek bir sosyal ağ programıyla birbirleriyle iletişebilecek.
mayıs'ta denenmeye başlanmış program kendisinden bekleneceği gibi daha teknik konularda paylaşım olanağı sunacak. programın kullanılabilir versiyonunun eylül'de hazır olacağı söyleniyor.
program sayesinde yazılımcılar favori kod parçalarını paylaşabilecek, teknoloji meraklıları yeni arkadaşlar edinebilecek, arkadaşlarıyla son haberleri ve favori sitelerini paylaşabilecekler.
ancak microsoft'un programı, hitap ettiği topluluk açısından sosyal ağlarda karşı cinsle iletişim arayan kullanıcıları ne kadar tatmin edebilir merak konusu.
26 Ağustos 2008 Salı
Performans Sanatı Hem de Kirlenmeden...

Sitres atmak istiyorsunuz belki şu an, aa aa evde tuval mi yok, yoksa zaten siz genelde resim yapmaz mısınız…Oysa en iyi hobi olduğu söylenirdi,stress attırıyormuşta…
Tüh tüh, yanınızda bilgisayar bulabildiğiniz her kriz anında bir kaç renk süpriz olsa size fena mı? Bu linke tıklayıp biraz performans çalışabilirsiniz elnizi gözünüzü boyayla belaya sokmadan…
Subliminal mesaj



Subliminal mesaj başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda farkedilmemek üzere tasarlanmıştır. Subliminal mesajlar insanın bilinçli dikkati tarafından farkedilemezler ancak bu mesajların insan bilinçaltını etkiledikleri ileri sürülmektedir. Subliminal teknikler reklamcılık ve propaganda alanlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Bu tekniklerin amaçları, etkililiği, kulanım sıklığı konuları tartışmalıdır.ve şüphelidir.
Subliminal latince kökenlidir bilinç altı demektir.Bu tür mesajlara baktığınızda siz görmezsiniz ama beyniniz asla kaçırmaz…Çoktan bilinç altınızla etkileşime girmiştir.Coco Cola,pepsi gibi büyük firmalar bu reklam türünden yararlanmıştır…
saat reklamlarında saatin hep “onu on geçe”yi göstermesi de bir subliminal öğedir. 10:10 tik işaretini simgeler; o ürünün uygunluğunu, olumluluğunu izleyene kabul ettirir.Hemen hemen tüm saat reklamlarında zaman hep aynıdır.
Örn:
omega saat
Her reklamında o melodi çaldığında bir çok insanın atv seyredeceksiniz dediğini duyuyorum…
Belki de amaçlarına ulaştıklarından artık sadece melodisni koyuyorlar
kanallarda verilen çizgi filmlerden birinden küçük bir anlık bir kare…çizgifilm karakterleri o sırada araba gibi birşeye binmek üzereler ve arkada bulunan binanın penceresinde çıplak bir kadın çizimi…
tabiki cezası büyük…
aynı şekilde sinemada verilen aslanlı çizgi filmlerden birinde gökyüzünde “sex” kelimesi çizilmiş yıldızlarla…Böyle birkaç örneği daha var…
subliminal mesaj içeriği genelde cinsellik ve savaş üzerinedir.çünki İNSANIN DOĞASI HAYATTA KALMAK VE ÜREMEKTİR.
dolayısiyle bu iki etkeni beyin çok çabuk algılar.
Yılmaz Zenger’in İstanbul için tasarladığı Heykel Kent mobilyaları Attached to… Sergisi 08 – 19 Ekim 2008 tarihleri arasında Yapı-Endüstri Merkezi’nde ziyaret edilebilecek…
TMMOB Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi tarafından düzenlenen "Doğu Karadeniz Kırsal Mimarisi” fotoğraf sergisi 1– 30 Eylül 2008 tarihleri arasında ziyarete açılacak.



"Avrupa Kültür Başkentlerinde Gençler Harekette Uluslararası Çalıştayı” kapsamında "Uluslararası Sanat Sergisi" ziyarete açılacak.